0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
48
Okunma

"Köseği" Hakkında Derkenar
"Köseği" Şair Ulaş Konuk’un Nisan 2025’te Çıra Edebiyat etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu ikinci şiir kitabıdır. Otuz sekiz şiirin yer aldığı kitap doksan altı sayfa hacmindedir. Ocak, mangal karıştırıcı metal veya odun aparatı anlamlarına gelen ’köseği’ aynı zamanda kitabın sekizinci şiirine başlık olmuş.
Kitabın ilk şiiri olan "Ah! Âdem ile Havva’nın Kısaltmasıdır" Hz. Âdem, Havva, Habil, Kabil üzerinden konunun ele alındığı ilginç bir şiir. Diğer şiirlerde buna benzer, Hz. İbrahim, İsmail, Yakup, Yusuf, Zekeriya, İsa, Eyüp, Meryem, Ömer, Hüseyin gibi birçok isimle karşılaşmaktayız. Bunlarla birlikte İda, Cleopatra, Prometheus, Endülüs, Anadolu gibi isimlendirmelerle devam edilmektedir. Dikkat çekici farklı anlatım da olan diğer bazı ilginç şiir başlıkları da şu şekildedir. "Karpuz, Pembe Harita, Acı Ölçer, Sus Bulutu, Matmavi, Modifiye, İrredantizm, Alzheimer, Sincap" gibi bazılarını sıralayabilirim.
Şiirlerde anlatım olarak şairin tematize ettiği bakış geleneğin, yapı olarak da modern tarzın izlerini taşımaktadır. Her ne kadar modern bir üslup kendisini hissettirse de ziyadesiyle kadim değerlerimizle mücehhez bir anlatım üzere yol alındığını da görmekteyiz. İlk şiirlerde ki yoğun ve kapalı imge kullanımı, devamında sadeliğe doğru bir evirilmeye uğramaktadır. Öyle ki kimi şiirlerde karmaşık gelen yapı, şairin ruh halinin bir yansıması veya oluşturduğu kendi düzenini yansıtmaktadır. Kim bilir belki karmaşık görülen bu yapı, farklı şiir damarlarını besleyen farklı gözeler barındırmaktadır.
Şiirlerde yer yer hikâye tarzında bir anlatım kendisini hissettiriyor. Gerek ilgi çekicilik gerekse de isimler üzerinden betimlemeler ile beraber şiir sesinin yüksek olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. "Ey Çocuk, Ey İnsanlar" gibi seslenmelerle de anlatım sesi daha da yükseltilmektedir. Ayrıca kimi şiirlerde, "masa(l)lar, ha(l)klarımız" gibi eğik çizgi ile (/) ikili okumalara imkân verilmektedir.
Şiirlerde dikkat celp eden bir diğer konu da az kullanımda olan farklı kelimelere yer verilmesidir. "İslim damları (buhar damları), kırçıl şaman (kırlaşmaya başlamış), yörep (bayır, yokuş), sekoya ağacı (uzun yaşayan hacimli bir ağaç cinsi), köseği, pur kayalar (levha), ağveren (azmettiren), cırık kuşları (ardıç kuşları), çalışan emlikler (küçük yavrular), kertiş sürüleri (kertenkele sürüleri), kutsal bir apifani (aydınlanma), irredantizm (benzerini kendine katma isteği), sesobur (obur ses, türetilmiş bir kelime), nebbaş (mezar soyucu), tilkiler duncukarak (çok istekli), sıffın (Hz. Ali ile Muâviye arasında yaşanan savaş, 657), Prometheus (Yunan Mitolojisinde öngörü sahibi olan bir Tanrı), dadamık (av yemi)" gibi bir kısmını sıralayabilirim.
İzninizle, en sevdiğim şiirlerden birisi olan ’Sıffın’ şiirini burada paylaşmak istiyorum. "Kuran’ı yakar şaki/ külü toprağı, dumanı göğe.../ insanı yakar cani/ teni toprağa, ruhu göğe savrulur// nar ve nur;/ fahiş bir yazım yanlışı/ sonunda ünlem durur" (s. 78)
Gerek geleneksel gerekse de modern anlayış dilin gerçekliğini taşıyan altyapı, apriori olarak şair de var görünüyor. Her şiire kafa yorulacak ve aynı zamanda izi sürülecek bir boyutta olduğunu düşünebiliriz. "Aydınlanma, kişinin kendi aklını kullanmaya cesaret etmesidir" diyen Kant’ın sözüne kadar götüren bir inşa halidir bu. Sonuçta şiir çok geniş bir alana karşılık gelmektedir. Hayattan, düşten ve kurgudan beslenen çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Bu geniş çerçeve de denilebilir şair, anlatımlarıyla daha mücerret bir cihette yol almaktadır. Edebiyatta, sanatta şiirin öznelliğiyle farkını göstermektedir. İyi okumalar dilerim. Buyurunuz.
İlkay Coşkun
01.07.2026
www.kitaphaber.com.tr/kosegi-hakkinda-derkenar-k8126.html
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.