0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
112
Okunma

Renkli kuru boya kalemlerini her gördüğümde içimde tarif edemediğim bir şey kıpırdıyor. Sanki yıllardır kapalı duran bir kapının aralığından çocukluğum bana sessizce el sallıyor. Hangi gün olduğunu bilmiyorum. Hangi yaşım olduğunu da hatırlamıyorum. Ama o renklerin arasında bana ait bir huzur saklı gibi geliyor.
Kırmızı, mavi, sarı, yeşil... Bir kutunun içine dizilmiş sıradan boya kalemleri değil onlar. Her biri unutulmuş bir anının bekçisi gibi. Belki okul sıramın üzerinde duran bir resim defteri, belki yağmurlu bir günde pencere kenarında yapılan çocukça çizimler, belki de hiçbir zaman tam hatırlayamayacağım güzel bir gün...
Pastel boyaların yumuşak renkleri, kuru boyaların ahşap kokusu, açılmış bir kalemin ucundan dökülen ince talaşlar... Bunların hepsi içimde açıklayamadığım bir sıcaklık bırakıyor Ne zaman rengarenk boya kalemlerinin olduğu bir fotoğraf görsem uzun uzun bakmak istiyorum Sanki o renklerin içine girsem dünyanın bütün gürültüsü susacakmış gibi.
Belki de bu yüzden renkleri seviyorum. Renkler bana hayatın sadece siyah ve beyaz olmadığını hatırlatıyor.
Bazen hayal kuruyorum
Duvarları rengarenk kalemlerle, çizimlerle, çocuk ruhunu hatırlatan detaylarla dolu bir odada olduğumu düşünüyorum.
Her köşede başka bir renk, başka bir sıcaklık, başka bir hatıra... Orada oturup hiçbir şey yapmadan saatlerce etrafı seyredebilirmişim gibi geliyor.
Belki çocukluğumu tam olarak hatırlamıyorum. Ama renkler hatırlıyor
Boya kalemleri hatırlıyor
Ve ne zaman karşıma çıksalar, içimdeki o küçük çocuk sessizce uyanıp dünyaya yeniden hayranlıkla bakmaya başlıyor
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.