Serçelerle ağlaştım bir vakit...Yanağımda yaşların süzüldüğü bir nehir... Karanlıktı. Kalemim kimsesizliği soluyordu. Belki; bir sigara dahi olsa yapışmalıydı dudaklarıma. Dudaklarıma dokunulduğunda yalnızlığımı yeneceğimi düşünmek, gökyüzünden bir yıldız çalma isteği kadar günahsız ve masumdu.
Sahte olan her şeyden tiksiniyordum; zorla şişirilmiş kayısıdan yapay kırmızıyla renklendirilmiş kirazlardan ışıkları kesilen oyun parkından havası boşaltılan balondan ve ruhu acıyan gecelerden...
Karanfil renginde ağlamayı öğrendim sonra... Sarılacak bir şeyler aradım hani şöyle, kendi soluğumdan (yalnızlığımdan) başka! Zaman; uçurtmamın ipini, hiç koparmasın istedim...
Aslında ne karanfilin ne de serçenin farkındaydım. Bencil bir hüzün yumağı arasında nefessiz kalmıştım. Canım belki ölüm çekiyordu, ölmeliydim belki de...
Ölüm nedir bilmeden ölümü istemek, halsizliğin en yoğun haliydi sanırım...
Bahar Liman
Paylaş
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
öncelikle çok teşekkür ederim hepinize ve çok şaşırdığımı belirtmek isterim.nedenini şöyle açıklayayım: yazılarımda çok fazla ve farklı kişilerin yorumunu gören biri değilim...sayfamda farklı isimleri görünce çok sevindim.bu yazıyı yazı olsun diye yazmadım hani öyle yazdığım yazılar da oluyor :)ama siteye eklemiyorum.bu ufacık yazıyı , duygulu bir anımda yazdım ve hemen paylaşmak istedim.kısa olduğu için eklemek zor olmadı:)
aslında sitede okuyan ama çok yorum bırakmayan biriyimdir, genelde çok eleştirel okurum yazıları ve çok çok beğendiğime yorum yaparım...şiir konusunda susarım fakat yazı konusunda az biraz kendimden eminim:)bu şekilde sayfamda gözükmenizle yeni sayfalarla tanışma fırsatı buluyorum...yorum bırakan tanıdığım, tanımadığım herkese tekrar sevgiler...
Harikaydı. Bayılıyorum bu tür yazılara. Çok istememe rağmen çıkaramıyorum bu duygulu satırları. Güzeldi. Kutluyorum yürekten. İçinde hüzün de olsa güzekldi.
Belisss...! sende bir hâl var, niye karamsarlığa teslim olmuş gibi oluyorsun. Duygular düşüncelerin ışığında güzeldi ama ölümü canın cekmesi imgelerde kalıyordur herhalde. Yoksa verilen bir ömür yaşanacak ve bitiminde o arzuladığını sandığın ama hiçbir canlının isteyerek tadamıyacağı ölüm yani ebedi aleme gidişin ilk istasyonu olan ve makberde bir zaman soluklanılıp da mahşere mizana varacağımız başlangıçtır. Melek-ül mevt (Ölüm meleği) Yalnızca peygamberlerden izin alıp da ruhlarını kabzetmiştir. Hz. Adem A.S. ın ömrü 1000 yıl olarak biçilmiş ve gelecek neslinden olan bir peygamberin(Hz.Musa A.S.) ömrünün yalnızca 60 yıl olduğunu peygambere emanet edilen bir sandıkta(Şimdiki Tv. vericisi gibi) görür ve ömrümden 40 yıl al ya Rabbim bu torunumun ömrüne ilave et der. Aradan 960 yıl geçince Azrail kapısını çalar ve müsaadeniz olursa ruhunuzu Berzâh alemine teslim edeceğim der. Adem A.s. daha benim 40 yılum var der ve ruhunu vermez Yüce Rabbim Melekleri de şahit tuttuğunu söylediğini Nidâ eder ve Adem atamızın canı izin alınarak kabzedilir. Ömrün uzun olsun, daha evlatlar, torunlar göreceksin, mutlu bir hayat süreceksin. Biraz fazlamı oldu yorumum acaba. Bir demet karanfil bırakıyorum sayfana, Soyadımdan ödünç alıp da. Saygılar sunarım.
Serçelerle ağlaştım bir vakit...Yanağımda yaşların süzüldüğü bir nehir... Karanlıktı. Kalemim yalnızlığı soluyordu. Belki; bir sigara dahi olsa yapışmalıydı dudaklarıma. Dudaklarıma dokunulduğunda yalnızlığımı yeneceğimi düşünmek, gökyüzünden bir yıldız çalma isteği kadar günahsız ve masumdu.
Sahte olan her şeyden tiksiniyordum; zorla şişirilmiş kayısıdan yapay kırmızıyla renklendirilmiş kirazlardan ışıkları kesilen oyun parkından havası boşaltılan balondan ve ruhu acıyan gecelerden...
Karanfil renginde ağlamayı öğrendim sonra... Sarılacak bir şeyler aradım hani şöyle yalnızlığımdan başka! Zaman; uçurtmamın ipini, hiç koparmasın istedim...
Aslında ne karanfilin ne de serçenin farkındaydım. Bencil bir hüzün yumağı arasında nefessiz kalmıştım. Canım belki ölüm çekiyordu, ölmeliydim belki de...
Ölüm nedir bilmeden ölümü istemek, halsizliğin en yoğun haliydi sanırım...
Yer yer güçlü, yer yer eksik düşen anlatım.Aslında kalem ve ona yüklemeye çalıştığınız duygu oldukça çokça fakat bazı yerlerde aynı kelimeleri kullanıyorsunuz ve bu şiirde olsa düz yazıda olsa gücü zayıflatır, bence kelime hazinesini oldukça zorlayınız ki zenginliğiniz hep önünüzde olsun.Bu yazıda ki bazı teşbih yerleri çok güzel ve şuraya başka bir şey yazabilirdiniz diye düşündüm<Ölüm nedir bilmeden ölümü istemek, halsizliğin en yoğun haliydi sanırım...> ölümü hep bilmemek ve bilinmeyeni sadece gördüklerimizle tarif etme duygusu, ya da hissetmeye çalışmak, halsizliğin yoğun hali olamaz bence , soğukluk ya da korku koyarak bir şekilde işleyebilirdiniz ki ya da çeşitler çoğaltılabilir bu yetenek var çünki, neyse tebrik ediyorum yine de oldukça iyi idi...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.