1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
91
Okunma
Yine de algılanamaz, öngörülemez ve ölçülemez bile olsa fiziken hayatın insanı çekiştirdiği kanaatine varmıştım. Tabii ki stratejik durumlarda öngörü makul düzeyde bir işe yarıyordu ama zihin ve kurgulanamayan olaylar yaşandığında anlamıştım ki algı bozuluyor, yeniden kurgulanıyordu. Böylece günleri sürekli bir tedirginlik halinde sürdürmeye başladım. Zamanla tam kontrol edemediğim durumlara, ilişkilere, yolculuklara, münasebetlere ve hatta tam olarak duyamadığım seslere karşı bile bir koruma refleksi kendiliğinden çalışır hale gelmişti.
3 arkadaş bana göre mecburi olan bir ilişki içerisinde birbirimizi anlamaya gayret ediyorduk. Müjganın bitmek bilmeyen merakı, enerjisi, Tevfiğin kendini gizlemek için harcadığı inanılmaz çabası müthiş bir gözlem sunsa da bana göre aşırı yorucuydu. Müjgan bir çiçeğe dokunur, koklar, önce çiçekle konuşur, sonra döner bizi çiçeğin güzelliğine ikna etmek isterdi. Bir parktan kopardığı sarı bir çiçeği tam 3 gün elinde gezdirmişti. Beni böyle aşırı duygular korkutuyordu. Neden çiçeğin 3 gün boyunca elinde gezdiğini bir türlü anlamamıştım.
Bu arada Tevfik de küçük küçük kumar oynuyordu. Tabii ben bunu Türk bir kahveci arkadaş edinmesinden sonra öğrenmiştim. İyiliğini düşünmesem bile bunu tehlikeli gördüğüm için bir defaya mahsus konuyu açmaya kalktığımda insan onuru, erdem, emeğin yüceliği ile ilgili destansı bir konuşmayla beni geçiştirmişti. O gün şunu anladım: bir insan olduğu gibi yaşamakta dirayetli ise müdahale etmek, akıl vermek veya istikamet göstermek aslında kendiniz ile konuşmakmış. Ben kumar oynamaktan korktuğum için o söylemlere hakimdim; Tevfik ise bu eyleminden gayet de haz alıyordu, hatta belki de onun için kendini tam olarak başkası ile kıyasladığı tek alandı.
Belki de insan var oluşu ve benlik bir kıyasa mecburdu. Bu düşünceyi uzunca bir süre kafamdan atamadım. Benlik, sen olmadan her hangi bir iddaayı sürdürebilirmiydi? Yada kendi içimizde yanlış olduğunu bildiğimiz bir şeye dahi sırf haz alıyoruz diye pozitif bir iddaa üretebilirmiydik. Sonrasında garip bir şey fark ettim: aralarında her hangi bir sorun olmadığında benimle daha az görüşüyorlar, araları bozulduğunda veyahut bir anlaşmazlık olduğunda ayrı ayrı sıkça yanıma geliyorlardı. Benimle olan konuşmaları bu durumu göze alarak eskisinden daha iyi dinlemeye karar verdim. Kelime aralarında anladım ki benim soğuk kanlı yapım her ikisinde de birbirlerine olan güvenden fazlasını mana ediyordu.
Bu durum şaşkınlık vericiydi. Çekingen, biçimsiz ve tedirgin ruh halim belli bir süreçten sonra küçük de olsa bir tahakküm üretmişti, bu pek tabii benim açımdan böyle okunuyordu. Çevresel etkenler ve gurbetde 3 zayıf, henüz hayata tutunmamış gençlerdik. Belki de kendimizi bile anlamadığımız gerçeği çırılçıplaktı. Öyleyse daha sert bir gerceklikte rasyonelitemin bir geçerliliği olacağına pek de itimat etmemem gerekiyordu. Aslında uzunca süre düşündükten sonra kendi kibrime olanak yaratmışım gibi telaşlandığım bile söylenebilirdi...
.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.