Faziletli olmak, keskin bir kılıca oturmak kadar güçtür.-- bhartrıharı
hezal
hezal
@hezal

İKİ KAPILI HAN..

4 Şubat 2009 Çarşamba
Yorum

İKİ KAPILI HAN..

4

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1953

Okunma

İKİ KAPILI HAN..

İKİ KAPILI HAN..



İki kapılı bir han giriş ve çıkış. Bu hayat böyle bir şey işte! O iki kapının arasında nasıl evrimler geçiriyoruz. Hayatı ne kadar tanıyoruz? O–8 yaş arası en güzel dönem hiçbir şeyden haberin yok, sana bakan iki şefkatli göz, pamuk kadar yumuşacık eller, sıcacık bakışlar. Hele o kucak dünyanın en güvenli yeri annelerimiz.
Yaş 10 artık biraz büyüdük, annelerimizi biraz daha anlamaya çalışırız. Babaya sevgiden çok saygılıyız, onlara benzemeye çalışırız. Her ikisinden bir şeyler alırız. Erkekse annesi gibi bir eş düşünür, kızlarda babasına benzeyen bir erkek düşler.
18 artık büyüdük kendi kararlarımızı kendimiz vermek isteriz. Zaman z,aman onları dinlemeyiz. Hayata yeni bir dönem başlamıştır. Gençlik güzellik ve kendine güven gelmiştir. Yeni aşklarla poyraz rüzgârı gibi eseriz, kendi doğrularımızla hareket ederiz. Çoğu zaman incinsek de 20 yaş az çok hayatımız yönünü almış, biraz uslanmışız Buluğ çağını, poyraz rüzgârlarını geride bırakmışız, daha ciddi sağlıklı kararlar veririz, beklide evleniriz. Yeni bir hayat başlar anne ya da baba olmaya hazırlanırız. Evlatlarımız dünyaya gelir artık bizde anne ve baba oluyoruz. Dünyanın en tatlı şeyleri, öyle tatlı bir telaşa dalarız ki eve dönmek için akşamı iple çekeriz. Onu özleriz, eve geliriz yorgun bir şekilde ama o tatlı şeyi görünce ne yorgunluk kalır nede stres bu arada anne babamız için artık geri dönüş başlamıştır. Yaşlılık kapıya dayanmış, hastalıklar bedenlerine yerleşmiştir. Bir ara gözümüzün içine bakan anne ve babamız, bizi yemeden yediren, giymeden giydiren, gecelerini gündüze katan, hastalandığımızda sabahlara kadar başucumuzda bekleyen annelerimiz ve babalarımız en değerli varlıklarımız ve büyüklerimiz.
Bu konuya nerden değindin diyeceksiniz. Bu yıl şahit olduğum bir olay beni çok etkiledi. Belki doğru beklide yanlış bulursunuz bilemem ama sizlerle paylaşmak istedim. Kimseye sitemim yok sadece hayatın neresindeyiz acaba. Bir anne ve baba sekiz çocukla kalabalık bir aile. Çocukların yetişmesi için verilen güç ve çabaya ben şahidim. Yokluk ve sefalet içinde büyüttükleri bu çocuklar zamanla büyüdüler birer birey oldular. Anne ile baba onları teker teker evlendirdi ev yuva sahibi yaptı ve baba şanslıydı hakkın rahmetine çabuk kavuştu. Anne halen yaşıyor yaşlı ve bakıma muhtaç, iki kızı hariç bu kimse bu emektar anneyi tanımıyor bile. Her gün elinde on kişinin ekmek yediği o değerli kadın sekiz çocuk annesi değerli insanı kimse tanımıyor. Çocuk ve torunları yüzüne bile bakmıyorlar. Aslında onun gibi birçok yaşlımız var bu durumda olan. Ortalıkta kalmış umutlarını yitirmiş yaşlılarımız var.
Cenabı Allah her şeyin hayırlısını versin. Bir masal vardı büyüklerimiz anlatırdı. Yemek sofrasını kuran gelin eşinin babasına tahta bir tabakta yemek verir. Bu durumdan küçük çocuğu çok etkilenir. Ertesi gün anne bakar ki oğlunun elinde bıçak, tahtayı yontuyor.
- Anne sorar;
- Yavrum o ne?
- Çocuk cevap verir;
- Tabak yontuyorum
- Anne neden ne yapacaksın diye sorar;
- Çocuk cevap verir;
- Sen dedeme tahta tabakta yemek veriyorsun ya,
- Anne; evet çok yaşlı tabakları kırmasın diye tahta tabakta veriyorum yemeğini der.
- Çocuk; evet bende senin ve babam için hazırlık yapıyorum. Yarın siz yaşlanınca bunlarda size yemek vereceğim der.
Kadın bir an durur ve düşünür Eyvah! Ben ne yaptım. Kendi geleceğimi hazırlıyorum. Ve o olaydan sonra dedin önüne en güzel tabaklarda yemek verilir.

