4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2494
Okunma

Bir gün yolcular yaya yolunu tercih ederler. Seferleri çok uzaklaradır,ellerinde azıkları dağları aşarak gidecekleri hedefe doğru yola koyulurlar. Uzun mesafeler kat edeceklerini bilirler,buna görede kendilerini ayarlarlar.
Sabahın fecr vaktine yakın bir zamanda yola çıkarlar. Gidecekleri yol güzergahında her türlü tabiat şartları mevcuttur. Bazen bir kayalıktan süzülecekler bazen bir dereden geçecekler,bazen de bir dağın yamacından düşecekler,herkeste bunun farkındadır. Şartlar o kadar açık ki;bir birlerini ikaz etmelerine bile gerek yoktur.
İçlerinden her birisi şunu geçirmekteler ve bir diğerlerinin kendi noksanlarını tamamlayacaklarını tahmin etmekteler. Hal o hale gelir ve o derece ruh halleri bir birlerine yakınlaşır ki aynı şeyi düşünürken farkında olmadan aynı şeyi bir birlerinden bekler hale gelirler,nihayetinde;her birisi yol hazırlıklarını unuturlar diğerleri almıştır deyip.
Zaman yola çıkıştan sonra gerçeği ortaya çıkarır,ve hiç biri bir diğerine yol azığını almadığını söyleyemezler. Ufuk çizgisi belirmeye başlar karşıki tepelerden alınan mesafe bayağı vardır. Geldikleri yerse bir dere kenarı ellerini yüzlerini yıkamak için mola verirler. İçlerinden birkaç kişi abdest alıp namaz kılmayı istediklerini beyan ederler,eller kollar sıvanır,ayakkabılar çıkarılır ve dereye girip abdest alırlar,derken diğerleri de imrenerek onlarda başlarlar abdest almaya
Baharın ortasıdır ve günlerden Pazartesidir,namazın vakti geçmeden kılarlar namazları tek başlarına,sonra yeniden yola koyulurlar. Az gider, uz gider, dere tepe çıka ine giderler. O kadar çok giderler ki yerleşim yerlerinden çok uzaklara varmışlar,kuş ‘’konmaz kervan geçmez’’ deyimi söz yerinde tam buraya gelip yorulurlar. Bir dağın yamacında ormandan da yeni çıkmışlar.
Mihmandarları burada mola vermeleri gerektiğini söyler,ama yemek yemeleri gerektiğini bir türlü diyemez çünkü kendisi diğerlerine güvenmiştir. Diğer arkadaşları da aynı hal üzere olduklarından aç olduğunu hiç kimse hatırlatamazlar. Bu hal o kadar uzun zaman alır ki
Akşamın gurup vaktinde ufuk çizgisi belirir iyice yorulmuşlardır. Dinlenelim sesleri yükselir ama açlık sesi yine yok .geceyi orada geçirmeye karar verirler.
Derenin kenarında konaklarken bir taraftan açlıklarını da içten içe düşünmeye başlarlar. Yapacakları bir planları yoktur arkadaşlarının azıklarına bakmaktan. Toplam 11 kişiler. Kimselerden açlıkla ilgili hiçbir öneri gelmeyince anlarlar ki; her birisi diğeri gibi düşünüp kendi alması gereken azıkları almadıklarından aynı şeyleri düşünerek aç kalmışlar ve zor bir durumla karşı karşıya kalmışlardır.ağaç yaprakları ve bir iki yemeye ot buldukça hayatta kalmaya çalışmışlardır.
Atalarımız boşuna dememişler’’azığını evden al,arkadaşını köyden, ‘’diye bu hareketleri onlara iyi bir ders olmuş. Artık bakar olmuşlar ufuk çizgisinin hangi yana baktığına . Yön çizerken buluta rüzgarlar; bizim yolcular hayatta kalma mücadelesine başlamış ve varacakları yere gidemeden derslerini alarak geri dönme uğraşına başlamışlardır.
Her bir ufuk çizgisinde insan; kendi yazgısını o gün bu gündür arar dururmuş.
05-01-2010
Hayrettin
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.