Uyanık bir tek adam, uyuyan binlerce kişiden daha güçlüdür. s. carnot
Ozlem Pala
Ozlem Pala

GÜNBEYAZI 2

Yorum

GÜNBEYAZI 2

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

588

Okunma

GÜNBEYAZI 2

Namludan firar bir kurşun sesiyle yarıldı sessizliğin ortası. Çığlık çığlığa uçuştular, ulu gövdeli ağaçların dalları arasında uyuyan kuşlar.

Kuşluk vakti bu ses, dağların, taşların o ketum yüzlerine çarpıp kulaklara ok gibi saplanan ses...

Telaşlı ayakların dövdüğü yerler,dil verilseydi keşke, neler söylerlerdi kim bilir neler, neler.

Bütün sokaklar tutulmuş, bütün çıkışlara etten setler kurulmuştu. Şimdi kuş olup uçmak vardı ya ! Off !.. Kanatlanıp çiftte kumrular gibi karışmak mavilere...

Birden kocaman bir sis bulutu çöktü ortalığa. Beyazdı...Göz gözü görmez oldu.Kimseler kıpırdayamaz, yön denilen yer çıkmaz oldu.

Ter içinde, kan ter içinde uyandığında adam,’’Oh ! Yalnızca rüyaymış’’ demeliydi oysa.Oysa bu kaçışın kurtuluşu olmayacağını bildiğinden derin bir oh çekmeliydi.’’Tüh ! ’’dedi,’’Kahretsin ! Şimdi mi uyanır insan. Günbeyazım ellerimdeyken, sımsıkı tutmuşken çırpınan yüreğimi ve saçlarının her telinde yeniden doğmak varken, şimdi mi uyanır insan! Uyusam, uyusam ve hep aynı rüyaya dalsam.Hiç uyanmasam.Uyandırmasa sensizlik, uyandırmasa kara gözlerinden akıttığın kan ve ellerimden kum taneleri gibi incecik akmasan...

Ne olurdu uyanmasam! Ne olurdu ter içinde, titrek ve çıkarcasına atan bu yüreğin emanetçisi bedenimi, kâbuslarla gömüp gömüp toz toprak içinde çıkarmasan.

Ne olurdu, ’’kahretsin ! ’’ le başlayan cümleler kurdurmasan.

Biliyorum istemedin. Kara günüm ilan ettiğim o gün seni öyle matem karası elbisenle görmemi istemedin.İstemedin, duvarda bir günlüğüne dondurulmuş kefenini giymeden önce yasımızı tuttuğunu görmemi istemedin. Bilirim dayanamazdın. Benimle atan yüreğin intiharına şafağa çeyrek kala dayanamazdın.

Ahh, günbeyazım ! Neden geldim bilmiyorsun ve bilmiyor hiç kimseler. Nasıl derim ki vedaya geldiğimi , nasıl derim ki bu canımı ömür boyu fedaya geldiğimi.

Neden geldim günbeyazım, kendi düğünüme hazırlanır gibi, fermanı imzalanan ölüm gibi, zulüm gibi neden geldim.

Sazları, sözleri duymaya değil, tuhaf bakışları, kızgın gözleri süzmeye değil, seni incitmeye,üzmeye değil.

Sen bakma benim halaya durduğuma. Bedenim emanetçi dedim ya, dedim ya bir bildiği olmalı.’’Son vedanın yolu olmalı’’ dedim.Yalvardım’’ gidelim’’ diye.’’Halaya dur ! ’’ dedi,’’Tut elini, tut elini ! Ben taşırım ellerinizden yüreklerinize akan herşeyi.’’Sel oldum’’ dedi,’’içerim sel oldu, nasıl titriyor dizlerim.Taşırım, yıkılmam tut elini ! Ter boşaldı, yığılmam tut elini ! ’’

Ne menem duygudur bu, ne menemdir bilemezsin.Üstelik, bedenin giderken ruhunun benimle kalacağını söyledikten sonra, bilemezsin günbeyazım bilemezsin.

Sen görmedin annenin beni kapıda nasıl karşıladığını. Nasıl ellerine uzanıp öptüğümü görmedin. Yazımı siler diye alnıma nasıl dokundurduğumu görmedin.

’’Teyze ’’ mi diyecektim şimdi ? ’’Anne ’’ diyecektim,’’Anne, çek çıkar bu karanlık kuyudan korkuyorum.

Anne kurtar ! Batıyorum...Ellerime batıyor dikenler anne ! Gülüme dokunamıyorum...’’

Annemize gelecektik.Tutacaktım elinden gelecektik. Bu küçük evin kınalar yakılı bahçesinde yemekler yiyecektik. Bir tabak pirincin her tanesi için ’’ seni seviyorum ’’ diyecektim. Bir bardak ayranın ardından öpecektim tuzlu dudaklarını. Durduk yere türküler söyleyecektik. Unutacaktık sözlerini de uyduracaktık. ’’Deli ’’diyecektin bana. Hani her sabah işe uğurlarken gömleğimin yakasını düzeltecektin. Hani özleyecektik birbirimizi. Saatler çabuk geçsin diye yalvaracaktık...

Bu bahçede uzatıp ayaklarımızı toprağa, izleyecektik karıncaların sırtlandığı kırıntıları. Sen gelincik toplayacaktın,ben salacaktım saçlarının engin sularına yakamozları. Mehtap kıskanacaktı bizi, biz umursamadan yıldızların her birine isim koyacaktık. Dilek tutarken her birine aşkımızı haykıracaktık.

Oysa şimdi, ’’Sel olup akacağına, ayaz vursa donsa zaman’’ diyorum. Uzun uzun veda etse ellerim. Kara gözlerinde dağılsam son defa ve avaz avaz bağırsam ’’Kahresin ! Kahretsin !’’ diye.

Şimdi sen de benim gibi titreyerek uyanıyor musun ?Gece nöbetlerinde firar ediyor mu, aklına ben düşünce yaşlarının sahipçesi gözlerin ? Ya da ne bileyim, sokakta dolaşırken beni anımsatıyor mu bana benzeyen yüzler ? Sırf bana benzeyen görürüm diye bahane bulup çıkıyor musun caddelere ?

Günbeyazım...Ay büküyor dudağını her soruşumda.’’ Görür müyüm ? ’’ diyorum, susuyor.’’ Duyar mıyım sesini ? ’’diyorum, susuyor. Konuşmuyor kahretsin, konuşmuyor ! Ellerime bakıyorum sonra; Sıktığımdan beri ellerini halâ, halâ acıyor....

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Günbeyazı 2 Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Günbeyazı 2 yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
GÜNBEYAZI 2 yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL