2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1289
Okunma
Kadınlar hep böyle talihsiz miydi, yoksa son yüzyılda mı olan oldu? 21. yüzyıl kadını ... Herşey olmak zorunda. Küçük bir kız çocuğu iken anne-baba telaşlarıyla hayata adımlarını atıyorlar. Anne -babanın tercihi üzerine güzel bir lisede okuyorlar. Hem çevrenin, hem ailenin isteğiyle şekillenip vücut bulduklarında, eğitim kavramının baskın yüzüyle karşılaşıyorlar. Üniversite okumak gerek. Üniversite okumak için bir sınavda başarılı olmak gerek. Başarılı olmak için çok çalışmak gerek. 21. yüzyıl kadını sorgulamadan boyun eğiyor, hem geleceğiyle ilgili pembe düşler kurarak büyüleniyor. Büyüdüğünde güçlü bir kadın olacak, para kazanacak. Sadece bir anne olmayacak hayatta. Ne kadar pembe bir düş... Sadece anne olmak yetmezmiş gibi kadına.
21. yüzyıl kadını eğitim hayatı biter bitmez kendisini güçlü bir kadına dönüştürecek büyük kapıların kilidini arama telaşesinde buluyor. Bütün kapıları çalıyor. Kendini kurtlar sofrasına, erkek egemen bir dünyaya gönüllü bir şekilde teslim ediyor.
Bu nedenle evlenmeyi, anne olmayı, kadın olmayı unutuyor... Kadınlık kavramı değişiyor. 21. yüzyıl kadını anne olsa da, çocuğunun büyüdüğünü izleyemiyor. Çocuğunu alanında eğitim almış, güçlü olmak için kendisini kurtlar sofrasına teslim etmiş, ama hiç anne olmamış başka bir kadın büyütüyor. Bunu para kazanmak için yapıyor. Anne para kazanmak için birinci vazifesini yerine getiremiyor. "Çocuk büyütmek benim işim değil, ben bu alanda bilgili değilim, parasını ödeyeyim, uzmanlar büyütsün" diyor.
21. yüzyıl kadını kurabiye pişirmeyi bilmiyor. Canı kurabiye isterse, parasını ödeyip satın alıyor...
Elbette... Çark böyle dönüyor. Üret, sat, kazan, alsın, tüketsin, sen üret, başkası tüketsin, alış-veriş, piyasa, canlı ekonomi.... Para! İlk lidyalılar bulmuştur. 21. yüzyılda pek mühim birşeydir. Sana saygı getirir, adamlık getirir, kadın olduğunu çoktan unutmuş 21. yüzyıl kadını da adam olma hevesindedir...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.