0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
64
Okunma
Balçığıma nefes üflendiği o ilk şafaktan beri, içimde bir sızı ve eksik bir yanla uyandım. Henüz zaman icat edilmemişken, ruhlar aleminde sana ayrılan o boşluğa düştü benim nasibim. İlk insanın o tenha yalnızlığında aradığı eş gibi, seni kendimden bir parça, eksik kalan kaburgam bildim. Cennetin serinliğinden vazgeçip dünya sürgününe razıysam, sırf seninle aynı toprağa ayak basma ihtimalindendir; yasak olan ne varsa seninle helal kılındı kalbimde.
​Ne çöllerin susuzluğu yordu beni, ne de dağların dik yamacı. Başkaları mısralarda yandı, ben sessizliğin korunda kavruldum. Sana gelen yolları iki gözüm kapalı buluyorsam eğer, bu ayaklarımın değil, ruhumun ezberidir. Seni sevmek, alnıma yazılmış en eski, en sarsılmaz kaderdir.
​Dört büyük kelamın gücünü kuşandım göğsüme; bir kanun gibi sert, bir ezgi gibi ince, bir müjde gibi şefkatli ve bir hakikat gibi dimdik... "Sev" diyen o ilahi sese, ben seninle cevap verdim. Her bakışını bir ayet gibi okudum yıllarca, kirpiklerinin sayısını tespih niyetine çektim gecelerce. Benim imanım, senin kalbindeki o gizli merhamettir.
​Pazarlıkların yapıldığı, sevdaların vitrinlere dizildiği bu çağda, herkes bir "pazar" kadar süre biçti yanındakine. Oysa ben, ömrümü bir emanet gibi avuçlarına bıraktım. Geçip giden gençliğim ellerinde bir rüzgar gibi savrulurken, bir an bile geri istemedim; bir ömür daha olsa yine uğruna feda ederdim. Eski yalanların, masal tadındaki sahte aşkların uzağında, ben seninle o en çıplak, en saf gerçeği kuşandım.
​Mezara kadar dediysem, toprağın karanlığından korkma; bu bedenin çürümesine değil, ruhun sonsuzluğuna bir yemin. Mahşerin o büyük kalabalığında, herkes kendi derdine düşmüşken, ben yine senin o cennet bildiğim gözlerini arayacağım. Dünya durabilir, yıldızlar sönebilir, herkes bizden vazgeçebilir; ama benim pusulamın iğnesi hep o aynı noktada, senin kalbinde takılı kalacak.
​Güneşin dize geldiği o muazzam sessizlikte, dünya hayatı bir rüyanın buğusu gibi silinip giderken, elimde kalan tek hakikat sana verdiğim bu söz olacak. Şimdi tüm kitapların şahitliğinde, ruhumun en saf haliyle soruyorum:
​Toprağın karanlığını bir tül gibi üzerinden atıp uyandığında, zamanın bittiği ve mekanın eridiği o ebedi şafakta, yeniden benimle olmaya hazır mısın? Acının uğramadığı, ayrılığın adının unutulduğu o sonsuz bahçelerde; bu kez bir ömür için değil, ebediyet için gözlerimin içine bakıp o en mukaddes "evet"i fısıldar mısın?
​Seni mezara kadar değil, ötesindeki o nura kadar sevdim ben.
Benimle cennette evlenmeye var mısın?
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.