Yok gibi öncesi… Bir genç tarifi.
Her yüreği daraldığında giderdi oraya. Ne
zaman aklına gelse onun
ölümsüz dediği;O’nun en
ölümlü yerine giderdi hep.En sevdiği diğeri de yüreğinde bir çizgiydi artık.Ne bir telefon çağrısı alıyordu , ne de aradığında telefonlar çalıyordu…En sonuncusuydu o gün:kabullenmek öyle kolay değildi;belki de kabullendiği halde bunu kendine seslice söylemekti zor olan.Bir kerede ve son haliyle söz geçirmeliydi artık kendine fakat bunu yapacak ne cesareti vardı ne de ellerini omuzlarına bastırırken boynuna sarılıp gözlerini kaçıracağı onun
ölümsüz dediği yanındaydı.
Öylece düştü yollara.Ne yol vardı altında ne de yüzüne vuran rüzgar esmekteydi… İstediği biran önce
ölümsüz dediğine sığınmaktı; gözleri ağlamaklı.Kimse görsün istemiyordu gözlerindeki nemi.Böylesi yıkılmışlığa rağmen taviz vermiyordu gururundan.
Gözleri kızarmaya başlarken ilk damla düştü önce gözüne sonra göğsüne;hava da kapatıyordu bir taraftan.Gökteki karanlık
gündüz gibi çöküyordu üstüne.Yollar artık altındaydı,rüzgar esmekteydi bu defa.
Sınırları çizilmiş onun
ölümsüz dediği ile sınır çizmişler şehri diye adlandırdığı yere geldi.Uzun uzun baktı önce;ayakta.Elleri soğuk mermere değiyordu.Sonra ayak ucuna oturdu
ölümsüz dediğinin.Ne ellerini omuzlarına bastırıyordu ne de boynuna sarılıp göz kaçırıyordu… öylece ıslak toprakta oturmuş;başı dizlerinde,elleri bastırıyordu ensesine.Yağmur daha hızlı vurmaya başlarken sırtına omuzları titremeye başladı.Üşümekse öyle kolay değildi! Gücü olsa kaldırıp başını, ellerini açıp, göğsüne vururken
yağmur; bağıracaktı ama ilk sözde sesi titrerken bakıp
ölümsüz dediğine...Sesi ağlamaklı.Yağmurlar siliyordu göz yaşlarını o içini dökerken
ölümsüz dediğine.”Ağlamak bana zor “dedi:Ağladığı halde gözlerinde
yağmur dizeleri bir olmuş; siliyordu gözyaşlarını.
Saatleri geçirdi sınırları çizilmiş,her biri birbirine sınır olmuşlar şehrinde.Eve dönmeye yakın ağırdan alan iklime fark atıyordu duyguları…
Başı önünde geldi,elleri cebinde, birbirine çarpan adımlarıyla.Gözleri tüketmişti koca bir hayatı:”o benim hayatım”
Ayağa kalktı, baktı bir süre.Sonra en son haliyle şöyle dedi
ölümsüz dediğine:“Yağmurlar şahit!
yağmurlar şahit olsun bir daha sevmeyeceğim kendimden öte, sana gelesiye…”