Politika kansız savaş, savaş ise kanlı politikadır. mao
seyit ali
seyit ali

AKAŞA 1.BÖLÜM

Yorum

AKAŞA 1.BÖLÜM

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

91

Okunma

AKAŞA 1.BÖLÜM

• METEOR •
Tam teçhizatlı, çapraz duruşta nöbet tutan askerin bakışları beyaza bürünmüş olan Erciyes’teydi. Erciyes’in zirvesinin gökyüzündeki bulutları adeta yırtıp geçmiş gibi görünen eşsiz manzarasını izliyordu. Keşke şu manzarayı ölümsüzleştirebilseydim diye içinden geçirirken bulutların arasından bir kırmızılık belirdi. Asker önce gözlerini kısıp şaşkınlıkla gördüğü şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştı. Kırmızılık giderek büyüyordu fakat çıplak gözle ne olduğu anlaşılmıyordu. Koşarak kulübede duran dürbünü alıp iki eliyle kavrayarak gözlerine yapıştırdı. Yaklaşan cismin ateş topu olduğunu görünce gözleri büyümeye başlayan asker hassiktir diyerek hemen telsize sarılıp alarm diye bağırmaya başladı. Hızla yaklaşmakta olan meteor bir anda küçülmeye başlayarak yeryüzüyle buluştu. Çarpışmanın etkisiyle büyük bir patlama gerçekleşirken asker parçalanarak can verdi. Karakolun ön cephesi tamamen yıkılmış, bütün camları patlamış ve meteorun düştüğü yerde büyük bir çukur oluşmuştu.
Erciyes’ten aşağıya doğru felaket boyutunda çığ düşerken ortalık bir anda can pazarına dönüştü. Dünyayı yok edebilecek kütleye sahip olan meteorun bu denli küçülüp ufak denebilecek bir hasarla atlatılması mucizevi bir olay olarak tüm dünya basınında yer aldı. Bilinen tüm fizik kurallarının altüst edilmesi akıllarda bir soru işareti olarak kaldı. Böyle bir olayın yeniden yaşanmasını önlemek amacıyla tüm dünya liderleri bir araya gelip bir uzay araştırma komitesi kurdular. U.A.K.’ya hiçbir ülkeye bağlı olmadan tamamen kendi kural ve yasalarıyla hareket etme olanağı tanındı. Komiteye koyulan iki kuraldan biri bütün araştırma ve deneyleri canlı yayınla tüm dünya ile paylaşılması. Diğeri ise hiçbir ülkenin iç ve dış meselelerine karışılmamasıydı.
Komite ikinci kural konusunda sözüne hep sadık kaldı fakat ilk kurala uymayıp sürekli olarak bir şeyler gizleme gereksinimi duydu. Bu konuda hep şüphe ile bakılsa da ne sakladıkları kanıt olarak asla öne sürülemedi.


