5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
649
Okunma
"1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum. "
demişler muhterem aydınlarımız ve bu metni imzaya açmışlar..!!
Bahsi geçen aydınlarımız insanlık adına çok tutarlı bir eyleme imza atmışlar.
Dünyanın neresinde bir zulüm olduysa hepsinin üstüne aynı kararlılıkla gidilip, zulum yapanlar ile zulüme uğrayanların hesaplaşmaları için ellerinden geleni yapmışlar, adeta ulvi bir misyon üstlenmişler!!
Bu anlamda bu değerli aydınlarımız, cihan savaşında dünyanın dört bir tarafından Anadoluyu işgale gelen, Çanakkaleden geçip Osmanlının kalbi İstanbula ulaşmaya çalışan emperyalist dünyanın paralı parasız askerlerine bile yazdıkları yazılarla dünyayı dar etmişlerdir bugüne kadar!!
Kurtuluş savaşında Anadoluyu işgal eden, çoluk çocuk yaşlı kadın sivil asker ayırdetmeden insanlarımızı katleden Fransızına, İngilizine, İtalyanına, Yunanına karşı amansız bir kalem mücadelesine girişmişler, geçmişte yaptıklarının bedelini ödettirmek için, zulümlerinden sebeplenen Anadolu insanının aziz hatırası için, diz çöktürüp özür diletmemişler mi sanki emperyalist dedelerin torunlarına...
Karabağda, Hocalıda katliama uğrayan Azeri kardeşlerimiz için, canlarını dişlerine takarak
ermeni komitacıların dünya çapında lanetlenmesine, yerin dibine batırılmasına vesile olmuşlar, Ermenilerin, onların destekçilerinin özür dilemesi için milyonlarca makale yazmış, binlerce seminer düzenlemiş, yüzlerce gösteride en ön sıralarda hançerelerini patlatırcasına öfkelerini haykırmamışlar mıdır.?
Elbette ki otuz binden fazla can alan terör belası için, kundağında kendi kanından boğulan bebe katilleri için, PKK destekçilği yapan Batı dünyasının tüm etkili yetkili kuruluşlarını makale bombardımanına tutmuşlar, yüzlerini adeta çarşamba pazarına çevirmişlerdir etkinlikleriyle.
Türk’e ait ne varsa, Türk’ün uğradığı ne zulüm varsa, hiç bir tanesini bile es geçmeden hepsinin üzerine titiz bir şekilde gidip, müsebbiplerinin utançlarından insan içine çıkamayacak hale gelmesini sağlamışlar, özür dileme kuyruğuna giren zulümseverlerden dilediklerini seçerek özürlerini kabul etmişler, dilediklerini de özürlerini bekleterek sürüm sürüm süründürmüşlerdir hatta...
Bütün bunların yanında şimdi de, küçücük bir tutarlılık gösterisi olarak savaş yıllarında düşmanla işbirliği yaparken, çeteciklerle arkadan hançer saplamaya meraklı bir kaç kişinin hakkını elbette bu tutarlı mantık silsilesi içinde eleştirecekler, sorumluların özür dilemelerini isteyeceklerdi.
Ne var ki bunda?
Savaşın doğal şartlarında tarih boyunca binlercesi yaşanan hadiselerden , sadece Ermenilere ait olanını cımbızla seçip, onlardan daha fazla gürültü çıkararak, "acaba tarihçilere mi bıraksak" diye düşünen tarafsız bilim adamlarının üstünden dahi zıplayarak, daha fazla "ulan, tutarlılık adına bak kendi geçmişimi bile eleştirebiliyorum" mastürbasyonu yaparak imza kampanyası yapmak suç mu yani?
Bu kampanyayı yapmak, biz aydın Türklere nasip olduysa bundan mutluluk duymamız gerekmez mi aynı zamanda?
Bakın bütün dünya, kendi geçmişlerinde uğradıkları haksızlıkların peşinden nasıl takipçi oluyor?
Bizim onlardan ne eksiğimiz var?
Batıyla entegre olabilmiş bir Türkiye, icabında ABD kongresinde onaylanmasını beklemeden kendi meclisinde "Soykırımı "kabul eden tasarıyı geçirebilip, kendini batıya ispat edebilmeli değil mi?
Ama, biz Türküz..!!
-Hadi ya?
Olsun, karıştırmayın orayı..Çağdaşlık, özgür dünya, ıvır da, zıvır da...
?????
Hadi gelin, çekinmeyin, bir imza da siz verin..!
Artık mühürü nereye basarsanız??