0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
35
Okunma
KÖRLÜK VE UYANIŞ
Körlük’ü okuyunuz demişti hocam, "kör" kalmamak için.
José Saramago’nun Körlük adlı eseri, toplumsal çöküşü ve insan doğasını “beyaz körlük” alegorisiyle anlatan sarsıcı bir distopyadır. Yazar, “Korkarım görmediğimizde vicdanımızı kaybediyoruz” temasını işleyerek, asıl körlüğün gözlerin değil, vicdanın yitirilmesiyle başladığını vurgular. İnsanlar gözlerini kaybettiklerinde değil, vicdanlarını kaybettiklerinde körleşirler.” Körlüğün en tehlikeli biçimi, görmek istememektir.” Vicdanın sustuğu yerde gözler görse de hakikati seçemez. Görmek, yalnızca gözün değil, kalbin işidir.”
Körlük, ışığın yokluğu değil, iradenin suskunluğudur.
Kuran-ı Kerim der :"
De ki: “Hiç kör ile gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?”
🌹🌹🌹
Körlük bize şunu fısıldar:
İnsan gözlerini kaybettiğinde değil, vicdanını kaybettiğinde körleşir.
🌹🌹🌹
Asıl felaket, görememek değil;
görmek istememektir.
🌹🌹🌹
Bugün dünya, siyah - beyaz bir körlüğün içinde…
Ama bu körlük gözlerde değil, kalplerde.
Aklını, izanını, vicdanını yitiren bir insanlık;
zulmü izliyor, acıyı seyrediyor, yıkımı bir film gibi tüketiyor.
Savaşlar, dehşetler, yıkımlar…
Artık sadece haber değil, sıradan görüntüler.
İnsanlık, kendi çöküşünü izleyen bir seyirciye dönüşmüş durumda.
🌹🌹🌹
Ve biz sustukça,
karanlık büyüyor.
Bugün birçok coğrafyada, özellikle de İslam dünyasında;
özünden kopmuş zihinler, dar ufuklar ve kirli hesaplar hüküm sürüyor.
Sözde aydınlar, sözde liderler, sözde hakikat savunucuları…
Gerçeği temsil etmek yerine, düzenin gölgesinde yaşamayı seçiyor.
Görünüşte karşı duranlar bile,
çoğu zaman o çarkın bir parçası hâline gelmiş durumda.
Algılarla yöneten, sloganlarla oyalayan,
hakikati perdeleyen bir düzen kurulmuş.
Yer altı ve yer üstü zenginlikler,
kültürler, değerler ve umutlar;
küçük çıkarlar uğruna pazarlanıyor. Hak hukuk ve adalet yerlerde sürünüyor. Koca bir millet helak olmaya doğru giderken, gençler ne yazık ki kederli bir gelecek dehşeti içinde.
🌹🌹🌹
Şeytanizm, emperyalizm, kapitalizm ve siyonizm;
artık sadece sistem değil, bir zihniyet…
Ego, bencillik ve ırkçılıkla beslenen bu anlayış; insanı insana düşman ediyor. Kardeşi kardeşe kırdırıyor. Emniyet güven ve huzur gittikçe buharlaşıyor.
Koca bir ülke çürürken, aileler darmadağın olurken, kardeşlik çözülüyor. Her şey anlamını kaybediyor.
Adalet susuyor.
Vicdan köreliyor.
Bugün kölelik zincirlerle değil;
zihinlerle, korkularla ve algılarla kuruluyor.
En büyük karanlık ise şudur:
İnsanların çoğu artık bu durumu fark etmiyor…
Ya da fark etmek istemiyor.
Oysa kurtuluş hâlâ mümkün.
Gerçek uyanış;
bilgiyle, ilimle, irfanla başlar.
Ahlâkın yeniden dirilmesiyle,
erdemin yeniden anlam kazanmasıyla büyür.
Unutma!
Hak, hukuk ve adalet;
söylenen değil, yaşanan bir hakikattir.
Özgürlük;
önce zihindeki zincirleri kırmaktır.
Eğer bugün susarsan,
yarın konuşacak bir sesin kalmayabilir.
Eğer bugün görmezden gelirsen,
yarın karanlık seni tamamen içine alır.
Ama hâlâ umut var…
İnsan, kendine döndüğünde…
Vicdan yeniden konuştuğunda…
Kardeşlik yeniden kurulduğunda…
Adalet yeniden ayağa kalktığında…
Karanlık dağılır.
Ve insanlık,
yeniden hakikatin ışığında yürümeyi öğrenir.
Uyan!
Kendine dön!
Ve insan olmanın şerefini hatırla…
Sevgi ve muhabbetle selamlıyorum...
Mirzâde MİRKELAM
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.