0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
103
Okunma
Herkes kendi işine yarar mı diye sorar kendisine ve ona göre davranır. Kısaca testinin içinde ne varsa, dışına o vurur. 8nsanların size nasıl davrandığı sizin kaliteni değil, onların karakterini belirler Bu da çok doğru, çok can yakıcı bir tespit. "Kaybetme korkusu" ile "an’ın kıymeti"ni aynı cümlede geçer
İnsanlar bir şeyi kaybedeceklerini anladıkları an daha çok sevmeye başlıyor...
İşte ben de sıklıkla diyorum ki: Anın değerini bilin.
Kıymetliyse, kıymetli olduğunu hissettirin. Egolarınıza esir düşmeyin...
"Nasıl olsa beni her şartta, her durumda seviyor" hissine kapılıp onu ihmal etmeyin.
Sonra bir an gelir; her zaman ve her şartta yanınızda olacağını düşündüğünüz kişi, bir de bakmışsınız ortalıktan sessiz sedasız kaybolmuş.
Hiç kimse vazgeçilmez değildir.
Vazgeçilmeyen, esasında kişiler değil, anılardır.
Ama öyle bir an gelir ki, anıların da bir hükmü kalmaz.
İşte o zaman oturur, çayını çorbanı tek başına içer, tek başına ağlar, bir başına isyan eder, bir başına kalırsın...
Başarabilirsen tek başına mutlu olursun.
Başaramazsan, anılarda kaybolursunuz
Unutmama ki: Rüzgârlar ne kadar sert eserse essin, tarih rüzgarparin sertliğini değil, senin o rüzgârlarda, fırtınalar içinde dimdik ayakta kaldığın anı yazar.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.