4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
497
Okunma
Bu ülkede yetmiş milyonun üzerinde insan yaşıyor. Değişik kökenlerden, değişik din ve mezheplerden olsa da, adı ;
Türkiye Cumhuriyeti’dir..Bu topraklarda yaşamayı seçmiş herkes bunu kabul etmek zorundadır. Ortak bir dilimiz, bayrağı
mız ve yasalarımız vardır. Bunları inkâr etmek, tanımamak bölücülüktür. Yöresel dil ve şivelerin aile içlerinde, arkadaş
ilişkilerinde kullanılmasına yasak koymak da insanlığa sığmaz.
Yetmiş milyonun üzerindeki bu nüfusun, sadece ve en çok on milyon gibi bir azınlığı bu ülkenin tüm kaynaklarını ve nimetlerini yemektedir. Bunun en son örneği ; en çok etkilenen ülkelerden biri olmamıza rağmen, içinde bulunduğumuz global krizde, ülkemizde süper lüks otoların leblebi çekirdek gibi satılmaya devam ediyor olmasıdır. Demek ki, ülkemizi yiyen bu azınlık krizden olumlu yönde etkileniyor.
Kimler var bu azınlığın içinde ? Türkler, Lâzlar, Kürtler, Arnavutlar, Boşnaklar, Çerkezler vb. diğerleri. Yani, ne ezen sadece biri, ne de sömürülen…Kimseye sen Lazsın, vergi vermeyeceksin, sen Kürtsün, vergi vereceksin dendiği falan yok.
Çalmayı, çırpmayı , adam dolandırmayı, vergi kaçırmayı becerebilen, kendine yedirebilen herkes zengin olmuş. Tabii bura
da az sayıda da olsa, dürüstçe çalışıp, biraz da şansından zengin olanları da unutmamak gerekiyor. Her zengin, mutlaka hırsız değildir.
Bu ülkede , çoğunluğu teşkil eden, her kökenden halk, yıllarca her türlü haksızlığa uğradı. Zenginin ödemediği vergiyi ödedi. Zengin çocuğunun yapmadığı askerliği yaptı. Hala da bu böyle. İşlemediği suçlardan cezalar yedi. Karakollarda
dayaklar , hatta işkenceler gördü. Rüşvetler, adam kollamacılıklar, hemşericilikler, ihalelerde fesatlar cirit attı. Trafik po
lisleri , belediye memurları, tapu müdürleri ve daha nice devlet görevlileri rüşvet yediler. Yiyenlerin de yedirenlerin de
içlerinde Türkler de var, Lâzlar da, Kürtler ve diğerleri de var..Doktorlar bile, bıçak parası adı altında rüşvet yedi bu ülkede. Otuz sene namusu ile çalışıp, emekli olduğunda açlığa mahkûm olan sürü ile insan var. İhmal sonucu sakat kalan,
ölen, sürünen bir çok insanımız var. Hepsi de her kökenden insanlar.
Güneydoğu’da özel bir şeyler olmuş olabilir. Bunun sebebi bölgede aynı kökene mensup halkın birlikte yaşıyor olması,
devlete karşı ayaklanma olasılığının, geçmişte defalarca olduğu gibi, fazla olması, dış güçlerin etkisi vb. olabilir.
Sonuçta, zulüm varsa bu ülkede, her kökenden insana vardır. Haksızlık varsa, herkese vardır. Sömürü varsa, azınlığın
çoğunluğa uyguladığı bir sömürüdür bu. Sadece Kürtlere karşı yapılan bir sömürü yoktur ortada.
Öyleyse neden , şimdi demokratikleşme zamanıdır dendiğinde, sadece Kürtler akla geliyor ? Diğerleri, eline silah alıp
dağlara çıkmadığı için mi ? Devletine düşman olup, ayrı devlet kurma , ülkeyi bölme hayallerine kapılmadığı için mi ?
Ülkenin askerine , polisine kurşun sıkmadığı için mi ?
Açılım diye bir şey olacaksa eğer, bu tüm ülkeyi kapsamalı. Önce dokunulmazlıklardan başlanmalı , yargı bağımsız hale
getirilmeli, bizi yönetenlerin ne oldukları ortaya çıkmalı. Yani önce – varsa eğer- ülkeyi yöneten hırsızlardan kurtulmalı
yız. Azınlığın çoğunluğa taahkümü ortadan kalkmadıkça, yargı bağımsız olmadıkça , hiçbir yere varılamaz. Rüşvet, kolla
macılık, ihale vurgunları bitirilmeli, vergi herkesten hakça alınmalı. Elbette ki, demokrasi tam uygulanmalı, düşünce özgür
lüğü, dil özgürlüğü vb. özgürlükler hayata geçirilmelidir. Demokrasi, herkes için olmalıdır.
Başka türlü, özel açılımlar falan, ancak art niyetlerin ürünü olabilir. Ya ,dış güçlerin etkisiyle, ülkeyi bölünmeye doğru sürükler, ya da seçim yatırımı olur.
Fikret TEZAL