5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
791
Okunma

Bu gün, 30 Ağustos 2009, ülkem zafer bayramını kutluyor. Ben iki bayram birden kutluyorum. Çünkü 19 yıl önce bu gün bende bir zafer kazandım, bir oğlum olmuştu.
19 yıldır ilk kez doğum gününde oğlumun yanında değilim. Oğlum çok uzaklarda.Yanımdan gittiğinden beri ona hasretlik şiirleri yazıyorum. Babamı kaybettiğim gün parmak uçlarım sızlamıştı. Bu gün de aynı sızıyı hissediyorum parmak uçlarımda.Kendi kendimi teselli ediyorum ’Sabret, elbet bir gün anlayacaktır onu ne kadar sevdiğini, henüz yaşıyor, sonsuzluğa uğurlamadın ya ’
Daha düne kadar ’Annecim sen dünyanın en anlayışlı, en şefkatli, en güzel annesisin’ diyen oğluma ne olmuştu ? Ne olmuştu da 18 yaşına gelince beni görmek istemiyordu.
İlk önceleri kendimi suçladım hep. Onu ben yetiştirdim diyordum, bir problem varsa benden, hep benden. Evlerden anne oğul arası kavgalar yükselirken, oğlum bana
- ’anne bana kavga etmeyi ne zaman öğreteceksin’ derdi.
-’Şakası bile kötü oğlum’ derdim. ’ Her bir kavga yürekte leke oluşturur, lekeler çoğalınca kin, nefrete dönüşür. Yaşamda konuşarak halledilmeyecek hiç bir şey yoktur, kavgaya ne hacet.’ Her şeyin aşırısına karşı çıkan ben, sevgi konusunda sınır çizemezdim. Herhangi bir çocukluk hatasında hiçbir zaman toplum içinde uyarmadım, evimizde gereken uyarıları yapardım. Bir büyüğe davranır gibi saygıyla davrandım hep. Karnesinde düşük notu olduğunda
-’Çalışıp düzeltirsin, takma kafana’ derdim. İlkokul sıralarından, lise sıralarına kadar her sabah uğurlarken kapıdan öperek,
-’Aman oğlum öğretmenlerine saygılı ol, kendinden küçükleri sev, arkadaşlarınla iyi geçin’ demekten başka yaşamına müdahale etmedim.’ Her akşam iki dost gibi konuşurduk şakalaşarak. Öpücük yağmurlarına tutardı beni ’yeterrrr’ diye bağırırdım avazım çıktığı kadar. Ben oğlumu sevip saydıkça, akrabalarımda sevdi saydı, komşularımda,öğretmenleride, arkadaşları da. Öyle espiriliydi ki, Lise deki kep töreninde ’Okulumuzun Cem Yılmaz’ı diye anons etmişlerdi.
Üniversite anfileri mi değiştirdi oğlumu, nazaramı geldik ? İşin içinden çıkamıyorum bir türlü. Kimi dostlarım gençliktir diyor. Anlam veremiyorum.Çünkü biliyorum ki ne ekersen onu biçersin. Sevgi ektiğimi sanmıştım oysa. Bu yıl ki doğum günü için şiirlerimi derlediğim kitaba adını verdim ’GÜNEŞ’ İstedim ki doğum günü hediyesi sevgi yumağım olan şiirlerim olsun ona.
30 ağustosta saatler 24.00 gösterir göstermez aradım oğlumu açmadı telefonu...Hediyesini bile duyuramadım. Sesimi duyuramadım Dünyadaki cennetime...Çaresiz facebook’u açtım. Oradanda silmişti beni. Bir ümitle eklemesi için davet gönderdim. İnanamıyorum !... Kabul etti beni. Sevinçten yere göğe sığamıyorum. Doğum gününü kutladım, özlem mektubu yazdım uzunca. Geri mesaj geldi.
-’sağol’
Yooooo kızmayın oğluma.Biliyorum aylardır hasretlik çeken bir anneye bu sözcük çok az diye düşünüyorsunuz. Siz öyle düşünebilirsiniz. Aylardır geceleri uyumayan bu anne ’sağol’ sözcüğünü duydu ya, oğlundan bir ses gel di ya, bir uykuya dalmışım ki, sahur vaktini bile kaçırmışım...
İlk nefes geldi ya bugün, devamı gelecektir elbet.
DÜNYADAKİ CENNETİM ANNESİNİ CEHENNEMDE KOYMAZ....
nilkurt
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.