1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
146
Okunma
İnsan büyüdükçe dünyayı çözdüğünü sanıyor oysa sadece sorularının yerini değiştiriyor. Çocukken neden? diye sorduğu her şey zamanla nasıl katlanırım?a dönüşüyor.
Bir zamanlar gökyüzü avuçlarının içindeydi
yıldızlar ulaşılacak şeylerdi umut dediğin geceleri bile sönmeyen bir ışıktı. Şimdi aynı göğe bakıyorsun ama bakmakla görmek arasındaki o ince çizgide bir yerde kaybolmuş gibisin.
İnsan en çok kendine yabancılaşmayı öğreniyor büyürken. Aynaya baktığında gördüğün yüz tanıdık ama eksik sanki senden bir parça yolda bir yerde düşüp kalmış gibi.
Oysa içindeki çocuk hala orada. Kırılmış olabilir susmuş olabilir ama tamamen gitmez. Bazen bir şarkıda bazen ansızın gelen bir kokuda, bazen de sebepsiz bir hüzünde çıkar karşına.
Ve anlıyorsun Büyümek vazgeçmek değil aslında taşıyabilmeyi öğrenmek. Kırıldığın yerlerle birlikte yürümek eksik yanlarını saklamadan yaşayabilmek.
Çünkü insanı ayakta tutan şey kusursuz olması değil içinde hala bir yerlerde inanmaya devam eden o küçük sestir.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.