1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
148
Okunma

Her 23 Nisan’da zihnim beni alır götürür çocukluğuma bırakır. Benim için eğlenceli ve bir o kadar da heyecanlı bir seyahattir bu. İlkokulda tüm müsamerelerde görev alırdım.
Genelde şiir okurdum, bazen de piyeslerde rolüm olurdu. Hazırlık haftalarca önceden başlardı. İçim içime sığmaz bulduğum her fırsatta kendi kendime provalar yapar sanki karşımda binlerce insan varmış gibi rollere girer, coştukça coşardım. Müsamere günü yaklaştıkça heyecan doruğa ulaşırdı.
Hani televizyon programlarında “85 milyon bizi izliyor” diye bir klişe vardır ya. Ben de bütün ilçenin beni izlemeye geleceğini düşünürdüm.
Okulun merdivenlerinde beyaz yakalı siyah önlüğüm ve elimde mikrofonumla, bahçeyi dolduran kalabalığa görsel bir şölen sunduğumu hayal ederdim.
Ne var ki bu hayalim hep yarım kalırdı. Zira genelde 23 Nisan’da yağmur yağar ve merasimi okul içinde, koridorda yapmak zorunda kalırdık.
Bazı seneler -muhtemelen yağmurun yağmadığı zamanlar- ilçenin meydanında düzenlenen törenlere götürürdü öğretmenimiz.
O törenlerin en güzel tarafı da tören sonunda okula askeri düzende uygun adımlar ve marşlar eşliğinde dönüşümüz olurdu.
Evet yanlış duymadınız.
Törenden sonra öğretmenimiz bizi sıraya sokar, “Kıbrıs Bizimdir!” “Kıbrıs Türk’tür Türk Kalacak!” sloganları eşliğinde coşkuyla okulun bahçesine kadar yürürdük.
O günlerde bu bizim için eğlenceli bir oyun olsa da büyüdükçe aslında bu küçük oyunların körpe bedenlerimize serpiştirilen “milli şuur” tohumları olduğunu anladım ve öğretmelerimizi hep hayırla yâd ettim.
Allah onlardan razı olsun.
Keşke her 23 Nisan’da bir günlüğüne çocukluğumuza dönebilsek.
Ne güzel olurdu değil mi?
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.