0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
120
Okunma
Günümüzde ebeveynlik, sanki gizli bir "en iyisini ben yaparım" yarışına dönüştü. Çocuklarımızın her derste en yüksek notu almasını, her spor dalında şampiyon olmasını, her enstrümanı kusursuz çalmasını istiyoruz. Ama bu madalyaların ve başarı belgelerinin gölgesinde unuttuğumuz çok temel bir soru var: "Çocuğum gerçekten mutlu mu?"
Bir çocuğun sırtına yüklenen "herkesi geçmelisin" baskısı, aslında onun kendi potansiyelini keşfetmesini değil, başkalarının beklentilerini karşılama kaygısını besliyor. Kendi egolarımızı, eksik kalmış hayallerimizi veya sosyal çevremize karşı "başarılı aile" imajımızı çocukların omuzlarına yüklediğimizde, onlara sadece stres ve yetersizlik hissi bırakıyoruz.
Oysa başarı, başkalarından üstün olmak değil; insanın kendi olabilme cesaretidir. Bir çocuğun dünyasındaki en büyük başarı; akşam yatağına yattığında huzurlu olması ve sevildiğini bilmesidir.
Eğitimci ve yazar Doğan Cüceloğlu’nun çok sevdiğim bir sözü bu durumu ne güzel özetler:
"Bir insanın geleceği, çocuklukta biriktirdiği mutlu anılarda saklıdır."*
Bırakalım çocuklarımız her şeyde "en iyi" olmasınlar. Bırakalım bazen hata yapsınlar, bazen yenilsinler ama her zaman kendileri olabilsinler. Çünkü dünya, unvanları olan mutsuz insanlarla dolu; bizim ise ışığı sönmemiş, gülümsemesi yarım kalmamış çocuklara ihtiyacımız var.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.