0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
61
Okunma
Aynaya her baktığında, sadece şimdiki halini görmek istiyorsun. Ama orada, camın buğusunda, bir de geçmişteki sen var. Elleri daha titrek, gözleri daha umutlu, yüreği daha saf. İşte o sen, en büyük pusulan. Ne bir dostun başarısı, ne bir yabancının zenginliği, ne de bir rakibin yükselişi…Tek kıyaslayacağın, o eski sendir. Dün neysen, bugün ondan ne kadar ileridesin? Dün ağladıysan, bugün gülebiliyor musun? Dün düştüysen, bugün kalkabildin mi? İşte bütün mesele bu.
Başkalarıyla kıyaslamak, insanı en çok yoran alışkanlıklardan biridir. Ne kadar çok bakarsan başkasına, o kadar eksilirsin kendinden. Çünkü her insanın yolu, zamanı, imtihanı farklıdır. Senin sabahın, başkasının gecesidir. Senin kazancın, başkasının kaybıdır. Senin vaktin, başkasının henüz gelmemiş anıdır. O yüzden, başkasının aynasında kendini aramak, en büyük kayıptır. Oysa geçmişteki sen, hep oradadır. Sana fısıldar: “Bak, ne kadar yol kat ettin. Bak, nereden nereye geldin. Bak, dün ağlarken bugün nasıl gülüyorsun.”
Geçmişteki sen, bazen bir çocuktur, dizleri yara içinde, koşmuş ama yorulmamış. Bazen bir gençtir, hayalleriyle kavgalıdır. Bazen de bir yetişkindir, pişmanlıklarıyla barışık. Ama hep oradadır. Ona bakmak, aslında kendine bakmaktır. “Ne yapabilirdim?” demek değil, “Ne yaptım ve şimdi ne yapabilirim?” demektir bu bakış. Çünkü geçmiş kaderdir aslında, ve değiştirilemez. Ama ondan çıkarılacak dersler, bugünü yeniden şekillendirir.
Kıyaslamanın en güzel yanı, başkasıyla değil, kendinin eski haliyle yarışmaktır. Dün bir sayfa yazabildiysen, bugün iki sayfa. Dün bir kilometre yürüdüysen, bugün bir buçuk. Dün suskun kaldıysan, bugün bir kelime… Küçük adımlar, büyük değişimlerin habercisidir. Ve o adımları atarken, geçmişteki sen, anı yaşayan seni alkışlar. Çünkü o, bugünkü senin ne kadar ilerlediğini en iyi bilendir.
Bazen düşünürüm, geçmişteki ben şimdiki beni görse ne derdi? Belki gurur duyardı, belki hayal kırıklığı. Ama önemli olan, onun gözünden kaçmak değil, onunla barışmaktır. Bugünkü ben, geçmişteki benin hayallerinin, korkularının, emeklerinin bir sonucudur. Onu yok saymak, kendi köklerini inkar etmektir. Onunla barışmak, büyümenin ilk adımıdır aslında.
Geçmişteki sen, aynadaki en sadık yansımandır. Ne yalan söyler, ne abartır. Sadece hatırlatır: “Bak, ne kadar yol katettin. Bak, hala ayaktasın. Bak, hala nefes alıyorsun. Bak hala güzelsin.” Ve bu hatırlatma, en güçlü motivasyondur. Çünkü başkalarının alkışı geçicidir; kendi içindeki o eski senin tebessümü ise kalıcı.
O yüzden, bugün aynaya tekrar bak. Sadece şimdiki yüzüne değil, geçmişteki gözlerine dik gözlerini. Ona sor: “Nasılım?” Eğer cevap “iyi” ise, yoluna devam et. Eğer “kötü” ise, daha çok yürü. Çünkü tek yarış, kendinle olan yarıştır. Ve o yarışta, her kaybediş bir ders, her kazanış bir zaferdir. Ama en büyük zafer, geçmişteki senin gözünde bugünkü seni haklı çıkarabilmektir. İşte o zaman, tüm kıyaslamalar anlamını bulur. Ve sen, kendi hikayenin hem kahramanı hem yazarı olursun.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.