Hiçbir söz yoktur ki, eskiden söylenmemiş olsun. terence
Mechul34
Mechul34

Ne Olurdu Gitmeseydin

Yorum

Ne Olurdu Gitmeseydin

( 1 kişi )

1

Yorum

3

Beğeni

5,0

Puan

175

Okunma

Ne Olurdu Gitmeseydin

Dün gece sabahladım koyu gecenin kucağında. Fakat biliyor musun, yalnız değildim; seninleydim. Evet, evet, seninleydim. Sakın nasıl olur diyerek gülümseme. Belki sen benimle değildin fakat ben seninleydim. Ve sen öylesine güzeldin ki her zamanki gibi.

Sıcak bir tebessüm ederek gelip yanıma oturdun. Saatler sanki donmuş, yelkovan akrebe küsmüş, donup kalmıştı; tıpkı bizim gibi. Ve bu suskunluğun yerini yavaş yavaş teninin sıcaklığı almaya başladı bir anda. Çünkü ellerin bilinçsizce ellerime değmiş ve tıpkı prangalar gibi kenetlenmişti. Kendimi seyrediyordum yıldız gibi gözlerine baktıkça.

Gecenin karanlığı kıskanır gibiydi saçlarındaki rengi. Tıpkı vazomda, suyun içinde olduğu hâlde güzelliğin karşısında solan gül gibi. Ne gecenin kıskanmasına ne de gülün solmasına, inan, kızmadım, kızamazdım. Çünkü haklıydılar kıskanmakta ve solmakta. Çünkü öylesine güzeldin ki her zamanki gibi.

Ve birer tane sigara yaktık. Şimdi odamı küçük bir ateşin ışığı aydınlatmaya başladı. Her nefes çekişimde, külümün ateşinde o güzel gözlerini görüyordum. İnan, öylesine mutluydum ki. Hep içimden dua ediyordum: Ne olurdu gitmeseydin.

Sigaramızdan son bir iki nefesi çekerken düşüncelerimden sıyrılarak seni düşündüm. Ve bir üzüntü kapladı içimi, nedeni ise; sigaram bitse bile yanımdaki paketten çıkarıp bir tane daha yakabilecektim. Ya, ya sen gidersen? Seni bir daha bulabilecek miydim?

Ben bu düşüncelerin pençesindeyken sen sigarandan derin bir nefes çekerek söndürdün. Ve pencereye doğru yaklaştın, yanımdan uzaklaşarak. Pamuk ellerini sert betonun üzerine bırakıp yıldız gibi gözlerinle yıldızların seyrine daldın ve birden ürperen bir ses tonu ile:

"Gördün mü, yıldız kaydı, bir dilek tut." dedin.

Ben kayan yıldızı görmemiştim. Çünkü ben kendi yıldızımı seyrediyordum fakat dilek tuttum. Sen...

Ben de pencereye, yanına geldim. Ellerimi korkarak omuzlarının üzerine bıraktım. Ve saçlarındaki o mükemmel yosun kokusunu duydum. Sen o sırada ellerimden tıpkı bir ürkek kedi gibi kaçarak tekrar oturduğumuz yere döndün.

Senin için yazdığım şiirlerden birkaçını okudun. Ve inanmayan bir ifade ile gözlerime baktın. İnanmamıştın sana yazdığıma. Haklısın, bilmiyorsun seni ne çok sevdiğimi. Oysa kalbimde öyle büyük aşkın var ki dağlardan yüce, okyanuslara sığmaz.

O anda boynuna sarılıp çılgınca seni öpmeyi ne çok istedim, bir bilsen. Fakat yapamazdım; ya kaybolup gidersen birden, ne yapardım?

Allah’ım, bu bir rüyaysa uyandırma. Hayalse bırak gözlerimde kalsın.

Ağır adımlarla kalkıp yanıma geldin. Ve bana o en güzel iki kelimeyi söyledin:

"Seni seviyorum."

İşte tam o sırada gözlerimden buz gibi iki damla yaş indi. Öylesine mutluydum ki anlatamam. Bilirsin, anlatılmayan duygular yaşanır. Ben de o anı yaşadım ve o an ölmek istedim; tıpkı seni istediğim gibi. Çünkü o an ölseydim, inan, acı çekmezdim.

Yalvarıyorum, Azrail’im sen ol.

Saat durmuş fakat gece ilerliyordu. Ve biz bu ilerleyen gecede ömre bedel anlar yaşıyorduk. Fakat sen birden kapıya doğru uzaklaştın.

Yoksa, yoksa gidiyor muydun?

Olamaz. İnanmıyorum. İnanmak istemiyorum.

Dudaklarım kilitlenmiş, boğazım ise düğümlenmişti. Gidecektin, anlamıştım ve gidişini görmemek için gözlerimi ölürcesine kapattım. Bir bilsen, kapanan gözlerimde ne anılar canlandı. Bilmiyorum, gittin mi yoksa yanımda mısın hâlâ?

Bir süre bekledikten sonra yavaşça kirpiklerimi aralayarak seni aradım. Göremeyeceğimi bile bile.

Ne yatağımda ağırlığın vardı ne de yıldız gibi parlayan gözlerin. Sadece soğuk betonda ayak izlerin ve kulağımda o güzel sesin kalmıştı. Söndürdüğün sigaran kül tabağında, resmin ise yanımdaydı; yani benimleydin.

Çıktım, lavaboya gidip yüzümü yıkadım, aynaya baktım.

Olamaz... Sen, sen arkamdaydın.

Bir anda döndüm. Yoktun. Gitmiştin.

Bir türlü inanamıyordum gittiğine.

Savaşta yenik düşmüş askerler gibi ağır adımlarla odama döndüm. Donan saat çalışıyor ve yaklaşan sabahı gösteriyordu. Gökyüzü kızıla bürünmüş, güneş doğmak üzereydi. Yeni bir gün başlıyordu, bu güzel gece artık bitmeliydi.

Ben de kalan ise yalnızlığımla yalnız sen oldun.

Seni seviyorum.

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Ne olurdu gitmeseydin Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ne olurdu gitmeseydin yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ne Olurdu Gitmeseydin yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Hazan Gülü Fatoş
Hazan Gülü Fatoş , @hazangulufatos
18.6.2026 03:38:21
5 puan verdi
Şiir tadında akıcı ve okurken insanı alıp götüren çok güzel bir yazı okudum hocam

Yürek kalemin hiç susmasın inşallah
Tebrik ederim saygılarımla esen kalın huzurla mutlu kalın 🌹👑👑💯💯👑👑
Paylaş
YAZI KÜNYE
Tarih:
18.6.2026 02:29:16
Beğeni:
3
Okunma:
175
Yorum:
1
BEĞENENLER
POPÜLER YAZILARI
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL