1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
46
Okunma
Biz kardan adamlardık,
güneş yüzlü kadınların elinde.
İnceydi ruhumuz ve gururluydu.
Papatyalar yolmazdık hiç mesela,
sevgisini bilmediğimiz biri uğruna.
Zira hissederdik önceden;
bir bakış bin söz ederdi,
anlayana.
Biz kardan adamlardık.
Mevsimsiz barınaklarda işimiz yoktu.
Eylülle aramız bozuktu biraz;
kasımın, şubatın dostuyduk.
Çatısına yük olmadan,
sokağına sel olmadan severdik herkesi.
Islak imzamız vardı her umudun altında.
Her yıkıntı, her çöküş
yeni bir çıkışın habercisiydi karanlıktan.
Biz böyle görmüştük aydınlığı,
güneş yüzlü kadınlardan.
Güleç değildi belki, hep asıktı yüzümüz.
Tutunmayı bildik biz acılara ve sonra sözümüz
esirgenmezdi kimselerden; söylerdik dümdüz.
Çocukların ağladığı dünyadan olsa gerek,
güleç değildi belki, hep asıktı yüzümüz.
Dedim ya, biz kardan adamlardık.
Nerede bir hüzün olsa, orada damlardık.
Buz kesen ellerimiz vardı.
Ama olsun, kimsenin cebine muhtaç değildi.
Aç yatmayı bilirdik.
“Kavga var, kavgası,” deseler,
yağmur olur, sel olurduk; gelirdik.
Hiç yoktan tekmelediler,
hiç yoktan yanı başımızda yaktılar ateşlerini.
Eridik, eridik, eridik
ve nihayet delirdik.
Yeterince taşlandık,
yeterince dışlandık.
Şimdi buz dağlarıyız.
Biz kardan adamlardık.
Keşke dokunmasalardı.
İncinmeyecek, incitmeyecektik.
Boynumuzda bir atkı,
asi rüzgâra inat...
Dondukça güçlendi umutlarımız.
Şimdi kırın,
kırabilirseniz.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.