0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
42
Okunma
Yalnızca geceleri gelen umutla; hareket eden, düş kuran, gülüş alan hayatlar ve yine yalnızca geceleri gelen o derin, sessiz çığlık.
İnsanları düşünüyorum. Kendini arayan, kendini bulan, kendini ararken kaybolan, kendi olabilmiş ya da olamamış insanları yani bu dünyaya geldiğimizden beri doğan ve ölen , ağlayan ve gülen, seven ve sevilen, kin tutan ya da geride bıraktığı şeylere rağmen yine de çiçek açan insanları; insan olan herkesi. Doğamızda var sanırım. Yarını kovalayıp dururken bugünde kayboluyoruz. Yarınlar yokmuşçasına geçmişte savruluyoruz. Ne kadar da farklı farklıyız değil mi? Neredeyse hiçbirimiz aynı değiliz. Hepimizin farklı olduğu bu dünyada nasıl hâlâ kendimiz olamıyoruz? Her birimiz ayrıyken, her birimiz kendi yolundayken, her birimiz kendi iç dünyasındayken, nasıl olur da hâlâ kendimiz olamayız?
Kendisinin farkına varabilmeli her insan diyoruz fakat insan nasıl kendini farkeder? Milyarlarca farklı varyasyona sahip olan bu insanlıkta, bir insan kendisi olup olmadığını anlamak için neyi kıstas almalı?
Gözümüzü açtık. Bir ömür boyu sürecek bu kıstasımız,arayışımız, gözümüzü kapattığımızda son bulacak. Biz ise hâlâ kendimizi bulamadığımızın derdinde olacağız.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.