4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1097
Okunma
Köyünde bağı, bahçesi olan Dursun Emmi herkes tarafından sevilen, sayılan biridir. Yetiştirdiğini, hasat ettiğini bir karşılık beklemeden, dağıtır zaman zaman. Onun bu halini gören Kelkör, birgün şöyle der:
- Ateşe körükle gidiyorsun Dursun Emmiiii!
Dursun Emmi, bu sözün manasını anlayamaz. Yaşamına aynı şekilde birkaç yıl daha devam eder. Bir yaz günü bahçesinde çalışırken nasıl olmuşsa belini incitmiştir. Uzun süren tedaviler sonuç vermez; artık çalışamaz olmuştur. Geçim kaynağı olan bağ-bahçe her yıl biraz daha azalır ve nihayet son parçası da satılır. Rahatsızlığı boyunca kapısını çalan sayısı her geçen gün biraz daha azalmıştır.
İlerleyen yaşı ile rahatsızlığı birleşmiş; çökmüştür Dursun Emmi. Yolda geçen komşusuna seslenir evin camından:
- Komşu sana zahmet olacak çeşmeden bana bir su getirebilir misin?
- Tamam Dursun Emmi, hayvanların yemini verdikten sonra getireyim!
Komşu gider ama öğlen olur hâlâ gelen giden yoktur. O sırada başka bir komşu daha geçerken evin önünden ona seslenir bu kez:
- Komşu sana zahmet olacak çeşmeden bana bir su getirebilir misin?
- Tamam Dursun Emmi, bakkaldan dönerken getireyim!
Gün akşam olur, su getiren yoktur. Akşamüzeri Kelkör gelir Dursun Emmi’nin yanına:
- Nasılsın bugün Dursun Emmi?
- Nasıl olayım üstadım, bir su veren bile yok artık!
- Ateşe körükle gittin hep Dursun Emmiiii!
- Yahu üstadım ben ne yaptım ki sen hep böyle diyorsun?
- Gönül ile malı takas edemezsin. Bir zamanlar verdiğin malın kadar seviliyordun, şimdi ise veremediğin mal yüzünden sevilmiyorsun!
Antalya 10.02.2009
Aşık Kosani
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.