10
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1255
Okunma

Geceden kalan ne varsa sokaklarda, çökmüş üzerine sabah. neleri bitirdi, nelerle doğdu kim bilir. sabah hiç olmasa diyenlere de doğdu işsiz güçsüzlere de ve evsizlere de doğdu. Miğdem den gelen gurultular fink atıyor yorganın altında. Demlenmiş güzel bir çayın üstüne kalkmak vardı derim hep kendi kendime. Ama hep ben demlerim çayı kendim hiç kalkmaz, o ancak önüne getirirsen. Kapıyı ilk açınca geceden kalan havanın içeriye doluşması yok mu?. İnsanı deli eden bir çarpıntısı var, deniz dalgaları gibi vuruyor yüzüme.mağrur yüzüme. sabahları biraz mağrur olurum... yok canım! yalnız uyanmaktan değil. mağrur olurum işte...
kimi günlük monotonluğuna koşar, kimi hastasına, sabahları biraz telaşlı görürüm. herkes bir yere yetişme derdine düşer ya. sabah da onlara eşlik eder işte. onun telaşı neyse? geceye kavuşmak mı..?
Sevemedin hayatı gitti kendin olamadın, mız mız bir çocuk gibisin derdi yazar, okumuştum muydu bir zaman ne. ne duygular yaşar insan.güzel bir sabah hayal edersin ama hayallerin gecenin peşine takılmıştır bilemezsin. sonra geceyi düşlemeye başlarsın. Sonra, sonra..kim gerçek kim hayal göremezsin.yok yok görmelisin körlük bana göre değil..!
Değerini bildik den sonra hayatın. Ayak uyduramazsam zamana, neye yarar.
bu can ne ister kendinden..? yalan söyleme lüksüm yok kendime.neden kendimi kandırarak yaşamalıyım ki. Benim elimde değilmiş gibi sanki. “hadi oradan sende yalancı”..! bende yalanlar söylerim bazen.herkes yalanlar söyler. kedilerde hatta babamda yalan söyler...
Biliyorum dem tutan bir çay kıvamındadır aslında hayat. suyun aktığı yönü sen çizeceksin, nereye akmasını istediğini bileceksin.
seni sevmek diyorum, sahip olduğum tek çakıl taşım gönlümde.
sesim geliyor mu..? sesimi duyan varmı..?