Evet, bunu anlatmamın sebebi, belki birileri okurda yaşlılığın kaçınılmaz bir son olduğunu anlarda büyüklerine karşı hal ve hareketlerini bir kez daha gözden geçirir. Bu dünyanın iki kapılı bir han olduğunu unutmayalım. onlar kısacık bir dönemde bu hale geldiler ikinci kapıdan çıkıp gidecekler ve bizim onlara verdiğimiz tahtı ve zemini sevgiyi ve saygıyı bize ve çocuklarımıza bırakacaklar. Biz onlara ne verdiysek, aynısını çocuklarımız bize sunacaklar.
Şuanda bu yazıyı okuyan kardeşim sen iki kapalı hanın hangi dilimindesin?
Başı, ortası ve sonunda mı?
Düşün bakalım çocukluk, gençlik, yaşlılık ve ölüm.
Bunlar hepimizin kaçınılmaz sonu, bu gerçeği aklımızdan çıkarmayalım.

( Ne ekersen, onu biçersin
HEZALE.


Sevgiyle kalın,

Paylaş
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
İki kapılı han.. Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz İki kapılı han.. yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İKİ KAPILI HAN.. yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
5.3.2009 12:54:46
ne güzel anlattınız..gerçekten çok hikayeler geçtigözümün önünden Allah kimseye bırakmasın...selamlar
halime bayrak
halime bayrak, @halimebayrak
26.2.2009 19:42:57
Gerçekten çok doğru NE EKERSEN ONU BİÇERSİN
Allah ömür verirse hepimiz yaşlanacağız bir nevi çocuklaşacağız
bizler büyüklerimize nasıl davranırsak eminimki çocuklarımızda bize o şekilde davranacaktır
Ankara Kalesi
Ankara Kalesi, @ankarakalesi
18.2.2009 19:00:11
İBRET ALINACAK GÜZEL BİR KONUYU AKICI BİR USLUPLA ANLATMIŞINIZ.
KUTLARIM
SAYGILAR.
Ahmet Sargın
Ahmet Sargın, @ahmetsargin
5.2.2009 08:46:32
SAYGIDEĞER KARDEŞİM, YAZINIZI OKUDUM.
BAŞARILARINIZIN DAİM OLMASINI DİLERİM...
HAYAT BOYU DEĞER VERDİĞİM ŞEY DÜŞÜNCELERİMİ
DOSTLARIMLA PAYLAŞMAK OLMUŞTUR....
HALEN BU YAZILARIMLA PAYLAŞMAYA
DEVAM EDİYORUM...( WWW.ilerigazetesi.com ) v.b. sit.
YOZGAT TAN SELAM VE SAYGILARIMI
YOLLUYORUM... AHMET SARGIN
YOZGAT ŞAİRLER VE YAZARLAR BİRLİĞİ BŞK.
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.