İki yıl sonra.
• KADERİN YANSIMASI•
Uçsuz bucaksız bir çöl gibiydi sanki her yer. Göz alabildiğine parlak cam tabakadan başka hiçbir şey yoktu görünürde. Kasvetli yerde kendisinden başka yaşam belirtisi yok gibiydi. Neredeyim ben diye söylenerek şaşkınlıkla etrafına bakınmaya başladı Muhsin. Aynı soruyu birkaç kez tekrarladı korku dolu bakışlarla etrafı süzerken. Baktığı her yer aynıydı sanki ve hiçbir hayat belirtisi yoktu. Neredeydi ve nasıl gelmişti? Bulunduğu duruma anlam vermeye çalışırken bir türlü cevap bulamadığı sorular ve daha da önemlisi meçhuldeki yalnızlık hissi. Tüm cesaretini toplayıp Beni duyan var mı diye avazı çıktığı kadar bağırdı. Lakin kendi sesinin yankılanışından başka hiçbir ses gelmedi. Havaya bunaltıcı bir sıcak hâkimdi. Üzerindeki gömleği terden yapış yapış olmuştu. Yerden dalga dalga ısının yükselişi gözle görülebiliyordu. Alnından akan terler gözlerine geldiğinde muazzam bir acı veriyordu. Elini kaldırıp gözlerine siper ederek başını gökyüzüne kaldırdı. Gökyüzü masmaviydi ve zerre kadar bile bulut olmamasına rağmen güneş görünmüyordu. Sanki gizemli bir durumda güneş kaybolmuş, bulunduğu yer ise enerji kaynağını güneşe ihtiyaç duymadan kendisi sağlıyordu. Bunaltıcı sıcaklığı bir an bile ferahlatacak en ufak esinti bile gelmiyordu.
Neredeyim ben diye delirmişçesine bağırmaya devam ediyordu.
Yoksa deyip bir an duraksadı. Kısa süren duraksamanın ardından tedirgin bir şekilde umarım bu gördüklerim ölümden sonrası değildir diye mırıldandı. Nereye gittiğini bilmeden yürümeye başladı. En kısa sürede içinde bulunduğu kavurucu sıcaktan gizlenecek bir yer bulmalıydı. Dudakları da kurumaya başlamıştı, boğazını ıslatacak bir damla bile tükürük kalmamıştı. Biran evvel su da bulmalıydı. Daha birkaç dakikadır yürüyordu ama şimdiden bitkin düşmeye başlamıştı.
Bir an için bir ses duyduğunu zannetti. Olduğu yerde durup duyduğunu zannettiği belli belirsiz sesin tekrar gelmesini beklemeye başladı. Birkaç saniye bekledikten sonra ikinci kez duyduğu ses bu sefer biraz belirgindi. Kalbi yerinden çıkacakmış gibi atmaya başladı. Gelen sesi kızının sesine benzettiğini sandı ama o olduğuna inanmak bile istemiyordu. Kendisinin ölmüş olduğuna öyle inandırmıştı ki kendini kızının bulunduğu yerde olmasına ihtimal bile vermemişti. Birkaç adım daha attıktan sonra tekrar aynı ses yankılandı kulaklarında. Kalbi daha hızlı atmaya başlarken bütün kasları da gerilmeye başladı. Ses epeyce uzaktan geliyordu ama bu sefer kendisini kandıramayacak kadar belirgindi. Sesin geldiği yöne doğru koşmaya başladı. Koştukça korku dolu olan ses yaklaşıyor ve adeta yanından geliyordu ama bir türlü sesin sahibi olan kızını göremiyordu.
Kan ter içinde fırladı kanepeden. Tüm vücudu sırılsıklam olmuştu. Soluk soluğa ışığı açtı. Gerçekten yaşadığını sandığı rüyanın etkisinden kurtulması birkaç dakikasını aldı. Kanepeye oturup komidinin üzerindeki sürahiye uzandı. Bir bardak su içindeki ateşi söndürmeye yetmeyince ikincisini doldurdu. Biraz ferahlamıştı ama nefes alışverişi ve kalp atışı hâlâ hızlıydı. Ellerini şakaklarında birleştirip düşünmeye başladı. Birkaç haftadır aynı rüyayı görüyordu ve bu sanrıların bir anlamı olmalıydı. Kızını tedavi edebilmek için aylardır denemediği yöntem kalmamıştı. Her defasında beynin tedaviyi reddetmesiyle çabalarının hep fiyaskoyla sonuçlanması kahrediyordu. Kollarındaki şırınga deliklerine baktı. Her delik bir umutla açılmıştı ama sanrılardan başka hiçbir işe yaramamıştı. Ayağa kalkıp pencerenin önüne geldi. Çaresizliğini daha da artıran gecenin zifiri karanlığı tüm heybetiyle örtmüştü her yeri. En karanlık gecenin bile aydınlığa çıkan