1
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
187
Okunma

EY TÜRK
Ey Türk!
Sakın diz çökme. Çünkü diz çöktüğün an, seni inançlar üzerinden bölmeye, parçalamaya ve yok etmeye çalışanlar ortaya çıkacaktır. Kuzu postuna bürünen nice çıkar çevresi, geçmişten taşıdığı kin ve kuyruk acılarını bileyleyerek; yalnızca seni değil, seninle birlikte şanlı tarihini de hedef alacaktır.
Unutma ki bir milleti ayakta tutan şey yalnızca din değildir. Tarih boyunca milletleri yaşatan asıl unsur; ortak kültür, ortak dil, ortak ülkü ve ortak hafızadır.
Seni kurtaracak olan şey hamasi söylemler değildir. Seni kurtaracak olan; atalarının sana bıraktığı mirasa sahip çıkmak, kültürünü yaşatmak, tarihini öğrenmek ve geleceğe taşımaktır.
Bir ağacı düşün. Ağacın dalları farklı yönlere uzayabilir, yaprakları değişebilir; ancak kökleri sağlam değilse ayakta kalamaz. Bir millet de böyledir. Köklerinden kopan toplumlar zamanla kimliklerini kaybederler.
Türk milleti tarih boyunca farklı inanç sistemleriyle tanışmıştır. Gök Tanrı inancı, Şamanizm, Maniheizm, Budizm ve daha sonra İslamiyet... Ancak bütün bu değişimlere rağmen Türk milletinin dili, kültürü, gelenekleri ve devlet kurma kabiliyeti varlığını sürdürmüştür.
Bu nedenle din ile millî kimliği birbirine karıştırmamak gerekir. İnanç bireyin tercihidir; kültür ise nesiller boyunca oluşan ortak mirastır.
Bugün de yapılması gereken şey; başkalarını taklit etmek değil, kendi öz değerlerini koruyarak çağın gereklerine uyum sağlamaktır.
Silkelen ve ayağa kalk!
Ne Arap’a, ne Slav’a, ne de Cermen’e körü körüne hayranlık duy. Hiçbir millete düşmanlık besleme; ancak hiçbir millet karşısında da aşağılık duygusuna kapılma.
Sanki Türkler Tanrı’yı Araplarla tanıdı. Araplar deve sidiği içip, kertenkele eti yerken ve İbrahim’in develer için yaptırdığı ahırdaki heykellere (72 puta) taparken, Türkler; Gök kubbenin altında herşeyin Tanrıya ait olduğunu biliyordu ve sonsuz saygı duyuyordu. Onların tek derdi ise Arap milliyetçiliği yaparak Türkleri tarih sayfasından silmektir!
Türk; önce kendini tanımalı, tarihini öğrenmeli ve kültürüne sahip çıkmalıdır.
Çünkü tarih boyunca Türk milleti, yalnızca kılıcıyla değil; kurduğu devletlerle, adalet anlayışıyla, teşkilatçılığıyla ve medeniyet birikimiyle de iz bırakmıştır.
Orhun Yazıtları’nda Bilge Kağan’ın şu sözleri bu anlayışın en önemli örneklerinden biridir; "Üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında insanoğlu yaratılmış."
Bu ifade, Türklerin evrene ve yaratılışa dair düşüncelerinin İslamiyet öncesinde de güçlü bir manevî temele sahip olduğunu göstermektedir.
Özüne dönmek; geçmişe saplanıp kalmak değildir. Özüne dönmek; köklerinden güç alarak geleceği inşa etmektir.
Tarihini öğren. Dilini koru. Kültürünü yaşat. Bilime sarıl. Üret. Çalış. Geleceği inşa et.
Çünkü milletleri yücelten şey; geçmişleriyle övünmek kadar, gelecekleri için ortaya koydukları iradedir.
Efkan ÖTGÜN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.