0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
112
Okunma
Nisan güneşi tenimi karartırken nereye yürüdüğümü bilmeden yürüyorum. Varacağım bir yer yok. Her zaman bir amacı mı olmalı yürümenin. Ünlülerin ünsüzlerin yan yana yürüdüğü anısı olan olmayan sokaklar sırtımdan ter damlarken film şeridi gibi sağımdan solumdan akıyor.
Yavru bir kedi gördüm gelirken. Sanki miyavlamıyor da çığlık atıyordu. Bir şeyler diyordu ama anlamıyordum. Anlasam da hoş alacak bir evim de yok. Kendime dahi bir yer edinemedim. Benim diyebileceğim hiçbir şeyim yok. Başarılarım bile sözde bana atfedilirken herkes kendisine bir pay edinirdi. Benim bu dünyada bir yerim yok. Huzurla uyuduğum mutlu uyandığım bir yerim yok. Hep yokluktaykan fark edilmiyor, varlığa biraz alışılınca unutuluyor. Var gibi olup yok olması da sebepsizce yürütüyor.
Ezbere bildiğim yollarda bir yabancı gibi yürüyorum. Kendime dahi yabancıyım bu günlerde. Düşünmem dediklerimi düşündüm söylemem dediklerimi söyledim yapmam dediklerimi yaptım. Soracak sorum kalmadı kimseye. Neden diyemeyeceğim artık. Yapmak istemedi yapmadı. Bitti.
Piknik yapmak istemiştim. Her şeyim hazırdı. Piknik örtüm piknik malzemelerim kadehlerim şarabım tek eksik senin bir kelimendi. Gidelim.
Sanki savaşa giderken yolda açlıktan gazi olmuş gibi düştüm sahile. Sıcak kumlar beni yerin en dibine çekti. Öylece kaldım. Denizi izledim. Uzandım gerçekleşmeyecek düşlerin hayali hafif de başıma geçen güneşle mayıştım. Sonsuz uykunun kölesi olurdum burada. Çıplak ayağıma zuhur eden kum taneleri beni hiç bırakmayacak gibi yapıştı. İyice silkelenip kalktım. Tam piknik yapmalık havaymış. Aylardır bu havayı bekliyordum. Güzel şeyleri hatırlattığı için güzel şeyleri de geçmişteki gibi bu güne getirir sanmıştım. Getirdiği gibi götürdü.
24.04.2026
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.