bir sabahı vardır diye mırıldandı ama umudunu yitirmemiş olsa da yine de içinden gelen var mıdır sorusu karamsarlığa düşmesine yetiyordu. Her karamsarlığa düştüğünde olduğu gibi yine duvarlarının üzerine üzerine geldiği hissine kapıldı. Derin bir iç çekerek pencerenin önünden ayrıldı. Kızının yatmakta olduğu odanın kapısını sessizce açıp içeri girdi. Kiren öyle derin uyuyordu ki kapının açılışını duymadı bile. Kızını uyandırmamak için odadaki sessizliği bozmadan yaklaştı. Yatağın diğer yanında bulunan komidinin üzerindeki vazodan tüm odaya yayılan kiren çiçeğinin kokusunu derince içine çekti. İçine yayılan kokuyu tekrar dışarı bırakırken avuçlarının arasına aldığı kızının küçücük elini dudaklarına götürdü ama kızına çare olamayışından dolayı suçluluk hissine kapılıp öpemeden bıraktı. Ayağa kalkıp geldiği gibi sessizce odadan çıktı. Laboratuvar olarak kullandığı bodrum kata inen merdivenlerden ağır adımlarla inmeye başladı. Yorgun zihnindeki karmaşalar eşliğinde laboratuvardan içeri girdi ve çıkmaz sokaklarla dolu çalışmalarına kaldığı yerden devam etmeye başladı.
Yorucu geçen gecenin ardından teorilerini destekler nitelikte bir bulguya rastlaması elini bir nebze güçlendirmişti ama yine de bu bulgular yeterli değildi. Kafasındaki uçuk fikirlerle laboratuvardan çıktı. Ağır adımlarla merdiven basamaklarını aşarken ezberlediği konuşma metninin tekrarını yapıyordu. Kahvaltıya oturmadan önce Kiren ’in odasının kapısını açtı. Kiren’in hâlâ uyumakta olduğunu görünce kapıyı kapattı. Mutfağa girdiğinde Selma çayları doldurmakla meşguldü. “Günaydın” diyerek masaya oturdu. Selma cevap bile vermedi. Evliliklerinin yolunda gitmediği ortamın buz kesmesinden anlaşılıyordu. Sessizliği masanın üzerinde duran telefon mesaj bildirimiyle titremesi bozdu. Muhsin yönü diğer tarafa bakan telefonu parmak hareketiyle kendine doğru çevirdi. Gelen mesaj arkadaşı Calps’tendi. Mesaja cevap verirken Selma’nın Yüz ifadesi adeta mutsuzluğu işaret ediyordu. Muhsin çayından bir yudum aldıktan sonra ayağa kalktı. Selma derin bir iç çekti ve arkasına yaslandı.
“Bugün işlerine ara verip birlikte…”
“Bugün olmaz.”
Selma ses tonunu yükselterek elini masaya vurdu.
“İş, iş, iş. Bir günde sorumluluklarının bilincine var da kızınla ilgilen. Bari bir gününü kızına ayır. Sana ne
kadar ihtiyaç duyduğunu göremeyecek kadar duyarsızsın.”
Muhsin sakinliğini koruyarak Selma’nın yanına gitti ve gözlerinin içine baktı.
“Ben her günümü hatta gecemi kızıma ayırıyorum. Ben mi duyarsızım? Ben mi sorumsuzum? Bütün çalışmalarımın onun ayağa kalkabilmesi için olduğunu göremiyor musun? Sen umudunu yitirmiş olabilirsin ama ben hâlâ yitirmedim.”
Ceketini kaptığı gibi kapıya doğru yürürken Selma elini burnuna götürüp ağlamaya başladı. Muhsin ayakkabılarını giyindi. Kapının üzerinde asılı olan arabanın anahtarlarını alıp dışarı çıktı. Arabanın tekerlerini ayağını vurarak kontrol etti ve arabaya bindi. Emniyet kemerini takarken sanki orada değilmiş gibi derin düşünceye daldı. Bu durum kemeri taktıktan birkaç saniye sonrasına kadar devam etti. Sonra kendine gelerek fısıltı halinde “bu günler geçecek ve eski mutlu günlerimize geri döneceğiz. Sana söz veriyorum.” dedi. Arabayı çalıştırıp yavaşça uzaklaştı.
DEVAMI GELECEK

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Akaşa 1.bölüm Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Akaşa 1.bölüm yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
AKAŞA 1.BÖLÜM yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
Paylaş
YAZI KÜNYE
Tarih:
18.7.2026 09:22:59
Beğeni:
2
Okunma:
91
Yorum:
0
BEĞENENLER
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL