0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
38
Okunma

Kıskanç babası onu Victoria dağlarındaki bu kızıl kuleye hapsettiğinde daha 16 yaşındaydı..
Elia dağınık kızıl saçları incecik uzun boyu ve çekik yeşil gözleri bebek yüzü ile bir prensesten dahada öteydi .
Ak çiçekli dağların denize kıyısı olan karşıdaki yeşil adanın kralıda bunu duymuştu hiç bir kıza ilgi duymayan ve geceleri uyumuyan altın saçlı oğluna Eliadan bahsetti ..
Oğlum dedi. Victoria dağları kralının kızı kulede hapis git o aksi mendebur ihtiyar keçinin kızını kaçır bana gelin olarak getir dedi.
Prens hiç bir kıza ilgi duymayan içine kapalı bir gençti fakat bu hapis kız olayını duymuştu oda merak etti..
Fakat kızla tanışmak için ilginç bir planı vardı..
Elia annesi öldüğünden beri bu evhamlı sarp dağların kralı olan babasının saplantıları ile uğraşıyordu..
Güya bir büyücü kendini kaçırıp köle yapacaktı..
Bu saçma fikri sarayın soytarısının bunak karısı uydurmuştu..
Eşi güzel karısı ölünce ruh sağlığı iyice bozulan kral kızını gözünden bile kıskanıyor..
Başına bir şey gelir diye korkuyordu.
Elia ancak hizmetçileri ve bakıcıları ile konuşuyor kimseyle görüştürülmüyordu..
O gün öğleye doğru kulenin mor yosunlu deniz kıyısına doğru bakan yamacında uzaktan kıyılarda sanki bir gölge gördü..
Denizin delice dalga sesleri arasında bir ses mırıldanıyordu sanki Eliaaaa..
O gün ve haftalarca kuleden başını uzattığında kızıl saçları denize doğru dalgalanıyor gözleri hayretle açılıyor o sesi dinliyordu.. Şşşşşt Elia
Artık kararını vermişti. Elia yemek için yaşlı kızıderili hizmetçi Munonun getirdiği meyva sepetini kuleden sarkıtırken o iple kaçmaya..
İşte yine akşam oluyordu okyanusun o yosun kokan çılgın dalga sesleri kulenin bulunduğu yarım adanın kıyılarını dövmeye başlamıştı gece olmuştu işte..
Dalga seslerinin arasından yine kuleye uzanan o ses Eliaaaa..
Prenses incecik bedeni ile ipe tutunarak kuleden aşağı indi ilk kez koşuyordu yürümeye hasret bacakları dağ yamacının son noktasına denize doğru çılgınca koştu koştu..
Merak her zaman insanın başına bela olmaz.. Belki merakı onu bu hapishaneden kurtaracaktı..
İşte orada kıyılarda iri bir kayanın yanında uzun boylu zarif bir gencin silüeti görünüyordu..
Kimsin sen diye bağırdı. Neden her gece buraya gelip benim adımı çağırıyorsun.!
Yaklaştıkça şirin bir delikanlının yüzü seçiliyordu..
Ben ak çiçekli karşı dağların prensiyim burada güzel bir prenses hapismiş merak ettimde dedi.
Aralarında bir tutku değil, yoğun bir sevgi oluştu gittikçe.
Artık her gece buluşmaya başlamışlardı..
Elianın babası bunu duyduğunda çok geçti..
Çünkü güzel prenses prensiyle çoktan karşı dağlara kaçıp gitmişti..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.