5
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
258
Okunma

Bahçemizde ince bir dut vardı. Topraktan mıdır, cinsinden midir bilmem, bir türlü gövdesi kalınlaşmamış, cılız; ne meyvesi doğru düzgün çıkar ne gölge yapar, öylece dikilip kalmış gibiydi. Ara sıra o dutun altına gider, öğle sıcağında iki elimle sıkıca kavrayıp kendimi sağa sola döndürürdüm. Kendimi bildim bileli anlamakta zorlanırdım ya da her şey bir anlamsızlığın içinde var oluyormuş gibi dümdüz görünürdü gözüme.
Böyle zamanlar içimde bir daralma, bir korku peydah olurdu. Bir şey var olmalıydı, bir şey olmalıydı ya da bir şey vardı ve ben asla anlayamayacak gibi kapkaranlık bir düşünceye kökten bağlıydım. Günlerin kısalığı hakkında epey kafa yormakla geçti çocukluğum. Bu, bende histerik bir hâl yaratıyordu; gerçi ne bende histerik bir hâl yaratmamıştı, o da başka mesele. Günler kısaldıkça kısalıyor, düşünmek için zamanım yetmiyor gibi bir hisle uykusuzluk çektiğim geceler giderek artıyordu. Gözlerimi her kapadığımda sanki bir şey benden hızlanarak uzaklaşıyor ya da yeni gelecek gün aşırı tehlikeli, fırtınalı, karmakarışık olacakmış gibi korkudan gözlerimin fal taşı gibi açılmasına sebep oluyordu.
Bu duygu ömrüm boyunca peşimi bırakmayacaktı; ben de sebebini hiçbir zaman anlayamayacaktım. Geleceğin benim için fazla öngörülemez oluşu mu, yoksa sadece zihinsel bir korku mu? Aslında bir süre bunu korku ile ilişkilendirmeye çalıştım fakat etrafımı doğru düzgün algılayamadığım için travmatik bir durumla zihnimi tam manası ile bağlayamıyordum. Bir süre böyle bir yaratılış olabilir mi diye düşündüm; sürekli tetikte, eğer öyleyse bile bu çok maliyetli bir ruh hâliydi. Doğanın dengesini, edebiyatı, ilahi anlatıların çoğunu isteksizce izledim, okudum, anlamaya çalıştım. Bu zahmetli hâl müthiş bir iç dengesizlikti; üstelik çevremle bağ kurmama müsaade etmiyordu.
Yine sıradan bir günün öğle saatlerinde tekrar dutun iki yakasına yapışıp dönmeye başladım . O sırada babamın tekrar eve gelme, annemle barışma ihtimali olan bazı olaylar yaşanıyordu. Ne üzgündüm ne mutlu; sadece ihtimaller inanılmaz derecede beni korkutuyordu. Birden ağlamak isteği geldi içime. Ne için ağlayacağım ya da benim üzüntümün ne olduğunu bir türlü doğrulayamıyor ya da bir şeyle ilişkilendiremiyordum. Yine de çok güçlü bir ağlama hâli, sanki ciğerleri yırtıp taşacak gibi nefesimi boğuyordu. Yüzümde bir gülümseme belirdi; o anı tüm hayatım boyunca unutmadım. Çok önemli bir durum olduğu için değil, kendi zihnimi ilk defa eğebildiğim için.
uzunca zamandır şiir yazıyorum böyle ufak caplı bir öyku denemesi yapmak istiyorum hızlıca editlemeden şöyle bir giriş yapayım dedim siz edebiyat severlerin düşüncelerini merak ediyorum. saygı ve sevgiler
.
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.