0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
151
Okunma
Aslında aşk bitmemişti.
Sadece çok yorulmuştu.
Çok hırpalanmıştı.
Önce bir kadın olduğunu unutacak kadar duyulmamış, yerden yere vurulmuş; sonra bir gün el üstünde tutulup diğer gün bir anda oradan aşağıya atılmıştı.
Ve bu, tekrar tekrar olmuştu.
Bir insanı en çok da sevdiği, sevildiğini sandığı kişi tarafından incitilmek yoruyordu.
Aşk bitmedi belki…
Ama o aşkın içinde kendisine bir lokma bile kalmadığını anlayan kadın, yalnızlığın tokluğuna da olsa kendini seçti.
Çünkü bazen aşk bitmez;
insan, aşkın içinde kendini kaybetmekten yorulur.
Öyle ya… Bazı ayrılıklar sevgisizlikten olmaz.
İnsan, sevdiği halde gitmek zorunda kalabilir.
Çünkü bazen aynı evin içinde kalmak,
birbirinden uzaklaşmaktan daha büyük bir yalnızlıktır.
Her gün hırpalanmak bit zaman hirpalanmaltan daha kötüdür.
Aşk belki hâlâ vardı.
Ama gururun, kırgınlığın, söylenmemiş sözlerin ve yaşanmışlıkların altında, nefessiz kalmıştı.
Belki de biten aşk değildi.
Biz, birbirimizi severken birbirimize iyi gelmeyi unutmuştuk.
Ve bazen insan, aşkı bitirmek için değil;
içinde kaybettiği kendini, benliğini kadınlığını ya da erkekliğini yeniden bulabilmek için gider.
Ve bu gidiş gitmek değildir aslında.
Uzun bir süredir canını yakan şeylerden sadece vazgeçmektir...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.