0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
43
Okunma

İkinci Bölüm-İlik Nakli
Barış karışık duygular içindeydi.
Sabahı heyecanla bekliyordu.
Dokusu uyacak mıydı uymayacak mıydı?
“İnşallah bir terslik çıkmaz da dokum uyar!” diye geçiriyordu içinden.
Bu karışık duygular içinde zor geçti gece.
Bir uyuyor, bir uyanıyordu.
O gece yine rüya gördü…
Beyaz bulutlar içinde eşi Hale Hanım göründü…
“Kızımızı kurtar, ne olur!” diye sesleniyordu.
Barış ne söyleyeceğini düşünürken de kayboldu merhumenin görüntüsü.
Şaşkın bir şekilde uyandığında bu rüyayı kendi kendine yorumlamaya çalışıyordu…
Kızları yaşamıyordu ki! Nasıl yardım edebilecekti…
Üstelik o bir sabiydi. Onun yardıma ihtiyacı olabilir miydi?
Sonra değişik bir görüş oluştu kafasında…
Belki de bu rüya Allah’ın bir lütfuydu.
Belki de o Elif-Bahadır çiftinin çocuklarına yardım etmem için bir çağrıydı…
Bu rüya ve kendi yorumu dokusunun uyacağı konusunda bir umudu canlandırmıştı.
Artık şüphesi yoktu, dokusu uyacaktı…
Bu umutla daha mutlu bir şekilde tekrar uykuya daldı.
Bu defa mavi bulutlar arasından çıkıp seslendi eşi…
“Kızımızı kurtar ne olur!”
“Endişen olmasın, onu kurtaracağım!” diye seslendi Barış…
Mutlu bir şekilde gözden kayboldu Hale Hanım.
Sabahın erken saatinde parktaki bir bankta oturarak kuşların cıvıltısını dinlemeye başladı…
Bu cıvıltılar içindeki umuda umut katıyordu…
O masum kuşların her bir cıvıltısı sanki Barış’a: “Endişe etmeyin, Şirin kardeşimiz sizin yardımınızla kurtulacak,” diye sesleniyordu.
Parkta bir saatten fazla beklemesine karşın hiç canı sıkılmadı.
Çok mutluydu, çünkü dokusunun uyacağından çok emindi artık.
Parkın yanında bir otomobil durdu ve içinden Bahadır ve Elif çıktı…
“Çok bekletmedik inşallah” dedi Bahadır.
Sonra da… “Dua edelim de dokunuz uysun” dedi…
“Endişe etmeyin,” dedi Barış. “İçimde o kadar tatlı bir duygu var ki, bence dokum uyacak.”
Sonra da kuş cıvıltısından çıkardığı anlamı onlara da tekrarladı: “’Endişe etmeyin, Şirin kardeşimiz sizin yardımınızla kurtulacak,’ dedi biraz önce bana şu ağaçta cıvıldaşan kuşlar."
“Ne dediniz, Şirin kardeşimiz mi?” diye şaşkın şaşkın sordular Barış’a.
“Henüz görmedim ama kızınızın çok şirin bir çocuk olduğunu düşünüyorum,” dedi Barış.
“Ama onun ismi de zaten Şirin,” dedi Elif Hanım şaşkınlıkla.
Barış önce biraz şaşırdı ama sonra yüzündeki ifade gülümsemeye dönüştü: “Allah söyletti!” dedi. “Bu ilginç rastlantı da her şeyin yolunda gideceğinin kanıtıdır bence. Allah büyüktür.”
Birlikte hastaneye gittiler…
Yapılan tetkiklerden sonra Barış’tan kan alındı.
Sonuçlar için beklemek zorundaydılar…
Ama Barış’ın içinde hâlâ o garip huzur vardı.
Ertesi gün telefon çaldığında üçü de nefesini tutmuştu…
“Uyumlu…” dedi telefondaki ses… “Donör uyumlu çıktı.”
Bir an sessizlik oldu…
Sonra Elif Hanım’ın hıçkırıkları duyuldu.
Bahadır’ın sesi titriyordu: “Allah razı olsun sizden…”
Barış gözlerini kapattı…
İçinden sadece şu geçti:
“Şükürler olsun…”
Günler hızla geçti…
Hastane koridorları, umutla korkunun iç içe geçtiği uzun saatlerle doluydu.
Ve sonunda…
Nakil gerçekleşti.
Barış için bu bir görevdi…
Ama kalbinin derinlerinde tarif edemediği bir bağ oluşmuştu.
(sürecek)
Kadir Tozlu
03.04.2026
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.