3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1043
Okunma
1958 ve 1960 lı yıllarda, hayatımın en fırtınalı dönemine ait iki senelik yaşantımın romanını yazmaya kalktığımda en büyük tereddüdüm, küçük tafsilatları hatırlayamama korkusuydu. Ama konuya fikse olduğumda, hayretle elli sene önceki ikili diyalogları kelimesi kelimesine hatırlayabildiğimi fark ettim. Olaylar dünmüş gibi gözümün önünde bir film şeridi gibi geçiyordu. O dönemi ikinci bir kere yaşarken, gözyaşı döktüğüm kahkahalar attığım sahneler oldu. Bu da, Ribot kanunu gereği, belli bir yaşa eriştiğinde gençlik hatıralarının tüm bilinç alanını kapladığının en büyük ispatı oluyordu.
Düşünüyorum da, gençlik çağlarımızda kırk beş elli yaşlarında olanlara yaşlı derdik. Yıllar su gibi akıp ta yetmişli yaşlardaki bu günlerde içinde bulunduğum bu durumun bir analizini yapma ihtiyacı duydum. Allah ömür verir de sizler de bu çağa geldiğinizde bu birikimlerimin faydası olur diye şu anki ruh halimi sizlerle paylaşmak istedim.
Bu yaşlılık devresinde en önemli olay, maalesef zihin hayatındaki değişimler oluyor. Patolojik süreçten bağımsız olarak bu zihin etkinliğinin azalması en fazla hafıza ve dikkat yeteneklerinde görülüyor. İlginç olan, bu evrede en iyi hatırlanan anılar genellikle en eski hatıralarınızdır.
Ama bu fikri süreçler hareketsiz olduklarından, yaşlılıkta yeni bilgiler edinmek eskiye oranla çok daha zorlaşıyor. O nedenle, aktivitesinin azaldığını fark eden benim gibiler, yeni konulara el atmaktan ziyade eski birikimlerini derinleştirme yolunu tercih ediyorlar.
Yaşlılar genellikle tutucu olduklarından büyük oranda adaptasyon sorunu çekerler. Kuruntu ve alınganlıkları had safhada olur. Bunu saklayabilmek içinde kabuğuna çekilirler, içine kapanırlar.
Ama bu yaşında kendine göre avantajları var. Ailenin en büyüğü olmaktan dolayı kendiliğinden bir otoriteniz oluşur. Kimse size angarya yükleyemez, hatalarınız olduğunda hoş görülür, kimse yüzünüze vuramaz. Sofranın başköşesinde oturtulur, daima ilk servis size yapılır. Siz kimsenin elini öpmezsiniz ama herkes sizinkini öper.
Anlaşılacağı gibi avantajları çok bol bir çağ. Tek sorun kalan günlerinizin pek fazla uzun olmaması.
Hayatta hiçbir şey dört dörtlük olmaması ne kötü.!..