Sevgi insanı birliğe, bencillik de yalnızlığa götürür. schiller
Mavilikler
Mavilikler

Can Dostu

Yorum

Can Dostu

( 1 kişi )

1

Yorum

3

Beğeni

5,0

Puan

105

Okunma

Can Dostu

Can Dostu


Ağlıyordu. Sırf bu bile onu dokunulmazlıktan sıyırıyor, yerimden kalkıp oturduğu banka doğru ilerlememi dünyanın en sıradan şeylerinden biri hâline getirmeye yetiyordu. Ağlamak kadar güçlü bir iletişim türü daha olabilir miydi? O ılık göz yaşları içinin kapılarını sonuna kadar açmanın, "içeri girebilirsin" demenin bir çeşit ifadesi değil miydi zaten?

Öyleyse ona yaklaşıp konuşmaya, nesi olduğunu sormaya yeltenmemin birinin mahremine gösterdiğim saygısızlıkla en küçük bir bağlantısı yok demekti. Ben sadece davete icabet etmiş, "gel" çağrısına uyup saygısızlığın tam aksi bir tutum gösterip tam bir nezaket örneği göstermiştim.

"Şey..." dedim, usulca banka ilişirken... "Rahatsız etmiyorumdur umarım... Ama ağladığınızı görünce dayanamadım, belki konuşmaya ihtiyacınız olabilir diye düşünüp bir sormak istedim."

Kız kıza sohbet edebilecek bir ruh hâlinde gibi görünmese de; onunla sohbet edebileceğimi düşünmem buruk bir tebessüm şeklinde karşılık buldu yüzünde. "Keşke düşündüğünüz kadar sıradan bir durum içinde bulunsaydım!" diyordu sanki bana o gülüşüyle...

"Rica ederim, rahatsız etmiyorsunuz kesinlikle! Aksine ben sulu gözlülüğüm yüzünden tedirgin ettim sizi galiba."

"Hayır, hayır... Kesinlikle öyle bir şey yok. Aksine böyle sakınmadan ağlamanız, bu içtenliğiniz size büyük bir saygı duymama neden oldu."

Sade bir giysi vardı üstünde. Kot pantolon, ince bir mont, geyik desenli bir kazak... Kestane rengi, dalgalı, omuz hizasında saçları, aynı renk iri gözleri ve belli belirsiz gülümsemesi de kıyafetini tamamlıyor, ona dair güzel şeyler fısıldıyordu. Tam duyamıyordum onları... Ama sanırım az sonra başlayacağımız sohbet sayesinde hem kendisi, hem de onu göz yaşlarına boğan şey hakkında azıcık da olsa bir fikir sahibi olabilecektim.

Bana çantasından çıkardığı iki çikolatadan birini ikram etti. Teşekkür edip ambalajı sıyırırken onun bana içini dökmeye pek de niyetli olmadığını düşünmeye başladım nedense. Nazik ama mesafeli tavrından çıkarmıştım galiba bunu. Hiç tanımadığı birine çok normal bir şeymiş gibi neden ağladığını mı anlatacaktı zaten? Bunu nasıl düşünebilmiştim? İnsanın sırası geldiğinde en yakınına bile söyleyemediği şeyler olabiliyorken, hayatında ilk kez gördüğü birine bir çırpıda içini sere serpe ortaya dökmesi için epey esaslı bir nedeni olmalıydı.

Böyle yakından bakınca onu bir yerden çıkaracak gibi oldum. Bu mahallede oturuyordu belki de... Markette, sokakta, yolumun düştüğü herhangi bir yerde ona rastlamış olabilirdim. "Köpeğiniz var sizin, değil mi?" dedim, kafamda aniden çakan bir şimşekle.

Evet, sahne çok net bir şekilde belirmişti gözümde. Birkaç adım önümde kestane rengi saçlarıyla incecik bedenli bir kız ve yanında irice bir köpek... Bir ağacın önünde duruyor ikisi... Tahmin ettiğim şey oluyor... Ve köpek işini bitirip ağaçtan uzaklaşınca kız zarif bir şekilde çantasından bir poşet çıkarıp son derece doğal bir tavırla köpeğin pislediği yere uzanıyor. Birkaç adım ötedeki çöp kutusuna poşeti bırakıp can dostuyle keyifli gezintisine devam ediyor.
O zaman da şimdiki gibi gülümsemiştim ona. Onun beni göremeyeceği bir noktada... "Her köpek sahibi senin gibi duyarlı olabilse keşke!" demiştim içimden; boş bulunup da bir pisliğin üstüne basarım korkusuyla kadırımlarda yürürkenki tedirginliğimi ve bu durumun müsebbibi olan bazı köpek sahiplerini düşünerek... Köpeklerini biblo gibi yanlarında gezdirip sorumluluklarını almaktan kaçınan, sadece sefasını sürüp cefasına gelince dünyanın en vurdumduymaz insanı kesilen sözde hayvanseverleri yani...

İşte şimdi yine gülümsüyordum. Üstelik bu sefer beni görebileceği bir noktada... Ama o gülümsemiyordu bu kez. Az önceki soruma verdiği cevap yine göz yaşları oldu. Yanına geldiğimde sormak istediğim soruyu da cevaplamış oldu aynı zamanda böylece... Neden ağladığını biliyordum artık. Neden bir yanı eksik kalmış, kolu kanadı kırılmış gibi olduğunu...

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Can dostu Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Can dostu yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Can Dostu yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
24.4.2026 13:50:17
5 puan verdi
Sorumluluk ve Duyarlılık
Öyküdeki o geriye dönüş (flashback) sahnesi, karakterin neden bu kadar "can dostu" olmayı hak ettiğini kanıtlıyor. Köpeğinin ardından temizlik yapan o zarif kız imgesi, aslında senin hayata bakış açını yansıtıyor: Liyakat ve sorumluluk. Bir canı sevmenin sadece "sefasını sürmek" olmadığını, onun her türlü yükünü omuzlamanın gerçek bir "can dostluğu" olduğunu vurgulaman çok kıymetli.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL