1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
38
Okunma

KIZIL ELMA
UYGARLIK, DÜŞ VE İDEALİN ESTETİĞİ
Ressam, yazar, şair ve bir öğretmen olarak ben, Halil Gülel’in 2008 tarihli (A4 boyutunda, karton üzerine kuru boya) resim çalışması üzerine akademik bir inceleme tarzında bu yazıyı kaleme aldım.
Bu eser, “Kızıl Elma”, benim simgesel ve felsefi temaları en berrak biçimde yansıtan kuru boyalı çizimlerden biridir. Renk geçişleri, biçimsel yalınlığı ve derin anlam örgüsüyle hem kültürel ideallerin hem de evrensel insanlık değerlerinin sorgulandığı bir resimdir.
Bu makalede, “Kızıl Elma” adlı bu kuru boya resmi; sanat tarihi, kültür, sosyoloji, psikoloji, eğitim ve tarihi perspektifleri açısından inceledim.
“Kızıl Elma” kavramı, Türk kültür tarihinde hem ütopik bir hedef hem de medeniyet ideali olarak yer alır. Sömürgecilik çağının Batı merkezli “medeniyet” mitlerine karşı geliştirilmiş bir doğulu bilinç ve estetik dolu özgürlük ile direniş biçimi olduğu düşüncesi savunulmaktadır.
Birçok bilim ve felsefi alandaki yetkililerin düşüncelerinden yararlanılarak, eserin postkolonyal bir söylem bağlamında yeniden okunması amaçlanır.
“Kızıl Elma” motifi, Türk kültüründe hem “fetih ideali - ülküsü” hem de insanlık ufku anlamlarını taşır. Tarihsel bağlamda başlangıçtan bugüne kadarki bütün Türk devletlerinde olduğu gibi Osmanlı imparatorluğunda da devam edip günümüze kadar “Kızıl Elma”, ulaşılamayan ama ulaşma arzusunu besleyen kolektif bir hedef düşü ve hayali olarak yorumlanmıştır.
“Kızıl Elma” adlı eserimde bu simge, geleneksel anlamını aşarak insanlığın ortak vicdanını temsil eden bir metafora dönüşür. Resimdeki elma, doğa ile kültür, madde ile anlam arasındaki sınırları aşan bir nesnedir.
Edward Said’in Oryantalizm de belirttiği gibi, Batı uygarlığı “ötekini” temsil ederek kendini tanımlamıştır. Benim bu eserim ise bu “öteki”nin dilinden konuşur; Batı’nın “medeniyet” miti yerine insan merkezli bir estetik ideali önerir.
Kuru boya tekniği, sabır, katmanlama ve ışık kontrolü gerektiren bir yöntemdir. Bir ressam olarak burada renklerin iç içe geçişlerini ustalıkla kullanıp resmettim. Elmanın yüzeyinde kırmızı, sarı ve yeşil tonların dengeli karışımı, hem hayatın çeşitliliğini hem de birliğini temsil eder.
Eserin mekânı, figüratif olmaktan çok semboliktir. Yere serili geometrik düzlem, medeniyetin kurulu düzenini, elma ise onun üzerinde yükselen manevi ideali simgeler. Bu resmin arka planındaki perdeler ve geometrik yüzeyler, birey ile toplum arasındaki sınırları tasvir eder.
Renklerin titizlikle uygulanması, sanatçının hem teknik disiplini hem de anlam derinliğini gösterir. Kuru boya çizgilerindeki dokusal yumuşaklık, insan ruhunun hassas dengelerini yansıtır. Bu anlamda eser, sadece görsel bir kompozisyon değil; aynı zamanda duygusal bir denge metaforudur.
“Kızıl Elma”nın tarihsel serüveni, Doğu’nun kendi medeniyet idealini kurma çabasının ifadesidir. Ancak modern çağda bu ideal, Batı’nın “uygarlık misyonu” söylemi karşısında kırılmaya uğramıştır. Elmanın altında yer alan çatlak yüzey, bu ideallerin kırılganlığını; parlak küresel form ise insanın yeniden doğuş umudunu temsil eder.
“Sömürgeleştirilen toplumlar, kendilerine dayatılan medeniyetle değil, kendi kendilerine meydana getirdikleri anlamlarla özgürleşirler.” Bu eseri, tam da bu özgürleşmenin sembolü olarak yaptım.
Eserin arka planındaki perdeler ve geometrik yüzeyler, birey ile toplum arasındaki sınırları simgeler. Bu açıdan “Kızıl Elma”, modernleşmenin toplumsal etkilerine dair bir yorumdur. Sanatçı olarak, bireyin iç dünyasını “yani “öz”ünü” toplumsal biçimlerin (duvar, zemin, perde) arasına yerleştirdim.
