6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
944
Okunma

KÖTÜ KADININ KIZI
Fizik öğretmeni diplomamı hak kazanmıştım.İlk görevim için Doğu Karadenizde bir sahil kasabasındaki ilköğretim okuluna atanmıştım. Bir başıma gitmiş,bir eve yerleşmiştim. Okul öncesi yaptığım bu erken yerleşme ilk heyecanımdandı. Çevreyi iyice tanımak istiyordum. İnsanları nasıldır, ne yapar...nasıl yaşarlar? Çünkü görevimi önemsiyordum. Öğretmen olmadan önce iyi bir psikolog olmam gerektiğini düşünüyordum. Aslolan bir şeyler öğretmek değil, öğrenmeye özendirmek olmalıydı. Bunun için de -derse giren- çocuğun sorunlarından arındırılmış olması gerekirdi.
Deniz kıyısına dik inen yeşillikleriyle bir doğa harikasıydı bu kasaba. Yalnızca kıyı gazinosunda oturup çay içmek bile dünyanın en büyük keyfi olmalıydı. İşte bu keyfi yaşarken ayrımsamıştım onu...oldukça güzel bir kadındı. Makyajsız güzel...Omzuna düşen diri saçları mısır püskülü gibi hareli ışıldıyordu. Gri renkteki kumaş paltosunun içinden görünen şeker pembesi balıkçı kazağı duru cildine renk katıyordu. Yanındaki -on/oniki yaşlarındaki- kız, çocuğu olmalıydı. Sessizdiler. Kadın; kısık gözlerle çevreye bakıyordu. Daha çok da erkeklerin oturduğu yöne doğru ve birini arar gibi...Hemen arkasında bir grup çocuk oyun oynuyordu. Aralarında da ana kızı işaret edip fısıldaşıyorlardı. Belli ki bu çocuğu aralarına almak istemiyorlardı. İşte buna dayanamazdım. Oturduğum yerden seslendim. Bu küçük kasabanın meraklı insanları kim olduğumu çoktan öğrenmişti.
Ana kıza lâf attığımı gören çocuklar şaşkınlıkla bakmışlardı. Neredeyse gelip beni uyarmak ister gibiydiler. Bu fırsatı vermeden yerimden kalkıp yanlarına gittim. İzin isteyerek oturdum. Kendimi tanıttım. Biraz söyleşmeye gereksinmem olduğunu söyledim. Kızın yüzü gülmüştü. Hele çantamdan çıkardığım çikleti de armağan edince gamzeleri görünmüştü. Annesine çok benziyordu. En az onun kadar güzeldi. Söyleşiden ikimizden keyif almıştık. Annesi ise sessizliğini koruyordu.
Sonraları bu kadının "kötü kadın" olduğunu öğrendim. İnsanlar çocuklarının da kızıyla arkadaşlık etmelerini istemiyordu. Küçücük bir çocuk-akranları tarafından-dışlanmayı hak edecek ne yapmıştı?...Buna izin vermeyecektim. Kızı gördüğüm her yerde lâf atıp hatırını sordum. Çocuğun buruk yalnızlığı içime dokunuyordu. ğrendiğime göre derslerinde çok başarılıymış. Ama -geçimini erkeklerden sağlayan- annesi yüzünden cezalandırılıyordu. Kimi kadınlar beni de uyarmışlardı. Onlara bir şeyler söylemeyi çok isterdim ama henüz erkendi.
Okullar açıldığından beri artık onları görmüyordum. Ben de işime odaklanmış; neredeyse unutmuştum.
Koca bir -öğretimde ilk- yılım çoktan geride kalmıştı.
Kasaba bana, ben de kasabaya yeterince alışmıştım. Kimi zaman annemle babam da gelip kalmıştı yanımda...ikinci yılıma başlamıştım...ve üçüncü yılıma.
Yıllar su gibi geçmişti. Bu üçüncü yılımda, yeni öğrencilerim arasında o kız da vardı. Annesi olamayacağına göre büyümüş, filiz gibi bir genç kız olmuştu. Dersler devam ettikçe çok çalışkan ve terbiyeli olduğuna da tanıklık ettim. Ama hep tek başınaydı. Ona karşı çok doğal davranıyor başarılarından ötürü sevgimi de özellikle yansıtıyordum. Sanırım bu davranışım diğerleri arasında ikilem oluştur-kimileri de-ona sokulma gereği duyumsuyordu.
Bir gün ağladığını gördüm. Çok sıkıştırınca bana açılabileceğine karar verdi. Erkek öğrenciler rahatsız ediyormuş. Çirkin söylayrımında değilmiş gibi karşılık veriyormuş. emlerde, hatta önermelerde bulunuyorlarmış. O bunlara susarak ve ayrımında değilmiş gibi karşılıyordu. Oysa delikanlılar işi kâğıda dökmüş, defterinin arasına koymuşlardı. Bu kadar güzelken okumasına ne gerek varmış...?
Sinirleri iyice zayıf düşmüş.
Yeni filizlenen bir genç kızın böyle yıpratılmasına dayanamıyordum. Kararımı vermiştim. Gözden uzakta; kendisini bulmasına yardım edecektim. Atanma isteyerek kızı da yanım sıra alıp gidecektim. İnsanların önünde ceket ilikledikleri güne kadar...
(Bu öykü İlk Gençlik Öykü Ödüllü kitabım "Birleşen Sevgiler" deki 27 öyküden biri...ayrıca TAY Dergisi aralık 2002 sayısında da yayımlanmıştı.)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.