Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır einstein
Linares
Linares

Sinsi Paspaslar

Yorum

Sinsi Paspaslar

( 7 kişi )

4

Yorum

16

Beğeni

5,0

Puan

114

Okunma

Sinsi Paspaslar

Sinsi Paspaslar


Evrende her şey kendi ritmiyle dönerken, kalbimin geniş ama sessiz odasında iki varlık yan yana duruyordu:
Kibir ve Tevazu.

Kibir, her saniyesi hesaplanmış bir diklikle ayakta bekliyordu. Üzerindeki kumaş kusursuzdu; bakışları ise sanki bu dünyaya ait her şeyi zaten aşmış, her şeyin fevkindeymiş gibi yukarıya, hep yukarıya dönüktü. Onun dünyasında eksikliğe, hataya ya da sıradanlığa yer yoktu. Kendini, Yaratıcı’nın sunduğu nimetlerin asıl sahibi sanıyor; zekâsını, güzelliğini ve yeteneklerini kendi eseri zannederek adımlarını, yeryüzünü ezmek ister gibi sert atıyordu.

Tevazu ise odanın en loş, en dingin köşesinde, seccadesini yeni katlamış bir derviş sakinliğiyle oturuyordu. Üzerinde hiçbir gösterişi olmayan, zamansız ve sade bir hırka vardı. Gözleri yerdeydi; çünkü o, toprağın ne kadar büyük bir teslimiyetle her şeyi bağrına bastığını, insanın da nihayetinde o topraktan gelip yine ona döneceğini biliyordu. Yüzünde, varoluşun sırrına ermiş insanların kalbi ısıtan, dingin tebessümü vardı.

Kibir, Tevazu’nun bu derin sessizliğine dayanamadı. O keskin, insanı üşüten sesiyle konuştu:
"Niçin hep böyle aşağıdasın? Neden kendini bu kadar görünmez kılıyorsun? İnsan dediğin, bu dünyada bir kule gibi yükselmeli. Herkes ona bakmalı, herkes ondan çekinmeli. Kendini böyle unutturursan kimse senin kıymetini bilmez. Bak bana; tek bir kusurum, tek bir eğikliğim yok. Ben her şeyin en üstündeyim."

Tevazu, başını yavaşça kaldırdı. Gözlerinde ne bir öfke ne de haklı çıkma hırsı vardı. Sadece derin bir şefkatle Kibir’e baktı ve o naif diliyle fısıldadı:
"Gök ne kadar yüksek olursa olsun, yağmur her zaman yere yağar be canım. Bereket aşağıdadır, yukarıda değil.
Sen kendini yükselttikçe, aslında gökyüzünün soğuk yalnızlığına hapsediyorsun kendini. Unutma, en dik duran ağaçlar fırtınada ilk kırılanlardır."

Kibir, bu sözleri duymak istemez gibi arkasını döndü. O sırada mutfaktan, el emeğiyle yapılmış, fırından yeni çıkmış sıcak kurabiyelerin saf kokusu geliyordu. Kibir, o muazzam kokuya doğru hamle yaptı; çünkü ona göre evdeki güzel kokunun ve nimetin var olma sebebi de yalnızca kendisiydi. Adımlarını yine büyük asalet iddiasıyla attı. Gözleri o kadar yukarıdaydı, kendi gölgesine o kadar hayrandı ki ayaklarının bastığı zemini tamamen unuttu.

Mutfak kapısının eşiğindeki küçük girintiyi fark etmedi. Gözü hep yükseklerde olanın, ayağının altındaki taşa kör olması kaçınılmazdı.
Ayağı eşiğe takıldı. O hiç bükülmeyen dizleri, asla eğilmeyen çenesi ve "Ben kimseden yardım almam." diyen o sarsılmaz gururu bir anda boşluğa düştü. Kibir, mutfağın zeminine, Tevazu’nun soğuması için yere bıraktığı nimetin, unların ve kırıntıların tam üzerine güm diye...
Kibir, yerde kalakalmıştı. Canının acısından ziyade, ruhunun o sahte sarayı başına yıkılmıştı. Üzerindeki lekesiz kıyafet un içinde kalmış, saçları dağılmış, o dik çenesi ilk defa yere yaklaşmıştı. Hayatında ilk kez bu kadar savunmasız, bu kadar eksik ve kusurlu görünüyordu. Kendine olan aşırı güveni bir anda derin bir utanca dönüştü. Kimsenin görmesini istemediği o acizliğiyle baş başaydı. Gözlerinden, gururun getirdiği yakıcı yaşlar süzülmeye başladı.
Ağlayacaktı ama kibrinden onu bile yapamıyordu.

