1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
117
Okunma

1979’un serin bir sonbahar sabahıydı. Okula gitmeden önce aynanın karşısında kısa bir an durdu. Saçlarını hafifçe geriye attı, dudaklarına çilek kokulu parlatıcısını sürdü. Başka hiçbir şeye ihtiyacı yoktu; gençliğinin verdiği o doğal ışık zaten yüzündeydi.
Üzerine koyu bordo bluzunu, desenli eteğini ve ceketini giydi. Kapıdan çıkarken annesinin sesi geldi ardından: “Üşütme kendini.” Gülümsedi sadece. Sokakta yürürken radyolardan yükselen şarkılar ona eşlik ediyordu; hayat sanki bir film sahnesi kadar yumuşak akıyordu.
Haftasonu hemen hemen bütün okulun gittiği sinemada arkadaşlarıyla buluştuğunda kahkahalar havaya karıştı. Gelecek hakkında büyük planları vardı dönemin bol terörlü ,silahların atıldığı bombaların patladığı yıllardı belki ama içinde tarifsiz bir umut vardı. Her şey mümkün gibiydi. En büyük ideali çok sevdiği renkleri çizdiği modellerde kullanacak kendine ait çizimlerini diktirdiği elbislerle şehrin en havalı butiklerinden(modaevi) birine sahip olacaktı.Yetiştiği ortam arkadaşları hayallerine uygundu.Umut vardı gençliğin verdiği cesareti vardı. O günlerin en güzel yanı da buydu zaten—küçük anların bile kocaman mutluluklar taşıması.
1979 yılında mezuniyet hatırası olarak okulun çıkarttığı yıllıkta kullanmak için kentin en iyi fotoğraf stüdyosunda “Musa” da çektirttiği bu fotoğraf;
Yıllar sonra o fotoğrafa bakıldığında, aslında sadece bir genç kız değil; sade bir dönemin, temiz duyguların ve içten gülüşlerin hatırası kalacaktı.
Seçim Seziş
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.