0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
51
Okunma

Sana bir sürprizim var," dedi adam.
"Neymiş o, çok merak ettim," dedi kadın.
"Söylersem sürprizlik bir yanı kalmaz ki," dedi adam.
"Peki, sen nasıl istiyorsan öyle olsun," dedi kadın.
Bahçesi büyük bir evin önünde durdular. Ev, bahçedeki ulu ağaçların içine zorlukla saklanmış iri bir çocuk gibi görünüyordu. Kuşların cıvıltılarını dinleyerek eve doğru yürüdüler. Sürprizin dedikodusunu yapıyorlarmış gibi heyecanla ötüyordu kuşlar. Kuşları ve ağaçları dışarıda bırakıp içeri giresi gelmedi kadının.
"Hadi ama, sonra yine çıkarsın dışarı, istediğin kadar da kalırsın. Sürprizi yapan da benim, sabırsızlanıp heyecanlanan da, bu işte bir yanlışlık var," dedi adam.
"Ağaçlar ve kuşlar değil miydi sürprizin."
"Ağaçlar ve kuşlar çok hafif kalır, birazdan bunu kendin de göreceksin zaten."
İçeri girip, merdivenleri üçer beşer atlayarak üst kata çıktılar. Adam o kadar sabırsızdı ki, merdiven boyunca asılmış tablolara bile bakamadı kadın. Üst kattaki kapalı kapılardan birinin önünde durup:
"Kapat gözlerini, ben aç demeden de açma" dedi adam.
"Tamam," dedi kadın gülerek.
Kapıyı açıp odanın ortasına geldiklerinde adamın aç demesini beklemeden açtı gözlerini. Dört duvarı adamın çocukluğundan beri biriktirdiği kitaplarla dolu bir yazı odasıydı. Okşar gibi sırayla dokunmaya başladı kitaplara.
"Hepsini okumak istiyorum," dedi.
"Hepsini okuyuncaya kadar sev beni yeter," diye de ekledi ardından.
"Sen yeter ki hepsini oku, yeni kitaplar da alırım ben sana," dedi adam.
"O zaman hemen başlıyorum," deyip içlerinden bir tanesini çekip aldı kadın.
El yazısıyla küçük bir not düşmüştü adam ilk sayfasına.
"Artık benimsin, tekrar tekrar okuyacağım seni."
.
hulyaperest
(onsekizağustos2015)
.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.