Tam o an, Tevazu sessizce mutfağa girdi. Kibir’in düştüğü yerden kendine bir haklılık payı çıkarmadı.
Çünkü bilirdi ki başkasının düşüşünden beslenmek de gizli bir kibirdi.
Tevazu, unların ve kırıntıların arasına, Kibir’in tam yanına dizlerinin üzerine çöktü. Hırkasının kollarını sıvadı. Kibir’in unlu, titreyen ve utançtan ne yapacağını bilemeyen elini iki avucunun arasına aldı. O el, bir sığınak gibi sıcacıktı.

"Kalk bakalım ey kalbimin diğer yarısı..." dedi Tevazu. Sesinde dünyanın tüm bağışlayıcılığı vardı. "İnsan dediğin zaten düşe kalka yürümeyi öğrenen bir çocuktur. Kul olmak, tam da bu unun, ve ortamın kokusunu içine çekebilmektir.
Bak, düştün ve burası sandığın kadar karanlık değilmiş, değil mi? Kalk, elini ver bana."

Kibir, Tevazu’nun gözlerindeki katıksız sevgiyi, ve hesapsız şefkati görünce kalbindeki mermer kilitlerin tek tek kırıldığını hissetti. Karşısındaki varlık, onu en çirkin, en darmadağın hâliyle bile incitmeden sarıp sarmalamıştı.
Yaratıcı’nın merhametinin bir tecellisi gibi duruyordu karşısında.

Kibir’in çenesi yavaşça göğsüne doğru eğildi. İlk defa başını öne eğebilmenin, ilk defa "Ben buradayım ve eksiğim." diyebilmenin o muazzam hafifliğini hissetti. Yüzündeki unlara karışan gözyaşlarını elinin tersiyle sildi.
Tevazu’nun elinden tutup ayağa kalkarken üzerindeki unlara baktı, yerdeki kırık dökük kurabiyelere baktı. İçindeki o ağır yükün kalktığını hissederek yüzünde hafif, kalbi ferahlatan bir tebessüm belirdi.
"Yahu..." dedi sesi titreyerek. "Meğer yukarısı çok soğukmuş. Aşağısı, insanın düştüğü bu yer, senin yanın ne kadar sıcakmış. Ama ne yalan söyleyeyim, bu un çuvalı hâlimle bile fena durmuyorum, değil mi?"

Mutfakta, o ağır kibir havasının yerini ilk defa samimi, hafif ve neşeli bir nefes aldı. Kibir, kendi kusuruyla, kendi acizliğiyle dalga geçebilmeyi öğrenmişti. Çünkü maneviyat tam da burada başlardı: İnsan, kendi nefsinin kusurlarını görüp ona gülebildiği ve acziyetini kabul ettiği an, kibrin karanlık zindanından ebediyen özgürleşirdi...




Not: Kibir denilen şey,
fırından yeni çıkan sıcak kurabiyelerin üzerine kapaklanıp
’Ben zaten yer yatağı seviyorum’ diyebilmek sanırım.
He bir de kendimize gülmeyi unutmasak mı;
çünkü hayat, egomuzu test eden sinsi mutfak paspaslarıyla dolu : )



.Linares.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (7)

5.0

100% (7)

Sinsi paspaslar Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Sinsi paspaslar yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Sinsi Paspaslar yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Halil ibrahim bodur
Halil ibrahim bodur, @halilibrahimbodur
11.6.2026 14:26:54
Kalemine, kelâmına bereket hocam 👏👏👏👏
Müjgan Akyüz
Müjgan Akyüz, @mujganakyuz
11.6.2026 14:21:44
5 puan verdi
Birbirine tezat iki olguyu çok güzel öyküleştirmişsiniz, tebrik ediyorum.
İnsana çok önemli bir mesaj veriyor, aslında kazanan hep tevazu oluyor, kibir kendisini kazançlı sanıyor.
Tebriklerimle
Onur Altınok
Onur Altınok , @onuraltinok
11.6.2026 12:27:55
5 puan verdi
Gök ne kadar yüksek olursa olsun,
yağmur her zaman yere yağar...’
muazzam bir hakikat, enfes bir anlatım!
kibir ile tevazunun o mutfaktaki
unlu, kurabiyeli imtihanı hem içimi ısıttı
hem de derin derin düşündürdü
hele o sondaki ’yer yatağı’ esprisi harika
olmuş hayatın sinsi mutfak
paspaslarına takılmadan, kendi
acziyetimize gülerek yürüyebilmek
dileğiyle bu güzel yazıyı bizlerle
buluşturduğunuz için teşekkürler,
yazan yüreğe sağlık."

saygılarımla.."
serdarascioglu
serdarascioglu, @serdarascioglu
11.6.2026 08:23:24
5 puan verdi
KİBRİ VE TEVAZUYU...KARŞILIKLI KONUŞTURAN KİŞİLER..KURTULUŞA ERER..VE SEVİLİRLER. YAŞAMIN KAYNAĞI...SEVGİ VE TEVAZUDUR . ÖNEMLİ BİR KONUDA..BİLGİLENDİRMİŞSİNİZ. TEŞEKKÜRLER . ŞAİR VE YAZAR.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL