Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. bu eseri ona bırakacağım, gözüm arkada kalmayacak. m. kemal atatürk
pelin
pelin

HAYAL EDİLEN ÖZGÜRLÜK

Yorum

HAYAL EDİLEN ÖZGÜRLÜK

10

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1314

Okunma

HAYAL EDİLEN ÖZGÜRLÜK



Uzaktan gelen bir korna sesiyle açtım bugün gözlerimi. Bir kaza oldu sanırım. Derinden, bağrışan insan sesleri geliyor. Uykuda bile rahat yok insana, kalkıyorum ve perdeyi aralıyorum. Yeni doğmuş olan güneş ışıkları içeriye bir demet halinde süzülüyor. Perdenin kenarından dışarıdaki havanın eşsiz güzelliğini görür gibi oluyorum. Perdeyi sonuna kadar açıp bu muhteşem görüntüyü doyasıya izlemek istiyorum ama sonra nedense vazgeçiyorum. Yaşadığımız hayat şartlarında her şey gibi bu da yanlış anlaşılabilir. Malum bir bayan olarak tüm hareketlerime dikkat etmem gerekiyor.

Bütün bu düşüncelerden uzaklaşıp pencereden geri çekiliyorum, gözüm duvardaki takvime takılıyor. Ömrümüzden giden bir günü daha temsil eden yaprağı koparıp okumaya çalışıyorum. Kekeleyerek de olsa başarıyorum. Ne kadar çok isterdim elime aldığım yazıyı hiç takılmadan şakır şakır okumayı. Ne kadar da çok istemiştim okula gitmeyi, okuma-yazma öğrenmeyi. Ne kadar da çok yalvarmıştım babama ve akrabalarıma. Ama aldığım cevap hep aynı olmuştu: Kız kısmı okur muymuş hiç, kim sokuyor senin aklına bu şeytan işlerini.

Çok yalvardım, çok ağladım… Sonunda ancak komşumuz Handan teyzeden birkaç bir şey öğrenebileceğim konusunda izin alabilmiştim. Handan teyze… Ne kadar da çok severdim onu. Buralı olmadığı belliydi, çevremdekiler gibi değildi o, farklıydı işte. Düşünceleri farklıydı, kendisi farklıydı, bütün olup bitenlere engel olmak isteyen bir hali vardı. Yüzündeki yılların getirdiği çizgilerden, onun çok olaylar yaşamış, çok acılar çekmiş olduğunu anlayabilirdiniz. Ancak küçücük yaşımla olup biteni tam kavrayamıyor, onun derdine ortak olamıyordum.

Hep sevecenlikle yaklaşmıştı bana karşı, büyük bir sabırla okumayı öğretmek için elinden geleni yapmıştı. Ben de elimden geldiğince çabalıyor, öğrenmeye çalışıyordum. Ama hiç de kolay olmuyordu, çünkü Arapça gerçekten zor bir dildi, çok karışık ve gerçekten öğrenilmesi çok zor olan bir dil.

Düşündüm de uzun zamandır ziyarete gitmiyorum Handan teyzeyi. Ne kadar da çok özledim onu, bugün gidip ziyaret edeyim diye düşünüyorum ama sonra nedense vazgeçiyorum. Dışarıya çıkmak gelmiyor içimden, çünkü dışarıya çıkmak yine o kara çarşafa bürünmek anlamına geliyordu benim için. Niye giydiğimi bilmiyorum ama yinede her dışarı çıktığımda bu kara zindana girmek zorundayım. Yıllar önce anneme sorduğum günü hatırlıyorum. “Neden bunu giymek zorundayım anne, ben bunu giymek istemiyorum.” demiştim. Annem önce kaşlarını çattı sonra da sinirinden kıpkırmızı olmuş gözlerini gözlerime dikerek aynen şu cevabı verdi: “Tövbe tövbe, başımıza şey mi olcan kız, bunu giymeyenlere ne gözle bakıyorlar bilmiyon mu sen, bundan sonra dışarı çıkmak yasak sana.”

Ben ağlayarak oradan uzaklaşırken annem arkamdan halen söyleniyordu. Bir daha da bu konuyu açmaya cesaret edemedim hiçbir zaman. Annemin dediği şey kelimesi uzun süre takıldı aklıma. Küçük yaşımla ne demek istediğini tam olarak anlayamamıştım. Sanırım kötü kadın demek istemişti.

Yaşım ilerledikçe Handan teyzeyle uzun hoş sohbetler yapmaya başladık. Birçok konu hakkında bilgi edindim ondan. Örneğin çağdaş ülkelerdeki insanların istedikleri gibi giyinip, istedikleri zaman dışarı çıktıklarını öğrendim. Üstelik kadın-erkek fark etmiyormuş, herkes eşit koşullarda değerlendiriliyormuş oralarda. O koşullarda yaşamayı ne kadar çok isterdim anlatamam size.

Düşünüyorum da bizim ülkemiz neden çağdaş bir ülke değil? Gerçi çağdaş kelimesinin anlamını da tam olarak bildiğim söylenemez. Sohbetlerimiz sırasında Handan teyzeden duymuştum. Dediğine göre hükümdarlıkla yönetilen ülkemizde padişah kendi rahatı bozulmasın diye halkının saf ve cahil kalmasını istiyormuş, ne kadar da canice öyle değil mi?
İnsanlar nasıl olabiliyor da bu kadar kötü olabiliyorlar aklım almıyor.

Bütün bu düşüncelerden sıyrılıp gerçek hayata dönüyorum. Gözüm yatağımdaki adama takılıyor, yani kocama. Aslında kocam diyemiyorum ona, benim için bir yabancıdan farksız. Yüzünü ilk kez nikâhta gördüm, nikâh dediğim de âdetler yerini bulsun diye kılınmış bir imam nikâhı. Yıllar geçip ben büyümeye başlayınca babam artık zamanı geldi deyip, benden yirmi yaş büyük olan bu adamla evlendirdi beni, bir kere bile sormadan apar topar evlendirildim. Hem de on altı yaşımdaydım daha…

Bir seneye varmadan ilk çocuğumu aldım kucağıma, daha kendi çocukluğumu yaşayamadan çocuk sahibi oldum anlayacağınız. Bütün bunlara rağmen kaderime razı olup yaşamaya ve ezilmeye devam ediyorum. Ve sanırım sonsuza kadar bu durum böyle devam edecek.

Sonsuza kadar………

Arkadan bir ses geliyor, “Haydi kalk artık, öğlen oldu neredeyse” gözlerimi açıyorum ve uzun süre çevremi algılamaya çalışıyorum. Üstümde kara çarşaf yok ve daha önemlisi yanımda yatan bir kocam yok. Hepsi kötü bir rüyaymış sadece. Yataktan kalkıp uzunca bir süre kendime gelmeye çalışıyorum, sonra da hazırlanıp okula gitmek üzere yola çıkıyorum. Bütün yol boyunca aklımı kurcalayan sorulara yanıt bulmaya çalışıyorum. Kimin sayesinde rüyamda gördüğüm gibi değil de demokratik bir ülkede birçok haklara sahip olarak yaşıyorum?

Tam bu sırada okulun bahçesindeki Atatürk büstüne takılıyor gözüm, sanırım aradığım cevabı buldum. Gözlerimi büste dikip, içimden sonsuz teşekkürler ediyorum ona. Peki, ben ne yapıyorum diye düşünüyorum bütün bunlara karşılık, ne yapmam gerekiyor yani? Karşıdan öğretmenimin sesi geliyor “haydi sınıflara artık” diye. Arkamı dönüp ona son bir kez daha teşekkür ettikten sonra kalabalığa karışıp kayboluyorum…


Pelin Ö.
-2005-

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Hayal edilen özgürlük Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Hayal edilen özgürlük yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
HAYAL EDİLEN ÖZGÜRLÜK yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
34gulumse22
34gulumse22, @34gulumse22
26.1.2008
güzel bi yazıydı benim aklıma direk annemi birkez daha görebilsem adlı kitap geldi bu konu orda yaşanmış gerçek öykü olarak işleniyordu okudukça insan kanının donduğunu hissediyor iyiki o şartlar altında yaşamak zorunda bırakılmıyoruz sağlıcakla kal
bluecould
bluecould, @bluecould
13.1.2008
iyiki rüyaymış, hep rüyada kalsın hatta mümkünse benim rüyama hiç girmesin böyşe şeyler...
kalemin daim olsun arkadaşım...
çağdaşlık gibisi yok, demokrasi çocuğuyum ve çok mutluyum...
saygı,sevgi ve gönül dolusu selam gönderiyorum.....
ozzy
ozzy, @ozzy
11.1.2008
Yorum yok....
Triabrkn
Triabrkn, @triabrkn
11.1.2008
Rüya işte...

Kurgu olarak iyi bir öykü okudum... Konu biraz can alıcı olsada...

Tebrikler.
MENEKŞELER
MENEKŞELER, @menekseler
10.1.2008
GÜZELDİ
RÜYA OLMASI DAHA DA GÜZELDİ AMA ÜLKEMİZDE NE YAZIKKİ
RÜYALARIN GERÇEK OLDUĞU VE O ŞEKİLDE YAŞAYAN İNSANLARIN BULUNDUĞU YERLER VAR
pelin
pelin, @pelin35
10.1.2008
Sayın Sehriyar;

Bu yazıyı yayınladığım her yerde mutlaka sizin verdiğiniz tepkiyi veren birileri çıkıyor...

İnsanların düşüncelerine saygım sonsuzdur, aynı şekilde sizin yaptığınız yoruma da saygı duyuyorum...

Fakat ben halen, kimsenin giysisini küçük düşürücü beyanlarda bulunmadığımı düşünüyorum... Konuda geçen durumun farklı bir boyutu, insanlara dayatılan bir mecburiyet...

Neyse, anlatmak istediğimi anlayanlar olmuştur mutlaka...

Saygılar...
sehriyar
sehriyar, @sehriyar44
10.1.2008
İnsanları giyim tarzlarından dolayı küçümsemek ve kınamak herşeyden önce anayasamız açısından suç işlemek.Sizin "kara zindan" diye tabir ettiğiniz giysileri birileri inancından dolayı giyiyorsa onu kınama hakkına sahip değilsiniz.Çarşaf giyinen kadınlar da bu ülkenin vatandaşları, devlete vergisini veren, çocuklarını askere gönderen insanlar ve Türkiye Cumhuriyetinin öz yurttaşları Çağdaşlık herşeyden önce medeni olmayı ve düşüncelerinize aykırı bile olsa insanların inançlarına ve giyim tarzlarına saygılı olmanızı gerektirir.Ben ülkemin yurttaşlarından bir kısmının giysilerini küçük düşürücü beyanlarda bulunmanızı kınıyor ve asla tasvip etmediğimi belirtmek istiyorum...
kutsal mavi
kutsal mavi, @kutsalmavi
10.1.2008
pelin bi an koktum yaa:(

aman sonunda rüya olduğu iyi oldu...gerçi bu gerçeğin kendisi de olabilirdi!!!

şükretmek lazım...

sağlıcakla kalasın...
Fikret TEZEL
Fikret TEZEL, @fikret-tezel
10.1.2008
Atatürk,nur içinde yatsın tabii.Elinden geldiğinin en iyisini yapmış.Çok zor koşullar altında,olanaksızı başarmış..
Peki siz bu gün gerçekten özgür olduğunuza inanıyor musunuz ?
Kara çarşaf,zorunlu değil elbet..Ancak,prangalar var ayaklarımızda,farkında mısınız ? Savaş sonrasından farklı mı bu gün,özellikle ekonomik durumumuz ? Hele ekonomik dağılımdaki adaletsizlik ..Padişah yok bu gün,padişahlar var başımızda..Ve bizi çağdaş birer köle olarak sömürüyorlar.
Bizden daha kötüleri elbette var..Suçlusu Atatürk değil elbet.Bizleriz,sustuğumuz,kabullendiğimiz için...

Öykünüz güzeldi.Tebrikler.
Olgun Ekinci
Olgun Ekinci, @olgunekinci
10.1.2008
Ah sevgili Pelin nerdeyse yazını yarım bırakacaktım kara çarşafı okuyunca....

Yok biliyorum çağdaş bir kadın olduğunu, en azından yazılarını okuyorum....

Ama okumaya değdi...kalemin daim olsun...Şimdi zaman gözlerimizi Atatürk büst ve resimlerinden ayırıp, onun düşüncelerini daha çok yaymak, savunmak ve yaşamak zamanıdır..

SEVGİYLE..
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL