0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
36
Okunma

Suni Teneffüs
“Suni Teneffüs” Şair Ali Havan’ın Mart 2026’da Çıra Kültür etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu dördüncü şiir kitabıdır. Altmış iki şiirin yer aldığı kitap, 116 sayfa hacmindedir. Kitap ismi olan “Suni Teneffüs” ayrıca kitabın on beşinci şiiri olarak da yer almaktadır.
Şiirleri tema olarak dünyanın, hayatın sorgulanması, insan olgusu, dünyanın aldatıcılığı, faniliği, özlem, ölüm, toplumsal iletiler içeren şiirler, savaşlar, çocuklar, özellikle Filistin gibi gönül coğrafyamızda yaşanılan sıkıntılar, Allah Peygamber sevgisi gibi çok çeşitli konuları içermektedir. Şair, kitabını Yunus şiiri ile başlatıp Mevlânâ şiiri ile nihayete erdirmektedir. Bu başlangıç ve nihayetlenme bu kıymetler üzerinden kalbe ve zihne dokunma olarak okunabilir. Ayrıca bu başlangıç ve bitişin, dönüp dolaşıp aynı yere gelineceğinin bir timsali olarak da görülebilir. Başka bir boyutta da Türkçenin süt dişi Yunus ile doğum, olgunluğun zirvesi Hz. Mevlânâ ile de ölüm betimleniyor olabilir belki de kim bilir.
Şiirlerin tamamına yakını hece şiiri hüviyetindedir. Hece şiirlerle beraber, şiirlerde ses, ahenk, anlam ve söyleyiş bütünlüğü kendisini çokça hissettirmektedir. Biçim ve izlek olarak, halk şiirinin özünü ve izini taşımaktadır diyebiliriz. Yalnız şiirlerde kullanılan kimi güncel konu ve günümüzde kullanılan kelimelere yer verilmesi, hece şiirlerine modern bir dokunuşta kazandırmış gözüküyor. “Alesta (tetikte), çek, kırçıl, ispirtolu nefesler, delişmen, münadi (halka duyuran, tellal), hacizli reçete, usturlap, baldıran, mastı (köpek), ihtilaç (çırpınma), tefessüh (çürüme, bozulma), dehr (zaman)” Gibi çok farklı kelimelerle de karşılaşmaktayız.
Şairin şiir dilini ve anlatım kabiliyetini görmemiz açısından şiirlerinde bir gezintiye çıkalım izninizle. “Aklımı mandal ile astım hayal ipine” (s. 15), “Ölümün rengi beyaz tek servetim üç arşın/ Pılını topla dünya pırtılar yordu beni” (s. 25), “Ölüm Döşekleri” şiirinin final bölümü şu şekildedir. “Endişeli gözlerle yüzüme bakma dik dik/ Azığım dünden hazır yolculuğum bilindik/ Yalnız değilim korkma tabutum çift kişilik/ Kaldırın birer birer öldüğüm döşekleri.” (s. 24) Şairin, Filistin temasını işlediği dokuz kıtalık, “Tabuta Sığmayan Diyar” şiirinin bazı bölümleri şu şekildedir. “Yarınsız çocuklar bir var bir yoklar/ Ne bilsin nefsini azdırmış toklar/ Her gece bir çığlık evini yoklar/ Korkuyla uyanan diyar Filistin// Yalnızlık yaralar yorgundur sadrı/ Kalmamış bir nebze kardeşlik hatrı/ Utanç defterinde en ağır satrı/ İçimize yayan diyar Filistin//… Vahşet ölüm ile karıldığında/ Toprak utancından yarıldığında/ Çocuklar kefene sarıldığında/ Tabuta sığmayan diyar Filistin.” (s. 35) Şairin bütünlüklü olarak, “Dert Tabakları” isimli kısa bir şiirini buraya taşımak istiyorum izninizle. “Acıyı kaynattım bir göz taşımı/ Sofraya konuldu dert tabak tabak/ Hayatın var mıdır zaman aşımı/ Gelip beni buldu dert tabak tabak.// Hüznü çıkın ettim aktı gözyaşı/ Hasreti beklerken küstü söz yaşı/ Gel de yanağımda dursun çöz yaşı/ Köşeme kuruldu dert tabak tabak.” (s. 58) “İnsan Bilinmez Meçhul” şiirinin son bölümü de şu şekildedir; “Ölümü düşünmez korkar kabirden/ Bazen yoldan bıkar bazen seyirden/ Aynaya bakınca irkilir birden/ Şaşar kendisine hor olur insan// İnsan gün gibidir uzar kısalır/ Gam örsü dövdükçe şeklini alır/ Dünyalık hevesler hep yarım kalır/ Mezara konunca durulur insan.” (S. 89)
Kitabın geneli uzun şiirlerden oluşmaktadır. Konuların ruhuna işlenerek uzun uzun anlatır şair. 7’li, 8’i…14’lü, 16’lı gibi çok çeşitli hece ölçülerinde şiirler vücut bulmaktadır. Gerek beyit türü gerekse de farklı dörtlük yapıları okurun damağında farklı farklı tatlar bırakmaktadır. Şiirlerde geçen isimlere bir bakacak olursak; “Hamza, Ömer, Bilal, Ammar, Yasir, Yakup, Yunus, Mevlânâ, Molla Kasım, Aslı, Kerem, Ferhat, Şirin, Leyla, Mecnun, Züleyha, Abdürrahim Karakoç, Mekke, Kâbe, Kerbelâ, Filistin, Gazze, Cezayir, Fas, Kaf Dağı, Üsküdar, Kızkulesi” gibi isim ve yer isimlerini sıralayabiliriz.
Hani denir ya bir insan derdi kadar insandır diye. Bu sözü şaire de uyarlayabiliriz elbette. Bir şair de derdi kadar şairdir. Bu eserde de şair şiirleriyle hayata, insana, sorunlara bakışı resmedilmiş adeta. Bu bağlamda şair sözünü esirgemez.
Öz olarak, lirizm ve toplumsal ileti içeren su gibi akışkan güzel şiirler okudum. Şiirler tavır, vicdan ve estetik değerdedir. Hece ölçüsüyle sözcük disiplini kazandırılmış, müzikalitesi olan güzel şiirler. Bu bağlamda şair, şiirlerini kasmadan yazar. Şiirler hormonal şişmanlıklar içermez. Anlatım sarih olmasına rağmen düşünceye dayalı daha çok konulu şiirlere yer verilmiş. Bu meyanda şiirlerde yeni ufuklar açma, anlamı çoğaltma ve reel gerçekliğin ötesine geçme potansiyelini görüyoruz. Ortak duyuş ve düşünceyi taşıyan insanca ve Müslümanca var olma metodolojisini kavramış şiirler bunlar. Anadolu insanının içerisinde yürüyen senkronik duygudaşlık haline de içerisinde barındırmaktadır. Başka bir ifade ile şuuru ve bilinci şiirlerine aksettirmiş iyi bir şairi okumaktayız. İyi okumalar dilerim. Buyurunuz.
İlkay Coşkun
Kültür Ajanda Dergisi
Ağustos 2026, Sayı 153
kulturajanda.com.tr/?magazine=Q4BpxBrv5d2spkioA4FY
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.