Spivak’ın “Alt Sınıf Konuşabilir mi?” makalesinde belirttiği gibi, sömürgeleştirilmiş birey kendi sesini duyurabilmek için baskın kültürün dilini yeniden kurmak zorundadır.
Bir ressam olarak kuru boya tekniğiyle meydana çıkardığım sade ama etkili estetik dili, bu “yeniden kurma” eyleminin sanat dilindeki karşılığıdır.
Elma, Jungcu psikolojide bilgi ve bilincin arketipidir. Kızıl Elma, bu arketipi hem kolektif hem bireysel düzeyde yeniden yorumlar.
Elmanın merkezindeki ışık noktaları, insanın içindeki doğruyu ve güzeli arama dürtüsünü simgeler. Çevresindeki küçük küreler ise bu ideali çevreleyen arzular, sapmalar veya yoldaki sınavlardır.
Renk psikolojisi açısından kırmızı güç ve tutku, sarı sezgi ve bilgelik, yeşil ise umut ve dengeyi temsil eder. Bu üç rengi elma üzerinde harmanlayarak insan ruhunun bütünleşmesini anlattım. Bu anlamda Kızıl Elma, hem bir içsel hedef hem de kolektif bilinç arayışının simgesidir.
Türk kültüründe bazı sayılar ve renkler Türk dünya görüşüne göre farklı isimlerde söylenir: örneğin “kırmızı” renk olarak söylenir ama aynı kelime “yüzünüz kırmızı” denirse başka anlama gelir. Al kelimeside kırmızı anlamındadır, al bayrak denince manevi bir anlam kazanır ama kırmızı bayrak denince aynı anlamı kazanmaz.
Kızıl kelimesi de altın rengine yakın kırmızı renge söylenir. Kızmak kökünden türemiştir ve kızıl sözcüğü ortaya kutsal ve manevi değerler kazandığı gibi bir dönem de Sovyetler Birliğinin ordusuna bu ad verilmiştir. “Gök girsin kızıl çıksın” Türkler de söz vermenin ölüme kadar gittiğini ifade eder. “Kızıl Elma” ibaresindeki kızıl sözcüğü altın kızıllığını ve kutsamayı ifade eder. Kızıl Elma bir nevi altın elma, altın ışık gibi ulaşılması gereken, ulaşıldığı zaman orayı mamur eden, nizam veren ve ulaşıldıktan sonra yine yeni bir amaca, hedefe yönelten bir ülküsüdür (idealdir).
Kırmızı, al ve kızıl Türk kültüründe bir rengin kullanım yerlerine göre anlam çeşitliliği taşıyan bir kelimedir. Sanat eğitimi açısından eser, öğrencilerde kültürel kimlik bilinci, estetik duyarlılık ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirebilecek niteliktedir.
Paulo Freire’nin “Ezilenlerin Pedagojisi” adlı kitabında belirttiği gibi: “Eğitim, insanın kendi dünyasını yeniden kurma eylemidir.” Bu eser, sanat aracılığıyla insanın kendi kimliğini yeniden kurmasının mümkün olduğunu gösterir.
Öğrenciler için “Kızıl Elma”, hem bir tarihsel simgeyi hem de ahlaki bir ideali temsil eder: Sabır, emek, bilinç ve güzelliğe adanmışlık. “Kızıl Elma” adlı eseri, Türk kültürünün sembolik mirasını evrensel bir düzleme taşır.
“Kızıl Elma”nın tarihsel serüveni, Doğu’nun kendi medeniyet idealini kurma çabasının ifadesidir. Ancak modern çağda bu ideal, Batı’nın “uygarlık misyonu” söylemi karşısında kırılmaya uğramıştır. Bu açıdan “Kızıl Elma”, modernleşmenin toplumsal etkilerine dair bir yorumdur.
Sanatçı, “uygarlaştırma”nın sömürgeci anlamını reddederek; uygar insanın vicdanını, sabrını ve estetik bilincini ön plana çıkarır.
Bu yönüyle eser, hem Doğunun hem Batının ötesinde bir insanlık ideali önerir:
“Gerçek uygarlık, kalpteki elmayı parlatmak anlamına gelmez; toprağı işleyip üreterek eşit, adaletli bir nizam ile insanı kucaklamak ve iyilikleri fethetmektir.”
Halil GÜLEL
Düsseldorf / 2025
Kaynakça
Fanon, Frantz. Yeryüzünün Lanetlileri. İstanbul: Versus Yayınları, 2017.
Freire, Paulo. Ezilenlerin Pedagojisi. İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2018.
Jung, C.G. Man and His Symbols. London: Aldus Books, 1964.
Said, Edward. Oryantalizm. İstanbul: Metis Yayınları, 2019.
Spivak, Gayatri Chakravorty. “Alt Sınıf Konuşabilir mi?” Toplum ve Bilim, 83 (1999): 45–70.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.