14
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
682
Okunma
PROVOKASYON
Dr. Sadık ÖZEN
Son yapılan hain saldırı için, resmi ağızlarca “Provokasyon” sözcüğü kullanılarak, bu olayı kimlerin yarattığının araştırılmakta olduğu açıklanmış bulunuyor. Ulusumuzu gözyaşına boğan ve kimlerin yarattığı apaçık ortada duran, kurduğu tuzakla 7 askerimizi şehit eden caniler için bu sözcüğün kullanılmasını anlamsız bulduğumu ve hatta şaşkınlıkla karşıladığımı söylemek istiyorum.
Sizlere “Günaydın !” diyorum beyler !. Lütfen, daldığınız gaflet uykusundan uyanır mısınız artık! Çok zahmet olacak ama daha fazla vakit geçirilmeden, daha çok kan akıtılmadan, analar daha çok gözyaşı dökmeden, artık, uyanma ve gerçekleri görme zamanınız gelmiş de geçiyor.
Hangi provokasyon beyler, bu saldırının; günlerdir ülkemizin birçok yerinde karakollarımıza ve güvenlik güçlerimizin oturduğu lojmanlara saldıran, buraları ateşe veren ve ülkemizi cehenneme çeviren tescilli terör örgütü tarafından işlendiğinin farkında değil misiniz? Bunu artık ilkokul çağındaki çocuklar bile biliyor ve meydanlara çıkarak bunu yapanlara lanet okuyor. Sabır taşını çatlatan bu haykırışları kulaklarınız duymuyor mu?
Bırakın tertip ve provokasyonu ortaya çıkarmak için çaba göstermeyi, gerçekleri görün artık. “Açılım” adı verilen garabetle bu sorunun çözüme kavuşturulamayacağını anlayın. Bu sorunun çözümü, ne ABD, ne AB ve ne de Meksika’dadır. Çözüm ülkemizdedir. Çözüm İmralı’ da da değildir. Çözüm TBMM’ndedir.
Bu konu, siyasi olmaktan çıkmış ve tamamen milli bir sorun halini almıştır. Parti çıkarlarını, oy hesaplarını ve siyasi polemikleri bir kenara bırakın. İnatlaşmaktan vazgeçin.
Halkımız büyük kuşkular içindedir. Medyada yer alan ve korku yaratan haberler yanında, kulaktan kulağa, çok olumsuz fısıltılar yayılıyor. Milletimizi korku ve kuşkulardan kurtarmakla yükümlü olduğunuzu unutmayınız. Ülkede huzur, ahenk ve refahı sağlamakla görevli olan sizlersiniz.
Provokasyon sözcüğü altında; yeni kuşkular, yeni suçlular ve yeni senaryolar üretilmesine izin vermeyin. Bu halkın daha fazla olumsuzluk yaşamaya dayanma gücü ve direnci kalmadı artık. Yeni senaryolarla karşılaşmak istemiyor.
Sayın İçişleri Bakanı; “Sizin öneriniz var mı” diye soruyor. Evet Sayın Bakanım, benim çok geçerli bir önerim var. İzninizle, bu sorunuza, şu sorularımla yanıt vermek istiyorum:
- Yasalarımızda, olağanüstü durumlarda uygulanması gereken hükümleri neden uygulamıyorsunuz?
- Olayların yoğun olduğu bölgelerde neden “Sıkıyönetim” ilan etmiyorsunuz? Yaşanan olumsuzluklar yetmedi mi? Daha ne bekliyorsunuz?
Birçok vatandaşımızın sizlere bu soruları yöneltmekte olduklarına inanıyorum. Sesime, daha doğrusu feryadıma kulak verin lütfen. Ben bir vatandaşım ve sizlerden bunları istemek benim hakkım.
Saygılarımla…
08.12.2009