2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
99
Okunma
Bir sabah ansızın, kuş sesleriyle uyandım. Olacaklardan yine habersiz, tekrar rüyalara daldım. Bizli düşler gördüm bu sabah da. Sensizliğe uyanmamak için düşlerimle yoğruldum. Senden işaretler buldum her karede. İsmini heceledim, nerede olduğumu bilmediğim bir köşede. Bu sabah sensizlikten habersiz bizi gördüm. Tüm zamanları aşıp yine gönlümde seni ördüm.
Varlığı en iyi yokluk anlatır. Tokluğu açlık. Zamansız sevince yürekler, çok koymaz zamansız gidişler. Ama özlemler sarar yürekleri yine de. Belirsizlikler örer hükmünü bir ağ gibi. Bu sabah da güneş taptaze. Yağmurların ardından yaz, bahar neşvesinde. Bu sabah da yaz dökülüyor avuçlarıma. Ama yürek kuytularda, yürek yangınlarda.
Bilinmeyen bir bağla yüreğini, yüreğime ilmekledim. Kuvvetli bağlarla, sevdikçe sonsuzluğa kaydım. Bir kere çıkınca yola aşkı arayan! Sanma yol düz ve hep kolaylık sana sunulan. Gün gelir habersiz kalırsın yollarda. Gün gelir hasretle taşarsın yüreğine. Anlamaz seni kimse, bilmez hâlini. Aşk gramla değil; onun hacmi sığmaz yere göğe. Görmek için kocaman yürekler gerek. Anlamak için acıyı ve ayrılığı bilen deliler.
Bu sabah ansızın, ayrılık ateşiyle dağlandım. Dünyadan habersiz, kalp telaşlarına daldım. Bu sabah her yerde seni aradım. Metin olmak için göz çeşmemi sevginle bağladım. Ne bir gözyaşı, ne buruk bir hâl. Yokluğuna inat, işte dimdik ayaktayım. Bilinmeyen sınavlar içinde ben, ilk defa bu sabah rüyalarımı yormadım. Hayat bulmacasını çözmeye uğraşmadım. Sensizliğimi senle örttüm. Görünmesin diye hüznüm, bu sabah da yanaklarıma gülücükler kondurdum.
Yuvasına çalı taşıyan serçe, yavrusunu emziren anne, elinde çantalarla evine giden bir baba. Ne varsa gözlerimi kaplayan, dağlandım her baktığımda. Onların varlığı değil, senin yokluğun koydu bana. Acı ile okudum kâinatta ne varsa bu sabah. Hüznü resmettim gördüğüm karelerde. Diğer sabahlar kadar bir sabahtı oysa yaşadığım. Bu değildi her sabah görmeye alıştığım.
Elimizde olanları bir gün kaybedebileceğimiz bize öğretilseydi keşke. Sahip olduğumuzu sandığımız şeylerin birer emanet olduğu anlatılsaydı örneklerle. Zaman ve mekân yitirince hükmünü, kaderin elimizden alacağını en sevdiklerimizi. Gelişlerden memnun yüreklerimiz, gidişlerden elemlenmezdi o zaman bu denli.
Hüznü de sevmeye çalışıyorum şimdi, sevinçlerim kadar. Gidişleri de kaldırmaya çalışıyorum gelişler gibi.
Bir fincan limonlu çayla güne başladım. Açmak için yüreğimdeki karanlığı, aydınlığı aradım. Tek bir sabah yeterdi aydınlığı görmeye, bilirim. Ben ışığımı senli sabahlara erteledim. Bir kuşun ötüşü kadar sevimli iç sesin. Nerede olduğunu bilmediğim hâlde, derinden seslenişin. Bu sesi duymadığını söylemek yalan olur sevince.
Duman tütüyor karşı fırının bacasından. Yeşillikler sarmış bu kenti. Kirazlar salkım gibi dalları sarmış. Rüzgâr ayrılık üflüyor yüreğime. Bir amca dayanmış bastonuna, sekerek geçiyor bu yoldan. Herkesin bir sebebi var, gündelik sebeplerden. Sebepsiz bakıyorum bu sabah kâinata ben. Aşıyorum tüm zamanları. Seni ilk kaybettiğim anı. Ayrılık, dünyaya ait bir kavram.
Yine de kaybetmiyorum umudumu. Hiç gelmeyecekmişsin gibi razı, az sonra çıkıp gelecekmişsin gibi umut dolu bakıyorum yollara. Sensizken nefessiz kaldığım anları değiştirmek için nefessiz paylaşımlara, dakika sayıyorum senli zamanlara. Seninle dolmak ne güzel şey. Çetin sınavlardan sonra seni bulmak en özel şey.
Zor zamanlardan sonra gelişin, dünya dolusu mutluluk. Anlayan hâllerinle kalp odama girişin, sonsuzca huzur demek.
"Sizi anlayan bir insanla bir dakika, sanki bir ömür mutluluk. Anlatmaktan yorgun ruhlarımızla, ahmak bir insanla bir dakika, bir ömür zindan demek."
Kalplere sevgiyi koyan yüce Yaratan. İçimizde yürek ateşini yakan sonsuz Rahman. Bu ateş, aşkıyla sevgilinin bir ömür yanmaya değer. Bulmak için sahibini, günahıyla sevabıyla bu çileyi çekmeye değer. Sen kullarınla güzelsin. Kullar sevince özel. Sevmeyi bilmeyenin gölgesi olmaz arşın altında. Günah ve sevabından geçmeyenin işi olmaz aşkın peşinde. Âşık yürekler, sonsuzluğun izinde. Geçerek tüm hesaplardan, tek yürek olmanın şevkinde. Deliler, hastalar gibidir. Mecnunluk bir gönül işidir. Leylasız varılmadı hakka. Gerçek; mecnun eden leylaların ardında. Onlar müjdeledi aşkın deli eden hasretini. Nice hasretlerden sonra sevgilinin cemalini. Hasretsiz vuslat görülmedi. Mahrumiyetler olmadan nimete erilmedi.
Yokluktan sonra gelen sevgili! Sana nasıl yok derim? Bana lütfedilmiş bu sevgi kaynağını nasıl inkâr ederim? Bir yürek ateşisin şimdi sen! Bu aşka ezelden talibim ben. Sevgili. Ateşinle benim şimdi bir deli. Bakmadan deliliğime, yüreğimi saran sen!
Şule Meryem Canpolat Şimşek
09 Haziran 2011
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.