2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
992
Okunma
İşte yine bir çıkmaz sokak... Sözcüklerin karanlığa mahkum olduğu, anlaşılmaz cümlelerin loş ışığında, bir nebze inanç huzmesine doğru öğrenmeye çalışıyorum bu sokağı!Sözcüklerimi kelepçelediler. Konuşamıyorum! Anlatamıyorum!
Ben bu sokağa girmek istemiyorum! Hayır! Yine bilinmezlerle boğuşmaktan korkuyorum. Hayır! Burası çok karanlık,ben karanlıktan çok korkarım!
Derinlerimde çığlıklar kopuyor; ama ben duymak istemiyorum. Sesi kısık çığlıklarım!Anlaşılmaz kahkahaların ortasındayım.Bakışlarım âma! Duygularım felç! Bu sokaktan neferetim can çekişiyor! O inanç huzmesi olmasa çoktan düşmüştüm bir çukura...Ama o huzme de çok yetersiz; bir kayboluyor bir görünüyor. Çok soğuk! Güneşimi yitirdim! İnanılmaz ihanetler caddesi burası sanırım, çok karanlık, çok soğuk! Burda kimsenin güneşi yok! Hep ödünç hayatlar! Mahremiyetini yitirme ân’ındayım.Tanrım! ŞİMDİ geçmek zorunda mıyım? Ama ben yeşilimi kaybetmek istemiyorum...
Umudun kaçışını takip ediyorum. Bıraktığı gözyaşlarının ayak izleri, hüsrana sürgün ediyor yüreğimi! Bu bir kaçış; karanlığın aydınlığa kaçışı! Bu bir kayboluş; aydınlığın karanlıkta kayboluşu!
Aslında bu bir aşk acısı! Haykırışların sessizliği! Çığlıkların can çekişi! Mahremiyetin yitirilişi! Kayboluş! olan bir aşkın acısı...
Giyotine yürek bağışlayan; ruhu ise çarmıha geren ve bedeni ateşe atan bir aşkın acısı!
Güvenini kaybeden umudumun kaçışını takip ediyorum; ayak izleri gözyaşlarımın çığlığı olan...
Bu bir vuslat acısı! VUSLATIN İMKANSIZLIĞI...
İşte yine kayboldum kendi kurduğum cümlelerimin karanlık, çıkmaz sokağında! ne başlangıç ne de son! peki ben neredeyim?
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.