11
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1721
Okunma
AŞK KALEMİ
Akşamı zor ediyordu delikanlı. Çalıştığı işyerinden koşar adımlarla gidiyordu, tek kişilik yuvasına.
Dışardan izleyen de, evde onu dörtgözle bekleyenlerin olduğunu sanırdı. Acele ayakta birşeyler atıştırıp geçti
bilgisayar başına. Ne kadar edebiyat sitesi varsa dolanıyordu tek tek. Şiirler, yazılar ailesi olmuştu.
Onlarla gülüp onlarla ağlıyordu.
Bir kaleme tutuklu kaldı. Yıllardır aradığını bulmuştu sonunda. Herbir şiir dizesinden aldığı ilhamla
yazdığı şiirlerin tadına doyamıyordu kendi bile. Sitedekiler hayrandı şiirlerine. Bilmiyorlardı şiir kaynağını.
’’Aşk kalemim’’ adını verdi tutuklu kaldığı kaleme. Her gece şiir üzerine yazışmalar, atışmalar derken
bir yuva kuruldu sanalda şiir üzerine. Şiir yuvaları, dizeler yataklarıydı. Aşkın en güzeli yaşanır oldu.
Alışkanlık ve tutkuya dönüştü aşk geceleri.
Delikanlının aşk kalemi rahatsızlandı bir gün. Siteye uğrayamaz oldu. Çünkü Hastaneye kaldırılmıştı.
Delikanlı çılgına döndü. Ne ismini biliyordu, ne adresini, ne telefon numarasını. Çaresizlik içinde bekleyişe geçti.
Koskoca bir boşlukta bekleyiş. Bilgisayar başında saatlerce bekliyordu, yalnızca bekliyordu. Ne bir şiir okuyor, ne bir yazı.
Kendi de yazamıyordu artık. Kalemi kırılmıştı sanki, aşk kalemi olmayıca...
Gene koşar adımlarla geldiği evinde, umutsuzca açtı bilgisayarını. Beklemeye durdu, derken bir mesaj aşk kaleminden.
’’ÇILGIN YÜREĞİM, GELDİM...BENİ ARADIN MI?’’Delikanlının gözyaşlarıyla klavye ıslanırken, ardı arkası kesilmedi dizelerin.
Bonbardımana tutuldu aşk kalemi. Sabaha kadar sürdü sohbetleri. Sonunda karar verildi sanal gerçek olmalıydı.
Gerçek bir yuva kurulmalıydı. Bu özlem dinmeliydi. Delikanlı bir demet kırmızı güllerle,pazar günü saat 13.00’da gidecekti
anlaştıkları yere. Aşk kalemi bulacaktı onu, parola söylenecekti karşılıklı. Aşk kalemi ’’çılgın yürek’’ derken delikanlı
’’Temiz yüreklim’’ diyecekti.
Beklenilen gün geldi. İki güzel yürek heyecanla buluşma yerlerine gittiler. Büyük bir parktı gittikleri yer.
Kocaman bir parkta tekbir ağaç vardı diğerlerinden farklı, o ağacın altında buluşacaklardı. İkiyüz yıllık kavak ağacı.
Delikanlı 12.45’te ağacın altına geldi, heyecanla etrafı izlemeye koyuldu.
Onbeş dakika bekleyeceğim seni derken, saatler geçti ne gelen var ne giden. Akşam karanlığı çökmeye başlayınca,
delikanlının umutları soldu. Üzgün, yorgun bir vaziyette parktan çıkarken, kapı girişindeki bankta oturan çok yaşlı,
yüzünde derin çizgileri olan ve ağlayan bir kadını gördü. Elindeki kırmızı gülleri ona uzattı. Ve ’’sizinde mi beklediğiniz
gelmedi, üzülmeyin...’’ deyip ayrıldı parktan.
Evine ulaşır ulaşmaz bilgisayar başına geçti. Bir mesajı vardı aşk kaleminden ’’GÜLLERİN ÇOK GÜZELDİ, SENİN GİBİ GENÇ’’
Ve o geceki şiirini yazdı aşk kalemi
Bırakalım sanalda kalsın sevdamız
sen şiir yaz, ben gölgesinde nefes alırım
Ben şiirle yaralıyım, sen kanımla beslen
Görmesin gözün cismimi
Şiirlerde buluşalım
Temiz yüreklim de bana
Sözlerinle ısınırım
Sen se, benim çılgın yüreklimsin
Soldurmasın bakışlarım gözlerini
Acıtmasın aklarım ruhunu
Şiirlerde buluşalım
Ey sevgili
Yücelerden gelir dizelerin
Ben tepelere bakarım
Bedenim topraktır
Sen anlat, ben dinlerim
Şiirlerin başımda taçlanır
Ben yaşlı bir kavak ağacı
Sense yeni fidan çınarsın
Ben hazan yaprakları dökerim
Sen se, yeşertirsin yapraklarını
Şiirlerde buluşalım
Ayrı sulardır yüzdüğümüz
Senin suların okyanus
Bense kıvrım kıvrım dolanan
küçük nehirlerdeyim
Kah batar bedenim, kah çıkar su üstüne
Küçük nehirlerde dolanmaktayım
Boğulurum sularında
Şiirlerde buluşalım
Hapsetmesin varlığım bedenini
Özgürlüğüne kanat aç
Ben topraktan seyrederim
şiirlerde buluşalım...
20 aralık 2009/nilkurt
Öykü ve şiir tamamıyla kurgudur...