Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin. don herold
Hüma Efkan
Hüma Efkan

SONBAHARLA GELEN MUTLULUK

Yorum

SONBAHARLA GELEN MUTLULUK

0

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

33

Okunma

SONBAHARLA GELEN MUTLULUK

SONBAHARLA GELEN MUTLULUK

SONBAHARLA GELEN MUTLULUK

Ankara’nın sonbaharı kendine özgüydü. Ağaçların sararmış yaprakları rüzgârın önünde savrulurken, gökyüzü gri bulutların altında sessiz bir örtüye bürünürdü. Şehrin ortasında, yıllara meydan okuyan Kurtuluş Parkı, her mevsim olduğu gibi yine insan hikâyelerini biriktiriyordu.

Nermin Hanım altmış yaşında emekli bir öğretmendi.

Hayatının büyük bölümünü başkaları için yaşamıştı. Önce ailesi, sonra eşi, ardından çocukları... Herkesin yükünü omuzlamış, kendi mutluluğunu ise çoğu zaman ertelemişti.

Şimdi çocukları başka şehirlerdeydi. Telefonlar seyrekleşmiş, ziyaretler bayramlardan bayramlara kalmıştı. Günler birbirine benziyor, akşamlar daha uzun sürüyordu.

Bir gün parkta otururken Kerem’le tanıştı.

Kerem yirmi bir yaşındaydı. Hacettepe Üniversitesinde psikoloji okuyordu. İnsanları dinlemeyi seviyordu. Çoğu yaşıtı gibi sürekli konuşmak yerine dinleyerek anlamaya çalışıyordu.

İlk sohbetleri kısa sürdü. Sonra ikinci bir sohbet. Derken üçüncü... Ve zamanla ikisi de fark etmeden birbirlerinin hayatında özel bir yer edinmeye başladılar.

Nermin Hanım yıllardır kimsenin ona gerçekten kulak vermediğini fark etti. İnsanlar yaşlıların konuşmasını değil, susmasını tercih ediyordu sanki.

Kerem ise onun anlattığı hikâyelerde başka bir dünyaya kapılar aralıyordu.

Nermin Hanım savaş sonrası yoksulluğu anlatıyordu.

Kerem dikkatle dinliyordu.

Nermin Hanım ilk gençlik yıllarındaki hayallerinden söz ediyordu.

Kerem gülümsüyordu.

Nermin Hanım bazen yalnızlığını itiraf ediyordu.

Kerem sessizce yanında oturuyordu.

Bazı insanlar konuşarak uzaklaşırken bazıları ise yalnızca sessizliği paylaşarak yakınlaşır...

Onların dostluğu da böyle başlamıştı.

Fakat insanların rahatsız edici bakışları gözlerden kaçmıyordu.

Parkta birlikte yürüdüklerinde bakışlar üzerlerine çevriliyordu.

Fısıltılar başlıyordu.
"Bu yaşta kadın..."
"Çocuk yaşında delikanlı..."
"Ne işi var bunların birlikte?"

İnsanlar, anlamadıkları bilmedikleri konularda önyargıyla düşünüp laf soylemeyi severdi.

Oysa kimse onların konuşmalarının ne olduğunu duymuyordu.

Kimse onların birbirlerine nasıl iyi geldiklerini bilmiyordu.

Kimse, iki yalnız insanın birbirinde bulduğu huzuru göremiyordu.

Bir akşamüstü parkın merkezinde bulunan havuz başında oturuyorlardı.

Şehir ışıkları yavaş yavaş yanmaya başlamıştı.

Rüzgâr hafif esiyordu.

Kerem uzun süre sustuktan sonra konuştu.

"İnsanların hakkımızda ne düşündüğünü önemsiyor musun?"

Nermin Hanım hafifçe gülümsedi.

"Eskiden önemserdim."

"Şimdi?"

"Şimdi ömrümün kalan kısmını başkalarının düşüncelerine harcayacak kadar uzun ömrüm yok."

Kerem güldü.

Nermin Hanım da ona katıldı.

O an ikisi de hayatın kısa olduğunu, mutluluğun ise sandıklarından daha kırılgan olduğunu hissediyordu.

Aylar geçti.

Mevsimler değişti.

Kurtuluş Parkı onların sessiz tanığı olmaya devam etti.

Birlikte çay içtiler, birlikte yürüdüler, birlikte sustular ve zamanla birbirlerinin vazgeçilmezi haline dönüştüler.

Bu ilişkinin adı dostluk muydu?

Aşk mıydı?

Yoksa insanların isim vermeye çalıştığı ama hiçbir kelimenin tam karşılayamadığı bir bağlılık mıydı?

Belki de önemli olan bu değildi.

Önemli olan, iki insanın birbirine kendini görünür hissettirmesiydi.

Çünkü insan bazen gençliğinde değil, hayatının ilerleyen yıllarında anlaşılmayı ister.

Bazen kalbin kapıları geç açılır.
Bazen de hiç beklenmedik bir zamanda...

Yine bir sonbahar akşamı Çankaya Belediyesi nikah salonuna yakın bir noktada oturuyordu.
Nermin Hanım gökyüzüne baktı. Bulutların arasından ince bir ay görünüyordu. Yanında Kerem vardı.

İçinde uzun zamandır hissetmediği bir huzur. O an düşündü; Sevginin yaşı yoktu.
Toplumun kalıpları vardı.
Önyargıları vardı.
Kuralları vardı.
Ama sevginin ne kalıbı ne ön yargısı ne de kuralı vardır.

Uzunca bir suskunluğun ardından; "biliyor musun Kerem," dedi ve ekledi;
Sevgi, kendisine yer bulduğu kalpte yaşar.

Ve bazen bir insanın hayatındaki en güzel mevsim, sonbahar olur.

Efkan ÖTGÜN

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Sonbaharla gelen mutluluk Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Sonbaharla gelen mutluluk yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
SONBAHARLA GELEN MUTLULUK yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL