Söylediklerinizi duyurmak için kimseyi kolundan tutmayınız ; zira insanlar sizi dinlemeye arzulu değillerse, onları tutacak yerde çenenizi tutmanız daha hayırlıdır.-- chesterfield
Hamdioruc
Hamdioruc

Kobani düştü

Yorum

Kobani düştü

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

24

Okunma

Kobani düştü

Kobani düştü...

İsrail eski İsrail değil artık işte Kobani nihayet düştü.Terörsüz bölge çok kolaylaştı artık...bölge ülkeleri ticareti artıracak..

İsrail nakil hatlarının Türkiye’den geçmemesi için elinden geleni yapacak.Vız gelir İsrail ama elimizi hızlı tutalım.Hayırlı işte

Arab ortadoğuyu ABDye verdi.Fars Çine verdi.ama Çine karşı ABD geri adım atıyor...bu geri vites devam eder bölgemizde.İsrail biter

İsrail nakil hatlarının Türkiye’den geçmemesi için elinden geleni yapacak.Vız gelir İsrail ama elimizi hızlı tutalım.Hayırlı işte

Türkler kamyonlarla petrole erişmeli...gemi tek araç olmamalı ...Suriyeden Iraktan Kamyonlarla petrol taşınmalı ve yeni HAT şart...neden yeni HAT şart...İran Hürmüze çökecek Arab Kuveyte bağlarsa petrolünü kuveytten türkiyeyebağlanırsa b hat özel olur İran baskısı olamaz ve Kamyollarla taşıma da bir yöntemdir...Hürmüzde bağımsızlaşmalıdır Türkiye be İsrailden de bağımsız olmalı İran-İsrail gerilimi daha da artacaktır çünkü...

Ve birşiir:

Sizden değilim


1.

Ben sizden değilim bayım
Adım Anadolu
Yunusun bahçesiyim ben...

Askeri askerdir ibrahimdir ateşte
Ay -yıldız sevinsin Anadoludan geçerken
Toprak öğünsün Anadoluda...Rüzğar gül dalında
Kim sevmez Anadoluyu

Ve yiğidi yiğittir ANADOLUNUN
Kadın var güneş var kadın var gül var Anadolu’da
Nar var yar var ana var Anadolu’da
Evini bahçe ediyor tarlasını bağ

Açlığına taş basar
Yarasına tuz basar
Anadoluda kadın
Anadoluda analar...

Güneş sevinsin Anadoludan geçerken
Alnı ay analar Anadoluda
Benim gönlüm Anadoluda güneş...
Güneş sevinsin Anadoludan geçerken

Hasımdır kine Anadolu
Savaşıyor fakirlikle sofrası için kahraman
Savaşıyor kinle nefretle çocukları için nur
Önünde seccadesi namusu için sur
Anadolu insanının

Ne sandın Anadoluyu o gazisi aşkın
Hısımdır aşkla
Mevlanası var Yunusu var
Çiğnenir mi sandın Anadoluyu
Nasrettin hocası var
Yiğitliğin hocası var Anadoluda...

Gönlü derin derin fikir
Gülün hasını gördüm Anadoluda
Güneş sevinsin Anadoludan geçerken
Anası çileyle yoğrulmuş Anadolunun

Bir gül gördüm gönülleri nur ediyor...
Anası anadır Anadolunun kadını kadın eri er...
Meyvesi tatlıdır zaman tatlıdır Anadoluda
Anadoludadır ağız tadı bozulmuş dünyaya ağız tadı
Mevlana sofrasıdır Anadolu

Aklın gönlün anası Anadoluda
Gel Anadoluya analar dolu anadoluda
Gel Anadoluya gönül ...bülbül konacağın dal onda
Onda ara ağzım opnda kaçmış tadın
Mevlana onda tat onda murat onda
Ateş onda kül onda
Solmayan gül onda

Görgü var bilgi var ağıtında yasında
Ara her güzelliği onda
Ağız tadın elmasında tat Anadoluyu
Anadolunun suyunda tat
Huyunda tat soyludur soyludur her tat Anadoluda
ahlak soyludur soyunda tat Anadolunun
Muradı güldür Anadolunun Anadoluda gül murat
Güneş sevinsin Anadoludan geçerken

2.

Yunusun bahçesindeyim
Papatya bu gönlüm
Yunusun bahçesinde

Baharların çeşmesi yunus
Narların elmaların bahçesi
Yunus cennet bohçası

Yunusta cennet bohçası
Yunusta güneşler var bulutlar var mavi gök...Yunusta

Çöldü gönlüm bu papatya gönlüm çöldü
Ömrüm güldü gönlüm güldü Yunusun şiirleriyle
İlahileriyle
Gül oldu ömrüm gül oldu papatya oldu gönlüm
Yunusun şiirlerinde güneş
Yunusun şiirlerinde ballar balı aş
Güneş akıl akıllı baş nurlu baş
Nur damlayan yaş
Yaşlı göz yunusta...
Nurlu öz Yunusta

Papatya bu gönlüm sevin Yunus
Papatya bu gönlüm geç açtı
Kokular ışıklar bulutlar saçtı çölüme
Ömrüme

Hoş geldi Papatya oldu gönlüm cennet getirdi evime
Okunan ilahileri Yunusun
Ömrüme saatlerime saniyelerime
Zaman bahar getirdi...gönlüm papatya yetmiş beş yaşımda
Yunusun bahçesinde
Şiirlerinin lehçesinde renginde bir papatya gönlüm

İri beyaz papatya gönlüm
Yetmiş beş yaşımda papatya ve bahar verildi
Papatya bu papatyalı bir bahardayım yetmiş beş yaşımda
Bahar var Yunusun izlerinde
Musanın asası Yunusun şiirlerindedir...

Bahar var musanın maviliğindeyim
Denizlerinde...Asasında Musanın bahar gönüllere

Şükür
Papatyalı bir bahardayım
75 yaşımda yardayım
Şükür
Gönlüm papatya doldu
Gönlüm papatya oldu
Yoldayım nurlu yoldayım
Asası elimde Musanın
Yunusun ilahileri dilimde
Ucu cennete çıkan
Karanlığın surlarını yıkan bir gazi gönülle yoldayım
Kül olsun gönlüm
Gül olsun gönlüm Yunusun bahçesinde

Bir merdivendeyim
Yetmiş başında gönlüm
Gönlüm bir merdivende şimdi
Merdivendeyim cennete asılmış...
Merdivenler cennete asılmış
Cennetin zirvesine asılmış avize gibi...
Cennetin avizesi yunusun bohçası
Yunusun ilahileri güllü bahçesi Bülbüllü bahçesi var

Cennet saray gibi
Saray görüldü gönlüme
Buyur denildi gönlüme okunurken yunusun ilahileri
Rüyada yok böyle bir saray
Hangi rüyada var bu saray
Hurilerdir temizlikçisi...
Cennet görüldü
Nimet görüldü
Nerede var bu nimet...
Gönlüm bülbülüm gül gördün
Ağla şimdi
Yar dizinde...
Şiir şiir ağla Yunusun her sözünde...
Hece hece bu ilahilerde ağla
Göz yaşın hece hece şiir olsun
Şirin olsun
Leyla olsun

Var Yunusun izinde bin bahar bin papatya...
Kırk yaşında Altmış yaşında
Yetmiş beş yaşında
Yunus deniz baharların denizi

Bahar geldi
Yine
Gönlüm papatya doldu
Dünya
Papatya dünya oldu

Her papatya aşktır papatyadır hediyesi paşa aşkın
Ömrüme
Dilimde papatyalar...zikirler...var şimdi
Baharlardayım
Köyüm kıskansın beni
Ballar balı köyüm soframda leziz aştır paşa aşktan...
Günlerim saatlerim saniyelerim şimdi
Sen de musasın gönlüm...elinde asa
Hangi deniz yol vermez ki musa olana
Elinde asa olana
Gönlünde aşk olana
Paşa aşk
Paşadır aşk bütün duygulara bende...
Okunurken ilahileri yunusun...

Gönlü aşka gönül Yunusun
Eli aşkın eli
Yunus aşkın gülü
Bülbülü
Şirini-Ferhatı
Mecnunu-leylası...
Gönlüm aşka gönül olsun aşka gönül ilahileri Yunusun
Okunurken ilahileri Yunusun
Gönlümde yunusun çiçekleri açtı
O güzel ilahiler okunurken

Mevlanasın gönlüm
Hasret ateşindesin
Sen de Musasın gönlüm
Asan nerde
Deniz var önünde
Firavun çıkacak karşına gittiğin yönde

Gönlüm
Korkmaz firavunlardan
O papatya

Gönlüm
Musam
Geçersin kızıl denizi
Aşktır elindeki asa
Aşkla geçilir bu deniz
Aşla geçilir her deniz
Yıkılır engelliği denizlerin aşkla
Yunusun eli aşktı
Asası aşk
Musası aşk
İmamı aşk Hocası aşk


Aşk ateştir ne sandın
Aşka yol vermeyen deniz mi var..
Buhar buhardır deniz
Aşığa yol vermeyen deniz mi vardır

Aşkın var korkulacak ne var..
Firavunlar ilahlığını ilan etmiş yine
Musa gönlüm yol iste kızıl denizden...
Firavunluk asrı asrım yine...

Balllar balıdır bu aşk
Musadaki aşkı tattım Allahım
Aşkların paşasını...
Gönlüm papatya doldu...
Yunusun izindeyim
O gül ilahiler okunurken

Gökleri mavi mavi okudum...
O gül ilahiler okunurken
Yeryüzünün halısını çiçek çiçek dokudum
Yunusun izinde
Yetmiş beş yaşımda yine
O gül ilahiler okunurken

Musanın izinde
Kızıl denizdeyim
Yol bana deniz
Hz muhammede aşığım ben
Yol bana bu çölde nurlu her iz
O gül ilahiler okunurken

Eşref-i mahlukattım ben
Bal aşkı tattım
Yunusun izinde yine
O gül ilahiler okunurken
Yunusun izinde baharlar var
O gül ilahiler okunurken
Ara

Sen geldin gönlüme yar
Yar bahar yar papatya
O gül ilahiler okunurken

Gönlüm papatya
O gül ilahiler okunurken

Bu papatya yar yar hediyesi..
Bülbül sesi
Cennetten
Bana
ve
İçimde mavilik denizi şimdi
O gül ilahiler okunurken

Yetmiş beş yaşımda
Açtı gönlüm kainat kitabını
Yıldız yıldız harfleri...
Alnım secdeye gitti
Gözüm yaşla doldu...
Yunusun izinde
O gül ilahiler okunurken

Musanın denizinde
Boğulsun Firavunlar
Boğulsun Firavunluklar
Sıra sıra
Yolum çıksın Mısıra...
Yusufum ben en derin kuyuda Şimdi
O gül ilahiler okunurken

Eşref-i mahlukattım ben
O gül ilahiler okunurken
Yunusun izinde
Aşkı tattım
Gül kokladım
Güneşe döndüm...
Gönlüme bahar geldi
Gönlüm papatya doldu
Otuz yıl kırk yıl
Beklenilen bu bahardı
Bana gelen paşa aşktı paşa bahardı..
Aşkın çöllerinde bulduğum
Siz çöl sandınız o gölü...

O gül ilahiler okunurken
Sen geldin gönlüme yar
Gözüm gök yüzü kitabına bakarken
Bu çölde bu gülde
Gül buldum

Gönlüm papatya doldu
İnciler topladım
Yunusun izinde
Fravunu boğan musa denizinde...
Musa denizdeyim şimdi
O gül ilahiler okunurken

Musa gönlüm
Cennetin bir gülünü
Dünyalara değişmez şimdi
O gül ilahiler okunurken

Bilirim gönlüm seni...
Sen de gülsün
Yunusun izinde
Musanın mavi denizinde
Musanın en mavi denizi
Şu firavunu boğan deniz
Musa deniz...Şimdi
O gül ilahiler okunurken

Gönlüm papatya doldu
Sen bir sofra serince
Yunustan ilahiler okuyan derviş...
Denizlerde arındım
Yunusun izinde
Yunusun izinde oldum papatya şimdi
O gül ilahiler okunurken
Ve Yetmiş beş yaşımda

Yunusun izinde paşası baharın
Paşası aşk ilinin papatyası
Dinsin yasın gönlüm yetmiş beş yaşında
O gül ilahiler okunurken

Ve
Sen girdin gönlüme yar
Gönlüm papatya oldu
Kokusu papatya
Rengi papatya
Papatya şu gönlüm
O gül ilahiler okunurken

Kainat küçük bir çiçek...
Yunusun izinde
patyalar gördüm Yunusun izinde şimdi
O gül ilahiler okunurken

Sizin çöl sandığınız göldeyim şimdi
Sizin çöl sandığınız güldeyim şimdi
Gül kokular denizi bu göl
Çöl sanma çöl değil bu çöl
O gül ilahiler okunurken

Yaş yetmiş beş
Bir bahar yaşıyorum
O papatyaya öpücük
Gönlüme öpücük
O gül ilahiler okunurken

Kainat küçük bir çekirdek
Yunusun izinde
En paşa aşk yunusun izinde
Papatya mı sandın o aşktır
Papatya aşk
Papatyalı aşk şimdi
O gül ilahiler okunurken

Aşk leylam aşk yar yar olan aşk geç geldi
Sen geldin yar
Sen geldin aşkların paşası aşk
Gönlüm papatya doldu
Yunusun izinde
Kainat küçük bir kelebek şimdi
O gül ilahiler okunurken

Başka yol gece bana...
Hece hece yıldız yıldız geldi
Yışdız yıldı aktı gönlüme
İlahi ilahi aktı içime Yunus şimdi
O gül ilahiler okunurken

Her gece aktı ilahilerinin yıldızları Yunusun
Yetmiş beş yaşımda
O gül ilahiler okunurken

3.

Eşref-i mahlukattım ben
Sizden değilim

İki damla güneş
Düşmemiş senin gönlüne
Ben sizden değilim bayım

Seccade öz annem
Cennet veren var
İki damla göz yaşıma

Ben sizden değilim bayım
Önümde bal-süt sofrası
Annem seccade benim

4.

Eşref-i mahlukattım ben
Sevmem ikiyi...
İşte ikinin analizi bu

Şefkatten doğdum ben
Anneler iki olmaz
İki yüzlü olmaz
Anneler bir özlü
Bir yüzlü

Dünyadan anne olmaz
İki yüzlü
Gecesi var gündüzü var dünyanın
Dünya iki yüzlü
Gel seccadeye

Eşref-i mahlukatım ben
Sultan iki olmaz...
Kavga iki olmaz...
Sultan mezarı bu

Ne sandın bu mezar sultan mezarı
Sultanı bu mezar mezarların eyüp mezarlığında

Bir mezar başındayım sultan bu mezar
Sultanı bu mezar mezarların bayramlarda ilk koştuğum
Bayramlaştığım...bu mezar

Eşref-i mahlukatım ben
Bayram bugün bayram bu gün
Sultanımın mezarı
Sendeyim bu gün
Sendeyim bayram bu gün
Gönlümle gözümle
Dlimle sözümle
Göz yaşımın yıkadığı yüzümle...

Eşref-i mahlukatım ben
Bir Sultan mezarı bu
Sen medineden kalk yaşlı ayaklarla gel İstanbula
İstanbul İslam bula...
Sultan oldun sen o gün

Karanlık bir kavga bitmişti
Ve gül kavga bitmişti o an
Mezarların sultanı bu
Günlerden bayram
Mehabbetiyle
Bayram her an
Merhametiyle
Mezarların çiçeği bu mezar
Çiçek mezar bu kokusuna koşulan çiçekti o gün ve o mezar

Eşref-i mahlukatım ben
Karanlık bir kavga bitmişti seviniyordun yaprak gibi
Yeşil yapraklar gibiydi gönlüm
Yeşil yapraklar gibiydin gönlüm
Yeşil yapraklar sana döktü sırları
Rüyada gördüğüm bir ağaçtın
Dallar yolları tanıttı
O-nurlu ağaçtın gönlüm
Her şey inançtı.nurdu kanıttı

Eşref-i mahlukatım ben
Sultan mezarda
Kavga bitmişti
Karanlık bitmişti
Nurluydun güneştin gönlüm
Eşref-i mahlukattın gönlüm...
Dualarda ellerim maviliğe bakan gözler...

Evrensin gönlüm açmıştın gül
Paşasısın gönüllerin gönlüm...
Çınar gönüllü gönlüm
Ululadım Allahı
Kavga bitmişti...

Kavgalar biter bu mezarda
Gül kavgalar biter bu mezarda...

Sultan oldun ey mezar mezarların sultanı bayramlarda
Bayram olur her an sende
Her gün sende
Deli kavgalar biterken gönlümde her adım yürüdüm maviliğe

Eyyub sultanın mezarı bu
Yara yar bu mezar...
Vara yar bu mezar...
Medine topraklı bu mezar
Medineye yeşil bakar bu mezar
Yeşil yapraklı bu mezar
En kötü çöllerde

İstanbulda ...
Medine kokan bir gül bu mezar
Gül bu mezar

Ağacın rüyası ağacın hikayesi... olma lal
Gönlüm hilalim olma lal
Örtmesin gizlemesin hilalim seni kara bulıutlar
Parlasın seninle yüce umutlar...
Bitsin dertler
Ülkem dertli
Yusufum dertli
Irkım dertli

En paşa hikayeler sunuldu aklıma an an
Karanlığın surlarını zorlamıştı Eyub sultan

Bin sultan olmuştun
Efendimin devesi koşunca çökünce sana misafirliğe...
Senin deniz sofrana

O eyyub gönlüme sultan
Ülkeme sultan
Dün ve bu gün
An ve an
Güneşi parlar her an
Aşk parlar
Onunla ülkemde
Ve gönlümde her an
Mezarı mezarlara sultan
İstanbulda eyubde

Eyub sultanın mezarında
Hikaye kitabının en kıymetli yaprağında
Kitap oldun gönlüm...
Kitaplarla doldun gönlüm an an...

Kavga vardı gönlüm sende
Gönlümde ve ülkemde terör vardı yıllarca
Bitti terör
Bedenimde gönlümde
Ülkemde bölgemde

Akı ak görmeyen gönlümün
Benim olmayan gönlümün
Akı ak görmeyen gönlümde olsun terör
Akı ak gör ülkem
Akı ak gör bölgem
Nurlu gölgem

Kavgayla kavga
Er kişi işi
Kavga bitmişti
Eyup sultanın mezarında
Eyup sultanın toprağında
Toprağı medineden sultanımın
Toprağında gül biter
Kargalar
Kavgalar batar
Bu toprakta güller biter
Güneşler biter
Kitaplar biter
Virgüller noktalar biter...
bu toprağı anlatmaya kalksam ömürler biter
Yıldızlar güneşler biter
Onlar gülleri aşkın
gülleri bu mezarın açtı an ve an bu gün bende
Ellerimde
Ayaklarımda
saçlarımda
kaşlarımda
Çatmam artık kaşımı yetime

kurudalı diksen yeşil yaprak verir bu toprak
Yeni aşklar biter bu mezarda
Bu toprakta
Kim yatar bu mezarda
Bir cennet insanı bu mezarda
Cenneti tattım bu mezarda
Havz-ı kevser bu mezarda
İçtim bu gün an ve an
Havz-ı kevserdi içtiğim
Sırattı geçtiğim bu gün

Eşref-i mahlukatım ben
Ülkemin aynası oldu gönlüm
Bu mezarda
Tarihin aynası oldu gönlüm bu mezarda
Nur var bu mezarda
aş var
Taş var...
Dağ var taş var
Savaş var
Akıl var baş var...
Bir bahçe bu mezar
Bu bahçede büyüyor ağaç var kuş var...
Bu mezardan kaçıp giden kuş
Konup göçen kuş var
Taştan taşan taş var

Bir sultan mezarı bu
Dünyanın aynasısın gönlüm bu gün
Koca bir evrensin gönlüm
Bu mezarda
Ölüşün gülüşün
Dirilişin bu mezarda
Kıyamın bu mezarda
Kıyamet var bu mezarda
Cennet var cehennem var bu mezarda
Dirilişin bu mezarda
Bir sultan mezarı bu

Eşref-i mahlukatım ben
Ölüm yok bana ey sultanım ey nur...

Bulut aşıktır ağlar Aşıktır denize...
Maviliğe aşk ağlattı beni ölüm yok bana
Gizleyemez beni asırlar bile
Maviliğe bu aşk ölmesin bende
Ölüm yok bana bakiyedir aşkım benim

Yapraksız ağaç gibiyim gel bahar
Yapraklarım desem ağlasam
Bu kış beni üşüttükçe
Gülsüzüm desem ağlasam

Ölüm gizleyemez bizi bakiyedir aşkım benim
Ölüm yok bana
Maviliğe uzuyor maviliğe gülücüklerim
Secdelerim tevbelerim dualarım...

4.

Eşref-i mahlukatım ben
Sultanım
Ey nur
Ey eyyub
Ey sultan
Bana ay ışığını anlat
Güneş içimi kanattı
Bir ağacın rüyasındayım
Ağaç gibi büyümek için
Kavga bitmiştir bende
Yusufun kavgası yok kardeşlerine

Eşref-i mahlukatım ben
Ey sultan nurlu izindeyim

Eşref-i mahlukatım ben
Kavga bitmişti bende
Kesen çoktu dallarımı
Kıran çoktu dallarımı
Kırılsın dallarım meyve vermezse...
ey sultanım

Sultanım öptüğün izleri öpeyim
Varıp mezarına gülleri öpeyim
EYUP diyen dilleri öpeyim
Aşkta yanmış külleri öpeyim
Yıkılsın diye karanlığın surları
Gönlümde ülkemde ve varlıkta

Eşref-i mahlukatım ben
Firavun çağ vız gelirsin bana

Eşref-i mahlukatım ben
Asasız Musa mı sandınız gönlümü
Gazze mi sandınız gönlümü
Gülümü

Yumrukları konuşan gönlüm var benim
Firavun çağ
Bir kıbtiye bir yumruğu yeter gönlümün

Yoktur taş Habilin elinde
Nükler var şimdi kafirin elinde

Ah
Bu çağ bizim canımıza okudu
Bu Firavun asasız dolaşılmaz ey Musa

Şehit ettiler habildi sevgilerim
Kuyulara attılar Yusuftu o sevgilerim
Bahardı çiçekti o sevgilerim
Ezanlarım çiçekti...



Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Kobani düştü Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kobani düştü yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kobani düştü yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL