3
Yorum
8
Beğeni
0,0
Puan
275
Okunma

"Çocuk Yüreğim"(Çocukluğumuzun Sesi)
"Hangimizin yüreğinde, çocukluk yıllarımızın o ılık, o tatlı rüzgârı ılgıt ılgıt esmez? Zamanın acımasız çarkları arasında dönerken, o bazen mahzun, o bazen alabildiğine mutlu esen çocukluk esintisini hangimiz hissetmeyiz içimizde? Belki de bu yüzden, hayatın tüm yükünü omuzlamışken bile Goethe, "biz kocaman çocuklarız" der. Ne kadar büyürsek büyüyelim, saçlarımıza ne kadar ak düşerse düşsün, bir yanımız hep o eski mahalle sokağında, bir tahta atın üzerinde saklı kalır. Bir yanımız hep mahzun, bir yanımız ise o günkü gibi pürüzsüz bir mutlulukla doludur."
Bu durum, sadece akıp giden geçmişe duyulan sıradan bir özlem, kronolojik bir nostalji değildir.
Bu, insanın kendi yaradılışındaki o bozulmamış sâfiyete, lekesiz masumiyete duyduğu derin bir eğilimdir; kendi özüne, ruhunun ilk temiz kaynağına yönelişidir.
Bizi her fırsatta çocukluk çağımızın o korunaklı limanına götüren güç de işte bu içsel arayıştır.
Dünyanın kargaşası içinde sessizce bizimle yaşayan, içimizde büyümeyi reddeden o çocuk yanımız, en beklemediğimiz anlarda bir tebessümle ya da bir iç çekişle kendini ortaya çıkarır.
Biliriz ki o günler, hafızamızın en aydınlık köşesinde parıldayan güzel günlerdi. Gökyüzü daha mavi, ekmek daha sıcak, dostluklar daha hesapsızdı.
Her şey güzeldi; çünkü dünyaya bir yetişkinin kaygılarıyla değil, bir çocuğun hayret dolu gözleriyle, menfaatsiz yüreğiyle bakıyorduk. Çevremizi, karmaşık olayları ve insanları hep o lekesiz aynadan yansıyan bakışla değerlendiriyorduk.
Kötülükler saman alevi gibi çabucak söner, kırgınlıklar bir oyun davetiyle unutulurdu. Onun içindir ki bugün, hayatın griliğinde kaybolduğumuzda, her şeyin çocukluğumuzdaki kadar berrak ve güzel olmasını istiyoruz.
Adımlarımızı yavaşlatıp, her şeyin o masumiyet çağındaki gibi saf kalmasını arzuluyoruz. Gerçeğin katılığına inat, en azından bunu düşlüyor, en azından bunu diliyoruz.
Dedik ya, herbirimizin ruhunda hâlâ bir yanı çocuk!..
Ve gelin itiraf edelim; bunca hayal kırıklığına ve hayatın getirdiği ağır sorumluluklara rağmen, insan olarak bir tarafımızın hâlâ çocuk kalabilmesinden dolayı gizli bir mutluluk taşıyoruz. Aslında mutlu da olmalıyız.
Çünkü bizi merhametli, bizi insan kılan, içimizdeki o çocuğun hiç susmayan sesidir.
Bu, fırtınalı bir denizde ruhumuzu koruyan en güzel, en asil özelliğimizdir.
Not; Bu yazının yazılmasına şair-yazar Hasan Ali Kasır’ın(1953-2000) "Gündönümünde Yaşamak" kitabındaki bir yazıdaki paragraf esin kaynağı olmuştur. (yukarıdaki ilk pragraf) geri kalan,bu fakirin, çocuk yüreğinin sesi.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.