0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
102
Okunma

NÜKLEER SİLAHLAR.
Uluslararası ilişkilerde, ülkelerin söz sahibi olmalarının ana kriteri, güçtür. Askeri, jeopolitik, ekonomik, teknolojik ve kültürel güçlerin yanı sıra enerji kaynağına sahip olma, söz konusu ülkenin uluslararası anlaşmazlıklarda pazarlık payını artıran bir diğer unsurdur. Bu enerji kaynaklarından biri olan nükleer enerjiye sahip olmak ise, birçok devletin tercih edeceği bir kaynak olurken, bu enerjiye ulaşma çabalarının silahlanmaya dönüşmesi farklı bir durum yaratmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’nin nükleer silaha sahip olmak istemesi halinde yaşanacak muhtemel etkiler ortaya konmaktadır. Türkiye, soğuk savaş döneminde bu tehdidin en yakın hedeflerinden birisi olmuştur. Küba krizi esnasında ABD ve Sovyetler Birliği arasında yapılan pazarlıklarda Türkiye’de konuşlu nükleer silahlar gündemin bir parçası olmuş, ancak ne yurt içi kamuoyunda ne de askeri çevrelerde bu silahların politika, strateji ve askeri güce etkileri yeterince tartışılmamıştır. Bu çalışmanın amacı söz konusu tartışmalara katkı sağlamaktır.
Akkuyu nükleer santraline yakıt çubuklarının 27 Nisan 2023 tarihinde getirilmesi ile nükleer tesis statüsünün kazanıldığı yapılan törenle ilan edilmiştir. Bu tesisten sağlanacak elektriğin Türkiye’nin toplam elektrik enerjisi ihtiyacının %10’unu karşılayacağı törende yapılan konuşmalarda yetkililerce açıklanmıştır. Cumhuriyetin yüzüncü yaşına eriştiği anlamlı bir dönemde bu gelişme ekonomik açıdan da önemli bir kazanımdır. Santralin nükleer yakıt çubukları kullanım sonrası Türkiye’de muhafaza edilecektir. Bu durum enerji alanında kullanımının yanında hemen akıllara zenginleştirilerek silah üretiminde kullanılıp kullanılmayacağı sorusunu da getirmektedir.
Ortaya çıktığından beri nükleer silahlar dünya güç dengesini değiştiren, kitle halinde zayiata neden olduğu için kullanımı ahlaki ve moral değerler açısından tartışma yaratan ve çevreye verdiği zarar nedeni ile etkileri tüm insanlığı ilgilendiren bir buluştur. Bu nedenle nükleer silaha sahip olma, kullanım dışı bırakma veya yayılmasını önleme konusundaki çalışmalar Soğuk Savaş süresince dünya kamuoyunu oldukça meşgul etmiştir. Sovyetler Birliğinin dağılması ile bir süre azalan tartışmalar son yıllarda yaşanan krizler nedeni ile eskisinden daha ciddi olarak tekrar gündeme gelmiştir.
Bu çalışmanın konusu teknik olarak söz konusu silahların Türkiye tarafından yapılabilirliğini incelemek değildir. Güvenlik stratejisi içerisinde bir seçenek olarak Türkiye’nin nükleer silaha sahip olmak istemesi halinde muhtemel etkilerini ortaya koymaktır. Çalışmada öncelikle nükleer silahla rın ortaya çıkışı, tehdit algısını nasıl değiştirdiği, yayılması ve denemeleri önleme girişimleri, atma vasıtaları, bu silahlarla sağlanan gücün niteliği, ülkelerin nükleer silah sahibi olma isteklerinin nedenleri ele alınmış ve aynı başlıklar üzerinden Türkiye için nükleer güç olma ihtiyacı irdelenmiştir.
Türkiye, Soğuk Savaş dönemini bu tehdidin en yakın hedeflerinden birisi olarak yaşamıştır. Küba Krizi (1962) esnasında ABD ve Sovyetler Birliği arasında yapılan pazarlıklarda Türkiye’de konuşlu nükleer silahlar gündemin bir parçası olduğu halde yurt içinde gerek kamuoyu ve gerekse askeri çevrelerde bu silahların politika, strateji ve askeri güce etkileri yeterince tartışılmamıştır. Basın ve akademik çevrelerde yer alan sınırlı sayıda tartışmalar daha çok politik yönü ile ele alınmış, askeri boyutu yeterince incelenmemiştir. Bu çalışmanın amacı söz konusu tartışmalara katkı sağlamaktır.
Dünyada Nükleer Silahların Ortaya Çıkışı:
Dünya ilk defa ABD’nin İkinci Dünya Savaşının son yıllarında yaptığı testlerle nükleer silahla tanışmıştır. ABD 1945 yılında bu silahı kullanıma hazır hale getirmiş ve gerçek hedeflere karşı kullanıldığı ilk ve son olmuşlardır. Hindistan 1974 yılında ilk denemesini yapmış, 1999 yılında gerçekleştirdiği deneme ile Pakistan ve son olarak Kuzey Kore bu grupta sayılabilecek diğer ülkelerdir. İsrail’in nükleer silah sahibi olduğu bilinmekte fakat varlığı konusunda resmi bir açıklama yapılmamaktadır. Son olarak Hamas’a karşı yürütülen operasyonda İsrail’in bir bakanının nükleer silah kullanarak Gazze’yi tamamen yok etme tehdidinde bulunması sahiplik anlamında açık bir beyandır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.