Kararsızlık en büyük felakettir. descartes
sair_asi
sair_asi

Çeyiz Sandığı

Yorum

Çeyiz Sandığı

1

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

752

Okunma

Çeyiz Sandığı

Bugün yıktım annemin otuz iki yıllık eskilerini, eski diye tabir edilen ama odasında o hiç ayıramdığı ‘’çeyiz sandığı’nı’’ ve birkaç parça eşyayı. Ama en çok içini acıtan o sandık olmalıydı ki, nasıl da mahsun bakıyordu cam aralığından, gözyaşlarını perdenin aralığına akıtarak. Nasıl acıdı içi kimbilir, cam kenarından izliyordu baltayı nasıl sertlikle vurup duygularını nasılda ezdiğimi...

Daha dün değişti yatak odası, farklı şeylerle doldu oda birden, eskiliğini yitirir gibi oldu herşey, yenilenen eşyaların yerini yeni duygular alıyordu yavaş yavaş. Ta ki o çeyiz sandığının içi açılana kadar..

Düşünüyorumda otuz iki yıllık bir sandık nasıl dayandı bugüne kadar? Ya da o günden bugüne nasıl özenle geldi; tek çiziksiz. Ciddi söylüyorum evet, tek çiziksiz... bir evlat gibi kollamıştı sandığını. Kolay değil ilk gelin olduğu anlarını yad ediyordu her o sandığı açtığında. Eh! Birazda naftalin kokusuyla karışıtı tabiki duygular...

İşin aslı nasıl da acıdı içi annem’in. Ve ben ilk defa o yeşil gözlerinden bu kadar samimi yaşların aktığını gördüm; büyük bir özlemle. ‘ gençliğimi parçalıyorsun evlat, eskilerimi yıkıyorsun! Vur bir balta daha bak o vurduğun yer varya, işte orasıydı duvağımın yeri’ diye mırıldandı birden başımda; benim duyduğumdan habersiz, dur kırma! Diyordu içinden. Ama artık çok geçti, ve sandık ikinci balta acsına dayanamayarak ikiye ayrıldı. ‘ gitti’ dedi annem. ‘Otuz iki yıllık çeyiz sandığım gitti’. ‘Bunun acısını bilemezsin sen’ deyip o hüzünlü yüzüyle bana bakıp; ‘iftara birşeyler hazırlamaya gidiyorum’ diyerek kaçırdı benden gözyaşlarını. Oysa ki hala ıslaktı perdeler, ilk yıkamadan çıkmış gibi...

Eskimiyor muyuz ne? Yada yeni olan herşey eskileri bize anımsatıyor mu? Ve ya özletiyor mu? Bugün ellerimle parçladığım otuz iki yıllık o sandıktan kimbilir ne anılar geçti. Kolaymıdır bukadar parçalamak eskileri? Düşünceleri, o hınzır gençliği unutmak bu kadar kolaymıdır? Yirmi yaşıma giriyorum yavaş yavaş, yaşadıklarım beni yılların otuzuna atıyor adeta. Oysa benim eskiyecek çok şeyim var daha. Anlatabileceğim çok şey yok belki anılarımda. Bir çeyiz sandı yok belki sevgilimin, belki daha evlenemedim düşlerimde bile. Ama hala yazacak bir çok şeyim var satırlara. Yaşanmışları yazıyorum, yaşanılan her ne olursa olsun bıkmadan usanmadan yazıyorum...

Yuvarlanıp giderken hayatın bir köşesinde, elimizde akşam kahvesi veya bir elimiz hala o eski resimlerde hiç dalmıyormuyuz o ilk günlerimize? Sarı fotoğraflar yolculuğu altında ne çok geziniyoruz ve sonradan ne çabuk geçti yılların diye ah çekiyoruz; kahvenin telvesi dudaklarımızda, aslında hiç benzemiyor o hep bir arada içilen kahvelere. Sarı fotoğraflar yolculuğunda, yemeği ateşte unutarak başladığımız güne eski radyo şarkıları da eklenince dayanılmaz bir hal alıyor duygularımız. Ve birde otuz iki senelik sandığınız kırılıyorsa evladınız tarafından, mecburen... ne radyoda ki şarkı, ne sarı fotoğraflar yolculuğu içinizi bukadar acıtmıyor...

Eskilerinizi atmaya kıyamıyorsunuz değil mi? Ah şuda dursun diye evinizde bir yerinde,bir oda dolusu gereksiz sayılan ama aslında sizin için büyük önem arzeden kimbilir ne kadar çok şeyler vardır. Hala okumaya, bakmaya kıyamadığınız, hatta dokunmaya ve kimselere göstermek istemediğiniz ve yalnızca sizin için saklanan kimbilir ne eskiler vardır eviniz’in bir köşesinde. Ve benim gibi ne yasaklı mendilleriniz vardın hala çekmeceleriniz bir köşesinde, örtü niyetine...

Eskimeyen bir tek düşüncelerimiz. Otuzi iki yıllık sandık şu anda onlarca parçalar halinde depoda yakılacağı günü beklemekte. Ama duygularımız hala yüreğimizin bir köşesinde, onlar hatırlanmayı bekliyorlar. Ozaman eskileri yad etme sırası... ne duruyorsunuz?
Şimdi bütün çeyiz sandıklı duygularınızı serin düşüncelerinize, şimdi sıra onlarda. Tek nüshalık yasaklı kağıtlar gibi onları saklamak yerine, yeniden canlandırma vakti şimdi... eskiler yad edildikçe güzel...

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Çeyiz sandığı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Çeyiz sandığı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Çeyiz Sandığı yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
mutsuz köyün masalcısı
mutsuz köyün masalcısı, @mutsuzkoyunmasalcisi
21.12.2009 22:55:40
Eskimeyen bir tek düşüncelerimiz. Otuzi iki yıllık sandık şu anda onlarca parçalar halinde depoda yakılacağı günü beklemekte. Ama duygularımız hala yüreğimizin bir köşesinde, onlar hatırlanmayı bekliyorlar. Ozaman eskileri yad etme sırası... ne duruyorsunuz?
Şimdi bütün çeyiz sandıklı duygularınızı serin düşüncelerinize, şimdi sıra onlarda. Tek nüshalık yasaklı kağıtlar gibi onları saklamak yerine, yeniden canlandırma vakti şimdi... eskiler yad edildikçe güzel...



ne güzel düşünülmüş ve yazılmış böyle...
yürekten tebriklerim sizinle...

Paylaş
YAZI KÜNYE
Tarih:
21.12.2009 15:41:30
Beğeni:
0
Okunma:
752
Yorum:
1
BEĞENENLER
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL