Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar, bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak... uzaklardan gelip geçerken, kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar o kadar. orman bütün sessizliğiyle yine yalnız duracak orada... ı.kant
Eser Akpınar
Eser Akpınar

BİR GÜNLÜK GÜNLÜK...

Yorum

BİR GÜNLÜK GÜNLÜK...

7

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1024

Okunma

Okuduğunuz yazı 18.10.2009 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

BİR GÜNLÜK GÜNLÜK...

Bu gün 18 Ekim Pazar…saat 12.17…

Standart bir Pazar sabahı. Kahvaltı, bulaşık makinesinin kurulması, çamaşır makinesine çamaşır konması, kısa bir deparla evin toplanması. Günün en güzel saati kahve eşliğinde gazete mütalaası. Tv karşısına kurulma ve Jane Austin ile ilgili güzel bir film izleme.

Film bitti, makineleri boşalttım sıra kitabı alıp kurulmaya geldi. Miskin bir kedi edası ile L koltuğa uzun oturdum. Dizlerime yumuşacık battaniyemi örttüm. Gözlüğüm, suyum, kül tablam ve sigaram. Bütün donanım tamam. Fonda İtzhak Perlman muhteşem kemanı. 2. parça çalmaya başladığında, henüz kitabın kapağını bile açmadığımı fark ettim. İzmir’e dalmıştı gözlerim. Denize. İskeleye gelip, giden gemiler. Yürüyüşe çıkmış insanlar. İzmir bu gün Monalisa gibi. Bir yanı dün geceden beri hüzünlü, ağlıyor. Diğer yani hafif bir tebessümle “merhaba “ demeye çalışıyor güne.

İnsan beyni ne kadar garip. Hiç durmadan çalışan bir makine. Hani bazen çokça da yoruyor insanı. O kadar anıyı, görüntüyü, sesi neresinde saklıyor? Bazen bir makine olsa da beynime takıp hiç değilse 5 dakikalığına durdurabilsem, o da dinlense, ben de dediğim zamanlar olmuştur.

Gözlerimi İzmir den çekip salonumda dolaştırıyorum. Eşya seçerken bir tek şeye dikkat ettiğimi hatırlıyorum yaydığı huzura. Ne parası, ne şekli, ne de modası hiç etken olmamıştı seçimimde. İçimin kaynadığı, görür görmez sevdiğim az ve öz olmasını istemiştim. Öyle de oldu. Bizler 78 kuşağının insanlarıyız. Sürekli 68 kuşağından bahsedilir ama en çok kaybın olduğu kuşak bizlerizdir aslında. Bu günlerde 50 li yaşlarını yaşayan insanlar. Düşünce devriminin geçiş sancısı içinde yetiştirilmiş kişileriz bizler. Bazılarımız geçmişten gelen tabuları yıkamayıp ebeveynlerimizin hatta büyükanne ve büyükbabalarımızın devamı olmaktan kurtulamadık. Bazılarımız da bu cenderenin farkına varıp içinde hapis olmamak için çabaladık. Sonuçta 2 tip insan çıktı ortaya. Geçmişin tekrarı olanlar ve şimdilerin moda sözcüğü ile tekrarların Arızalı dedikleri. Yani bizler. Tanrım düşünüyorum da hayatımdaki en küçük farklılık için bile ne çok savaş vermem gerekti. En basiti sehpalarımda, mutfağımda örtü kullanmadığım için annemle savaştım. Evimin bir kadın evi görünmediğini söylerdi hep. Hala da aynı görüşte. Bir erkekle bir kadının gerçekten arkadaş olabileceklerini anlatma, kabul ettirme savaşı verdim. Hem aileme hem de daha sonra eşim olan kişiye. Namusun gerçek yerinin beyin olduğunu savundum. Hormonları çalışan, sağlıklı her çocuğun gün gelip bir birlikteliğinin olmasının çok doğal olduğunun arkasında durdum, inatla. Çocuklarımı da böyle büyüttüm. Ve evet, gün geldi bizler kendi çocuklarımızı yetiştirdik.

Ne kadar çok suçlandık çocuklarımız tarafından. Suskun, baş kaldırmayan, kendini ifade edemeyen, dünyanın mahvedilmesine göz yummuş, ekolojik dengeyi bozmuş, düzene kafa sallamış hala da sallayan olmakla suçladılar bizleri. Kendilerince haklıydılar. Gerçekten de öyleyiz. Ama hiçbir şey sebepsiz değildir. İşte bizleri suçlarken atladıkları en önemli şey NEDEN? Sorusunu sormamaları oldu. Onlar 80 ler dönemini yaşamadılar. O dönemdeki kıyımı, işkenceleri bilmiyorlar. Bilmiyorlar ki, insanlar sadece kızdıkları için komşularını, arkadaşlarını asılsız suçlamalarla ihbar ettiler. O insanlar bir daha geri dönmediler. Bu örnekleri uzatmak mümkün ama sinir bozucu.

Sessizlik. Cd bitmiş. 16 parça süresince geçen zamanın farkına bile varmadım. Kucağımda bekleyen kitaba takıldı gözüm. Alvero Mutis Son Rıhtım cümlesinin ardından biraz küskün bakıyor bana. Beni unuttun diye sitem eder gibi. Bu arada bir şeyin daha farkına varıyorum izlediğim filmden esinlenerek. Ben hiç Jane Austin okumamışım Gençliğimde annemin okunacak diye elime tutuşturduğu Tolstoy dan, Dostoyevski den, Charles Dickens dan. Daha sonra kendi seçimim Mehmet Eroğlu dan, Cezmi Ersöz den, Özdemir Asaf tan ve diğerlerinden hiç sıra gelmemiş. İlk fırsatta İletişim Kitap evine gitmeliyim diye düşündüm.

Play tuşuna bastım. Biraz daha kaykılarak kitabımın kapağını açtım. Huzur. Ne muhteşem duygusun. Hele de arkadaşın yalnızlıksa.

Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan...
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan...
Paylaşılmaz.

Bir düşün’de beni sana ayıran
Yalnızlık
Paylaşılsa yalnızlık olmaz. ( Ö. Asaf )

Eser ASLANLI
İzmir

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Bir günlük günlük... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Bir günlük günlük... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BİR GÜNLÜK GÜNLÜK... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Hatice Dökmen
Hatice Dökmen, @haticedokmen
22.10.2009 17:34:42
Bir arkadaşım-yakın tarihte en yok olmuş,harcanmış kuşak bizim kuşağımız-derdi.
O da bizin kuşağın kurbanlarından biri idi.
Ben bazen düşündüğümde evet harcanmış olabiliriz ama
hiç değilse idolü olan bir kuşaktık diyorum,zira şöyle bir baktığımda şimdiki kuşağın idolü bile yok.
Kaleminizle tanışmak büyük zevk arkadaşım.
selam ile.
Guldane Dal
Guldane Dal, @guldanedal
19.10.2009 14:00:16

Geleceğine hesap verirken demek ki insanın gününün gerçekliğini kavrayıp bir şeyler yapmış olması gerekiyormuş bazı şeylerden kaçmanın yerine yoksa yalnızlık bizlerin en iyi arkadaşı olur...


nertenn
nertenn, @nertenn
19.10.2009 10:24:55
kendine yetebilen,şimdikiler arızalı da dese dahi
ne olduğunu bilen biz 78 kuşağı kadınları.kadınları diyorum çünkü erkeklerinde fark çok da yok.
bundan sonra belki biz gerektirdiği gibi yetiştirirsek çocuklarımızı
günlük harika ,seçimi haketmiş
ilk okuyorum sizi umarım hep okurum devamını dilerim
bilgeperi
bilgeperi, @bilgeperi
19.10.2009 00:21:35
ruha hitap eden bir müzik ve bir kitap varsa başucumuzda, hele ki bir de deniz tamamlıyorsa bu kareyi böyle yalnızlığa can kurban.. bir de sadeliğin şıklığı eklendi mi tadından yenmez..
ne boş kalabalıklar feda ettim böyle kaliteli ve yalnız anlara..
Kemanı Farid Farjad'dan dinliyorum ben de.. İtzhak Perlman'ı da dinleyeceğim en kısa zamanda..
78 kuşağı değilim 88 kuşağıyım ama benzer kuşak çatışmalarını yaşadım ve hala yaşayanlar çok.. burası benim evim, benim dünyam ve ben buyum diyebilmeli insan..

farklı bir yazının güne düşmesi güzeldi.. tebrikler..

Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
19.10.2009 00:08:47
Tebrik ediyorum...Yorucu değil, dinlendirici bir yazıydı. Sanki o L koltuğa siz değil ben uzanmışım ve yazdıklarınızı kitap niyetine okuyormuşum gibi geldi. Kısacası tatlı bir anlatım...
KUTLUYORUM..
deniz_tayanç1
deniz_tayanç1, @deniz-tayanc1
18.10.2009 23:10:49
10 puan verdi
Zaman şeridi üstünde, kah gülüp kah dalıyor Yazar.
80 leri yaşamayanlar, belki 90 ları 2000 leri ve dahi kendi zamanını bile yaşayamayacak. Yaşamadılar anladım, bari bilselerdi. Bir kahve içimi rahatlıkta ve sadelikte bir yazı.
Ustacaydı.
pelin
pelin, @pelin35
18.10.2009 17:33:23
"İzmir bu gün Monalisa gibi." bu benzetmeye hayran kaldım desem abartmış olmam sanırım.

Kendi kuşağınızı ne güzel anlatmışsınız, her ne kadar halen genç diye adlandırılan kuşağa dahil olsam da yazınızı okurken empati kurabildim ve hissettim yaşadıklarınızı...

Güzeldi, anlamlıydı, kaleminize sağlık...
Saygılar...
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL